Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Alaattin Ömerca ve Diğ. | BN. 2023/63228

Karar Bülteni

AYM Alaattin Ömerca ve Diğ. BN. 2023/63228

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2023/63228
Karar Tarihi 11.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma tazminatında enflasyon farkı ödenmelidir.
  • Değer kaybı mülkiyet hakkının ihlali niteliğindedir.
  • Ölen başvurucu adına vekâletle başvuru yapılamaz.
  • Uzun yargılama şikayetlerinde komisyona başvuru yolu tüketilmelidir.

Bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında erimesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Devletin haksız bir şekilde vatandaşın mülkiyetine müdahale etmesinin ardından takdir edilen bedelin enflasyon nedeniyle değer kaybına uğraması, kişiye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasındaki adil dengenin bozulmaması gerektiğine işaret etmiştir. Aynı zamanda karar, vefat eden kişi adına avukat tarafından başvuru yapılmasının hakkın kötüye kullanılması sayılacağını gösteren usul hukuku açısından kritik bir boyuta sahiptir.

Benzer kamulaştırmasız el atma davalarında bu karar, mülk sahiplerinin tazminat bedellerini alırken enflasyon farkını da talep etmeleri noktasında önemli bir emsal oluşturmaktadır. Mahkemelerin enflasyon kaynaklı değer kayıplarını dikkate alarak tazminat belirlemesi uygulamadaki hak kayıplarını engelleyecektir. Öte yandan uzun süren yargılamalara ilişkin makul süre şikayetlerinde Tazminat Komisyonuna başvurunun zorunlu olduğunun yinelenmesi, başvuru yollarının tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gidilemeyeceğini göstermekte olup meslektaşların takip edeceği usuli adımlar için yol göstericidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, kendilerine ait olan taşınmaza devlet tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmadan fiilen el atılması üzerine idareye karşı tazminat davası açmıştır. Açılan bu kamulaştırmasız el atma davası sonucunda yerel mahkemece bir tazminata hükmedilmiş ancak yargılama sürecinin uzun sürmesi sebebiyle belirlenen bu tutar, enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğramıştır. Başvurucular, hem ödenen tazminatın taşınmazın gerçek değerinin altında kaldığını hem de aradan geçen zaman ve enflasyon nedeniyle paranın değerini yitirdiğini iddia etmiştir. Buna ek olarak davanın çok uzun sürede sonuçlanması nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlığın temelinde, haksız el atılan taşınmazın bedelinin geç ödenmesi ve enflasyonist erime yatmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı ilkelerine dayanmıştır. Buna göre kişilerin mülkiyet haklarına yapılan müdahalelerde kamu yararı ile bireyin hakkı arasında makul ve adil bir dengenin kurulması zorunludur.

Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca taşınmazın gerçek değerinin tespit edilip malike ödenmesi anayasal bir güvencedir. Ancak sadece bedelin belirlenmesi yeterli olmayıp bu bedelin enflasyon karşısında erimemesi de mülkiyet hakkının bir gereğidir. Kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğinden mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu bağlamda önceki emsal kararlarına atıf yaparak idarelerin enflasyonist ortamlarda vatandaşın mağduriyetini giderecek adımlar atması gerektiğinin altını çizmiştir.

Öte yandan usul hukukuna ilişkin olarak 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun uyarınca bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması yasağı getirilmiştir. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda, ölen kişi adına vekâleti sona eren avukat tarafından başvuru yapılması istismar edici davranış sayılarak disiplin para cezasını gerektirmektedir.

Son olarak makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialar bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanmıştır. Bu kanuna eklenen 5/A maddesi gereğince, yargılamaların uzun sürmesine yönelik şikayetlerde ilk bakışta ulaşılabilir ve başarı şansı sunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine doğrudan başvuru yapılması ikincillik ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan incelemede, başvuru dosyasında yer alan talepler ve usuli durumlar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Öncelikle, başvuruculardan Keziban Karlapak'ın bireysel başvuru tarihinden çok önce vefat ettiği UYAP kayıtları üzerinden tespit edilmiştir. Buna rağmen vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukatı tarafından, müvekkilinin ölümü Mahkemeden gizlenerek başvuru yapılması, bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanılması olarak nitelendirilmiş ve ilgili avukat aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmiştir. Aynı şekilde başvuru sonrasında vefat eden iki başvurucu yönünden ise mirasçılar tarafından başvuruyu takibe dair bir irade ortaya konulmadığı ve yasal işlemler gerçekleştirilmediği için dosyalarının ölüm nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

Usul yönünden engeli bulunmayan ve esasa girilen diğer başvurucuların iddiaları incelendiğinde, kamulaştırmasız el atılan taşınmazları için idarece bir tazminat bedeli belirlendiği görülmüştür. Başvurucular belirlenen bu bedelin piyasa gerçeklerinin altında ve oldukça düşük olduğu iddiasını ileri sürmüşse de, derece mahkemelerinin tespitlerinde ve bilirkişi incelemelerinde bariz takdir hatası olmadığı için bu talep açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Ancak, hükmedilen tazminat bedelinin geçen uzun mahkeme süreci zarfında enflasyon karşısında telafisi imkânsız bir değer kaybına uğradığı ve devlet tarafından bu durumun telafi edilmediği saptanmıştır. Bu enflasyonist değer kaybı, başvuruculara olağan dışı ve aşırı bir şahsi külfet yüklediğinden mülkiyet hakkının orantısız bir şekilde ihlal edildiği neticesine ulaşılmıştır.

Başvurucuların davanın uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine yönelik şikayetlerinde ise yeni yasal düzenlemeler işaret edilmiştir. Yargılamaların uzaması şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonu yoluna gidilmesi gerektiği, bu idari ve hukuki yol tüketilmeden yapılan başvurunun bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği incelenemeyeceği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi 1. Bölümü, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın değer kaybına uğratılması nedeniyle ihlal edildiği yönünde karar vermiştir / başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: