Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Basmacı ve Diğerleri | BN. 2019/42142

Karar Bülteni

AYM Ali Basmacı ve Diğerleri BN. 2019/42142

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2019/42142
Karar Tarihi 30.04.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • HAGB kararlarına itirazlar esastan incelenmek zorundadır.
  • İtiraz mercileri kalıplaşmış ve soyut gerekçelerle yetinemez.
  • Sanığın savunma güvenceleri iddia makamına karşı korunmalıdır.
  • Etkili denetim içermeyen HAGB usulü adil yargılanma ihlalidir.

Bu karar, ceza yargılamasında yıllardır sıklıkla uygulanan ve tartışmalara konu olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun, sanıkların temel hak ve güvencelerini ne ölçüde ihlal edebileceğini gösteren son derece önemli bir anayasal denetim belgesidir. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarına karşı kanunda öngörülen itiraz yolunun, uygulamada yalnızca şekli şartların oluşup oluşmadığı yönünden ve matbu, soyut ifadelerle reddedilmesini adil yargılanma hakkına aykırı bulmuştur. Karar, itiraz mercilerinin uyuşmazlığın esasına, delillere ve sanığın hukuka aykırılık iddialarına yönelik somut ve aydınlatıcı değerlendirmeler yapma zorunluluğunu güçlü bir biçimde vurgulamaktadır.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi bakımından bu karar, HAGB kararlarına karşı işletilen itiraz yolunun pratikteki işlevsizliğine vurgu yapan meşhur Atilla Yazar ve diğerleri genel kurul kararının kararlı bir devamı niteliğindedir. Mahkeme, HAGB müessesesine ilişkin kanun hükümlerinin yakın zamanda bütünüyle iptal edildiğini de hatırlatarak, söz konusu yasal sistemin sanıkları iddia makamı karşısında baştan itibaren dezavantajlı konuma düşürdüğünü tescillemiştir. Bundan sonraki süreçte, kesinleşmiş gibi görünen ancak itiraz mercilerince esastan ve tatmin edici gerekçelerle denetlenmeyen HAGB kararlarının, yeniden yargılama sebebi sayılacağı yargı camiasına net bir şekilde ilan edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular hakkında çeşitli tarihlerde yürütülen ceza yargılamaları neticesinde yerel mahkemeler tarafından mahkûmiyet hükümleri kurulmuş, ancak bu mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Başvurucular, üzerlerine atılı suçların sabit olup olmadığı yeterince araştırılmadan cezalandırıldıklarını, mahkemeye sundukları lehe delillerin ve tanık dinletme taleplerinin dikkate alınmadığını belirterek HAGB kararlarına itiraz etmiştir.

İtirazları incelemekle görevli olan ağır ceza mahkemeleri ise başvurucuların esasa ve delillere yönelik bu şikâyetlerini incelememiş; sadece kararın usule ve yasaya uygun olduğunu, HAGB'nin kanuni şekil şartlarının gerçekleştiğini belirten matbu ve kalıplaşmış ifadelerle itirazları reddetmiştir. Bu durum üzerine başvurucular, itiraz mekanizmasının etkisiz bir hak arama yolu hâline geldiğini, itiraz makamlarının dosyayı esastan denetlemediğini ve sonuç olarak adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin somut başvuruyu incelerken dayandığı temel hukuki çerçeve, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakka bağlı olan silahların eşitliği ile savunma hakları etrafında şekillenmektedir.

Uyuşmazlığın temelini oluşturan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 hükmü, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasına ve denetim süresi boyunca yeni bir kasten suç işlenmemesi şartıyla davanın düşmesine imkân tanıyan HAGB kurumunu düzenlemektedir. Anılan maddenin on ikinci fıkrasında ise verilen HAGB kararlarına karşı itiraz kanun yolunun açık olduğu kurala bağlanmıştır.

Ancak Anayasa Mahkemesi, gerek Atilla Yazar ve diğerleri genel kurul kararı gerekse de yakın dönemde verdiği norm denetimi iptal kararlarında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 uyarınca işleyen HAGB itiraz usulünün yapısal sorunlar barındırdığını tespit etmiştir. İtiraz mercilerinin HAGB kararlarını denetlerken yalnızca ceza miktarının sınır dâhilinde olup olmadığı, zararın giderilip giderilmediği veya sabıka kaydı gibi şekli şartları incelemesi hukuka aykırıdır. Mahkemelerin, kanun koyucunun itiraz yolunu öngörürken hedeflediği "etkili denetim" amacına uygun olarak; sanığın esasa, delillere ve muhakeme eksikliklerine yönelik iddialarını detaylıca değerlendirmesi, hukuka aykırılık iddialarını esastan incelemesi ve çatışan menfaatleri dengeleyerek kararlarını gerekçelendirmesi zorunludur.

Anayasa Mahkemesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231'de yer alan HAGB müessesesine ilişkin düzenlemelerin, sanıkları iddia makamı karşısında zayıf düşürdüğü, müdafi yardımından yararlanma ve savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma güvencelerini ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiş olduğunu da bu yargılama sürecinin temel kural zemininde hatırlatmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucular hakkında ilk derece mahkemeleri tarafından kurulan HAGB kararlarını ve bu kararlara karşı yapılan itirazları reddeden merci kararlarını adil yargılanma hakkının temel güvenceleri açısından detaylı biçimde incelemiştir. Yapılan incelemede, daha önce verilen ihlal ve iptal kararlarında tespit edilen sistematik sorunların başvuruya konu edilen yargılamalarda da aynen tezahür ettiği görülmüştür.

İlk derece mahkemeleri tarafından hazırlanan gerekçeli kararlarda, sanıklara isnat edilen fiillerin soyut bir şekilde tekrarlandığı, bazı kararlarda ilgisiz gerekçelere yer verildiği tespit edilmiştir. Mahkemelerin izlediği yargılama usulünün, iddia karşısında savunma makamının sahip olması gereken anayasal güvenceleri yeterince koruyamadığı ve sanıkları dezavantajlı hâle getirdiği anlaşılmıştır. Ayrıca başvurucuların müdafi yardımından yararlanma ve savunma haklarının da tam anlamıyla tesis edilmediği belirlenmiştir.

Öte yandan, HAGB kararlarını incelemekle görevli olan itiraz mercilerinin, başvurucuların esasa ve usule yönelik ciddi itirazlarını değerlendirmekten kaçındığı saptanmıştır. İtiraz makamlarının kararlarının, dosya üzerinden yeknesak bir şekilde, sadece şekli şartlar yönünden yapılmış şablon incelemelerden ibaret olduğu görülmüştür. "Kararda hukuka aykırılık bulunmadığı" şeklindeki tek cümlelik kalıp gerekçelerle verilen ret kararlarının, yargısal denetim sağlama işlevinden uzak olduğu vurgulanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, itiraz mercilerinin davayla doğrudan ilgili olan itiraz sebeplerini ayrıca değerlendirmesi ve yeterli bir gerekçe ile taraflara cevap vermesi gerekirken bu yükümlülüğü sistemsel olarak yerine getirmediklerini ifade etmiştir. Bu durumun, itiraz mekanizmasını etkisiz bir hukuk yoluna dönüştürdüğü, temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin giderilmesi imkânını tamamen engellediği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, yargılama sürecindeki bu ağır eksiklikler sebebiyle başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiği ve yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: