Karar Bülteni
AYM Adnan Görgülü BN. 2021/13137
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/13137 |
| Karar Tarihi | 30.04.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Sözlü yargılanma hakkı adil yargılanmanın temelidir.
- Duruşma talebinin gerekçesiz reddi hak ihlalidir.
- Çelişkili delillerde duruşma açılması zorunluluk teşkil edebilir.
- Tanık dinletme talepleri dikkatle değerlendirilmelidir.
Bu karar, idari para cezalarına karşı yapılan itiraz incelemelerinde, mahkemelerin duruşma açma taleplerini gerekçesiz olarak reddederek dosya üzerinden karar vermesinin adil yargılanma hakkını zedelediğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kabahatler hukukunda iş yükünün azaltılması amacıyla getirilen duruşmasız inceleme kuralının mutlak olmadığını vurgulamıştır. Özellikle çelişkili ifadelerin, görgü tanıklarının ve delillerin güvenilirliğinin söz konusu olduğu ihtilaflı olaylarda, kişilerin kendilerini sözlü olarak savunma ve tanık dinletme taleplerinin karşılanması gerektiği belirtilmiştir.
Uygulamada, sulh ceza hâkimliklerinin trafik, alkol satışı veya benzeri kabahatler nedeniyle kesilen idari para cezası itirazlarını genellikle matbu gerekçelerle ve sadece dosya üzerinden inceleyerek sonuçlandırdığı bilinmektedir. Bu emsal karar, hâkimliklerin bundan böyle tarafların duruşma ve tanık dinletme taleplerini daha titiz bir şekilde incelemeleri gerektiğini göstermektedir. Özellikle ceza tutanağına aykırı beyanların bulunduğu durumlarda, mahkemelerin uyuşmazlığı sadece evrak üzerinden çözmek yerine taraflara sözlü savunma hakkı tanımasının hukuki bir zorunluluk olabileceği yönünde güçlü bir içtihat oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
İzmir'de tekel bayisi işleten başvurucuya, saat 22.00'den sonra alkollü içki satışı yaptığı gerekçesiyle polis tutanağına dayanılarak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 63.185 TL idari para cezası kesilmiştir. Başvurucu, polis tutanağının gerçeği yansıtmadığını, tutanakta işyeri temsilcisi olarak geçen kişinin itirazlarının tutanağa yazılmadığını ve sonradan ifade değiştiren bir müşterinin soyut beyanıyla ceza kesildiğini belirterek sulh ceza hâkimliğine itiraz etmiştir.
İtirazında, çelişkilerin giderilmesi için duruşma açılmasını ve tanığının dinlenmesini talep etmiştir. Sulh ceza hâkimliği ise başvurucunun duruşma açılması ve tanık dinletilmesi yönündeki bu talepleri hakkında hiçbir değerlendirme yapmadan, sadece evrak üzerinden inceleme yaparak itirazı reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, haklılığını ispatlamak için talep ettiği sözlü savunma hakkının elinden alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın kamuya açık ve duruşmalı yapılması ilkelerini temel almıştır. Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri, davanın dinlenmesi hakkı kapsamında kişilere savunma yapma, aleyhindeki ifadeleri dinleme ve tanıkları sorgulatma imkânı sunan sözlü yargılanma hakkıdır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.28/4, idari para cezalarına karşı yapılan başvurularda mahkemenin talep üzerine veya resen tarafları çağırarak dinleyebileceğini düzenlemektedir. Bu kural, hafif nitelikteki kabahat yargılamalarının hızlandırılması ve iş yükünün azaltılması amacıyla hâkimlere dosya üzerinden karar verme takdiri sunsa da, bu yetki keyfî kullanılamaz ve mutlak değildir.
Yerleşik içtihatlara göre, ceza hukukunun çekirdeğini oluşturmayan idari yaptırımlara ilişkin davalarda her zaman duruşma açılması zorunlu olmasa da; davanın açıklığa kavuşturulmasında dosyadaki bilgi ve belgelerin yetersiz kaldığı, delillerin güvenilirliği ve inandırıcılığı konusunda sorunların yaşandığı ve çelişkili ifadelerin bulunduğu durumlarda mahkemelerin adil bir karar verebilmesi için sözlü yargılama yapması gereklidir. Sınırlı, şeklî ve teknik bir incelemenin ihtilafı çözmeye yetmeyeceği böylesi hâllerde, şüpheliye iddia ve itirazlarını sözlü olarak mahkeme önünde dile getirme fırsatının tanınmaması, adil yargılanma hakkının ihlaline vücut verebilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelediğinde, başvurucuya kesilen idari para cezasının dayanağı olan polis tutanağının ve bu tutanakta yer alan müşteri beyanlarının gerçekliğinin uyuşmazlığın temelini oluşturduğunu tespit etmiştir. İdari yaptırım kararında polis tutanağı ve olaya karıştığı iddia edilen müşterinin ilk beyanı esas alınmıştır. Ancak başvurucu, bu tutanağın gerçeğe aykırı olduğunu, dükkân görevlisinin tutanağı imzalamadığını ve itirazlarının tutanağa yansıtılmadığını öne sürmüş, bu şahsın tanık olarak dinlenmesi için ısrarla duruşma talep etmiştir. Üstelik olayda bilgi sahibi sıfatıyla ifade veren müşteri, daha sonra mahkemeye sunduğu dilekçeyle ilk beyanını geri almış ve içkiyi başvurucunun dükkânından almadığını beyan etmiştir.
Sulh Ceza Hâkimliği ise, dosyadaki bu temel çelişkilere ve başvurucunun açık duruşma talebine rağmen, 5326 sayılı Kanun kapsamında kendisine tanınan takdir yetkisini gerekçesiz bir biçimde kullanarak dosyayı sadece evrak üzerinden incelemiş ve itirazı reddetmiştir. Mahkeme, olaydaki çelişkilerin giderilmesi, geri alınan beyanların tartışılması ve savunma tanığının dinlenmesi yönündeki talepleri tamamen göz ardı etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, idare tarafından tanzim edilen bir tutanak ile daha sonra geri alınan bir beyana dayanılarak karar verildiğini, başvurucunun delillerin güvenilirliğine yönelik itirazlarını sözlü olarak dile getirme imkânından yoksun bırakıldığını belirlemiştir. Başvurucunun savunma yapma ve iddialarını sunma noktasında dezavantajlı duruma düşürüldüğü, bu durumun yargılamanın hakkaniyetini bütünüyle zedelediği ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını sözlü olarak dile getirme ve tanık dinletme imkânından yoksun bırakılması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki sözlü yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.