Anasayfa Karar Bülteni AYM | Adem Gül | BN. 2021/16755

Karar Bülteni

AYM Adem Gül BN. 2021/16755

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/16755
Karar Tarihi 11.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İdare mahkeme kararlarını gecikmeksizin uygulamakla yükümlüdür.
  • İptal kararları geriye yürür ve işlemi ortadan kaldırır.
  • Hukuki veya fiilî imkânsızlık kararın icrasını engellemez.
  • Kararın icrası adil yargılanma hakkının temel unsurudur.

Bu karar, idari yargı mercileri tarafından verilen iptal kararlarının idare tarafından eksiksiz ve gerekçesine tam uygun şekilde yerine getirilmesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin mahkeme kararını şeklen uyguluyormuş gibi görünerek özünde kararın asli gerekçelerini göz ardı etmesini ve hukuka aykırılığı kesinleşen düzenleyici işlemler üzerinden yeniden işlem tesis etmesini, adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararın icrası hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Özellikle idarenin yasal yetki süresinin dolduğu yönündeki savunmalarının, iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesinin katı bir istisnası olan iptal kararlarının geriye yürümesi kuralı karşısında geçerli bir mazeret oluşturamayacağı son derece güçlü bir biçimde vurgulanmıştır.

Emsal niteliğindeki bu yargı kararı, idarenin iptal kararlarını uygularken fiilî veya hukuki imkânsızlıkları bahane ederek eylemsiz kalamayacağını, hukuka aykırılığı bütünüyle gidermek için alternatif ve uygun telafi yöntemleri geliştirmekle doğrudan yükümlü olduğunu göstermesi bakımından uygulamada büyük bir öneme sahiptir. Karar, idarenin iptal edilen idari kılavuzlar yerine usulüne uygun yeni düzenleyici işlemler ihdas etmeden aynı hatalı usulle işlem yapmaya devam etmesinin yargı kararını tamamen etkisiz kılacağını teyit etmektedir. Bu içtihat, idare hukukunda yargı kararlarının bağlayıcılığı ve eksiksiz uygulanması noktasında idareye düşen pozitif yükümlülüklerin sınırlarını netleştirerek, benzer uyuşmazlıklarda idarenin savunmalarının mahkemelerce daha sıkı bir denetime tabi tutulmasına emsal teşkil edecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Milli Eğitim Bakanlığında şube müdürü olarak görev yapan başvurucu Adem Gül, maarif müfettişliği için açılan sınavlarda yazılı aşamayı başarıyla geçmiş ancak mülakat aşamasında başarısız sayılmıştır. Başvurucu, girdiği mülakatın dayanağı olan kılavuzun hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal davası açmıştır. İdare mahkemesi, yasal dayanaktan yoksun kılavuzun iptal edildiğini belirterek başarısız sayılma işlemini iptal etmiştir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, mahkeme kararının gerekçesine uyarak usulüne uygun yeni bir yönetmelik çıkarmak yerine, yine sadece Bakanlık onayıyla yeni bir mülakat düzenlemiş ve başvurucu bu mülakatta da yeniden başarısız sayılmıştır. Başvurucu, idarenin kesinleşmiş mahkeme kararının gerekçesini bilerek uygulamadığını, hukuki dayanaktan yoksun işlemlerle kendisini mağdur etmeye devam ettiğini ve hakkı olan müfettişlik imkânından kasten mahrum bıraktığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, kararın icrası hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı, bireylerin sadece mahkeme önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmada bulunmasını değil, aynı zamanda yargılama sonucunda elde ettikleri kararların etkili bir biçimde uygulanmasını da kapsayan geniş bir haktır. Bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.138 uyarınca, yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini hiçbir şekilde geciktiremez.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.28 hükmü uyarınca idare, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur bırakılmıştır. İdari işlemlerin iptali kararları, hukuka aykırı işlemin tesis edildiği tarihten itibaren geçersiz olduğunu tespit eder ve işlemi geçmişe etkili olarak hukuk düzeninden kesin bir şekilde siler. İptal kararı üzerine idarenin, iptal edilen işlemi ve bu işleme bağlı olarak doğan tüm hukuki sonuçları ortadan kaldırması, işlem hiç tesis edilmemiş gibi önceki hukuki durumu ihya etmesi ve telafi mekanizmalarını işletmesi gerekmektedir.

Kararın icrası hakkı, adil yargılanma hakkının ayrılmaz ve en kritik parçalarından biridir. Yargı kararlarının idare tarafından uygulanmaması, hukuk devleti ilkesini ve yargı bağımsızlığını tamamen anlamsız hâle getirir. İdarenin, fiilî veya hukuki imkânsızlıklar bulunduğunu öne sürdüğü en istisnai durumlarda dahi kararı uygulamak için azami gayreti göstermesi, alternatif çözümler üreterek yargı kararına uyma iradesini ortaya koyması mutlak bir zorunluluktur. Sonradan açılacak bir tazminat davası gibi yollar, iptal kararının aynen uygulanmasının bir alternatifi olarak kesinlikle görülemez ve idareyi mahkeme kararının icaplarını yerine getirme yükümlülüğünden asla kurtarmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Başvuruya konu olayda, başvurucunun maarif müfettişliği mülakatında başarısız sayılmasına ilişkin işlem, idare mahkemesi tarafından mülakatın dayanağı olan idari kılavuzun kanuni dayanaktan yoksun olduğu ve konunun ancak bir yönetmelikle düzenlenebileceği gerekçesiyle iptal edilmiştir. İdare ise mahkeme kararının asli gerekçesine uygun olarak yeni bir yönetmelik çıkarmak yerine, hukuka aykırılığı açıkça tespit edilmiş kılavuza benzer şekilde yine sadece makam onayı ile yeni bir mülakat süreci düzenlemiş ve başvurucuyu bu ikinci mülakatta da başarısız saymıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı, mülakat yetkisini veren 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname geçici m.12 kapsamındaki bir yıllık yasal sürenin dolduğunu ileri sürerek fiilî ve hukuki imkânsızlık savunmasında bulunmuştur. Ancak Anayasa Mahkemesi, idari işlemlerin iptaline dair mahkeme kararlarının geçmişe etkili sonuç doğurduğunu, KHK ile tanınan sürenin dolmuş olmasının iptal kararının uygulanmasına ve idarenin kendi hatasını telafi etmek amacıyla usulüne uygun yeni bir mülakat düzenlemesine engel teşkil etmeyeceğini kesin bir dille vurgulamıştır.

İdarenin, usulüne uygun yasal prosedürü gerçekleştirmeden çıkardığı kılavuzlar ve düzenlediği mülakatların yargı mercilerince defalarca iptal edilmesine rağmen, mahkeme kararlarının gerekçesini karşılayacak nitelikte bir düzenleyici işlem ihdas etmediği somut bir şekilde tespit edilmiştir. İptal kararları, başvurucuya doğrudan müfettiş olarak atanma hakkı vermese de, usulüne uygun olarak düzenlenmiş, hukuki dayanaktan yoksun olmayan ve mevzuatla çerçevesi çizilmiş yeni bir mülakata girme hakkı tanımaktadır. İdarenin bu yönde hiçbir yasal girişimde bulunmaması ve iptal kararının icaplarını yerine getirmekten sürekli kaçınması, kararın icrası hakkını tamamen işlevsiz kılmıştır. Başvurucunun yargı kararının uygulanması konusunda üzerine düşen herhangi bir kusuru bulunmazken, idarenin mahkeme kararını etkisiz bırakan tutumu hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, idarenin mahkeme kararını gereği gibi uygulamaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararın icrası hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: