Karar Bülteni
AYM Abdurrezzak Aykaç BN. 2020/11671
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2020/11671 |
| Karar Tarihi | 30.04.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Esaslı iddialar mahkemelerce mutlaka karşılanmalı ve gerekçelendirilmelidir.
- Uyuşmazlığın sonucunu değiştirecek delillerin incelenmemesi ihlaldir.
- İstinaf incelemesinde sunulan kritik belgeler değerlendirilmelidir.
- Gerekçeli karar hakkı adil yargılanmanın temel unsurudur.
Anayasa Mahkemesinin bu kararı, adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkının kapsamını ve sınırlarını bir kez daha net bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar, derece mahkemelerinin ve bilhassa istinaf mercilerinin, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki esaslı iddia ve delilleri görmezden gelemeyeceğini vurgulamaktadır. Yargılama sürecinde taraflarca sunulan ve uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olan belgelerin kararda tartışılmaması, hukuki dinlenilme ve gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmiştir.
Uygulamadaki önemi açısından bu karar, özellikle işe iade davalarında iş güvencesi kapsamının belirlenmesine yönelik çalışan sayısının tespiti gibi kritik aşamalarda mahkemelerin daha titiz bir inceleme yapması gerektiğini göstermektedir. Benzer davalarda emsal teşkil edecek bu yaklaşım, istinaf incelemesi sırasında dosyaya sunulan yeni ve esasa etkili delillerin mutlaka kararda tartışılarak karşılanmasını zorunlu kılmaktadır. Mahkemelerin, uyuşmazlığın kaderini değiştirebilecek resmî kurum yazılarını değerlendirmeksizin şablon gerekçelerle ret kararı vermesinin önüne geçilmesi bakımından bu içtihat, hukuki güvenlik ve adil yargılanma standartlarının yükseltilmesine önemli bir katkı sunmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir temizlik şirketinde alt işveren işçisi olarak çalışan başvurucu, iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine işverene karşı işe iade davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, işyerinde otuzdan az (on altı) işçi çalıştığı gerekçesiyle, kanundaki iş güvencesi şartlarının oluşmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Başvurucu bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş ve aynı işverene karşı açılan başka bir davada Sosyal Güvenlik Kurumunun işyerinde yüz yirmi işçi çalıştığına dair resmî bir yazı gönderdiğini belirterek bu belgeyi dosyaya sunmuştur. Ancak istinaf mahkemesi, başvurucunun sunduğu bu resmî belgeyi ve iddiaları hiçbir şekilde değerlendirmeden istinaf talebini reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, davanın sonucunu değiştirecek nitelikteki delillerin ve iddiaların incelenmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın temel bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı üzerinde durmuştur. Anayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçeli karar hakkı, makul ve mantıksal bir dayanağı olan, tarafların iddia ve savunmalarının mahkemece incelendiğini gösteren kararların verilmesini güvence altına alır.
İş hukuku mevzuatı açısından uyuşmazlığın temelini 4857 sayılı İş Kanunu m.18 düzenlemesi oluşturmaktadır. İlgili kanun maddesinin birinci fıkrasına göre, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, geçerli bir nedene dayanmak zorundadır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise işverenin aynı iş kolunda birden fazla işyerinin bulunması hâlinde, işyerinde çalışan işçi sayısının, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, mahkemelerin yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı yanıt vermesi beklenmese de davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kararda mutlaka makul bir gerekçe ile karşılanması gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümünde doğrudan etkili olan ve yargılamanın seyrini değiştirebilecek nitelikteki resmî belgelerin veya delillerin karar gerekçesinde tartışılmaması, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olmakta ve anayasal düzeyde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının açık bir ihlalini oluşturmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun işe iade davasının reddedilmesi sürecini adil yargılanma hakkının sağladığı güvenceler çerçevesinde titizlikle incelemiştir. İlk derece mahkemesi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmek için aranan otuz işçi şartının somut olayda gerçekleşmediğini, işyerinde on altı işçinin çalıştığını belirterek davayı reddetmiştir. Ancak başvurucu, istinaf aşamasında bu tespite ciddi bir itiraz getirmiş ve aynı işverene karşı başka bir işçi tarafından açılan emsal davada, Siirt Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün işyerinde yüz yirmi işçi çalıştığını bildiren resmî yazısını dosyaya delil olarak sunmuştur.
Yüksek Mahkemenin tespitlerine göre, davalı işverene ait işyerinde fesih tarihi itibarıyla çalışan toplam işçi sayısının otuzun üzerinde olması hâlinde, mahkemenin işe iade davasının esasını incelemesi ve feshin haklı veya geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığını araştırması gerekmektedir. Dolayısıyla başvurucunun istinaf mahkemesine sunduğu bu resmî belge ve ileri sürdüğü iddia, doğrudan uyuşmazlığın esasını ve davanın sonucunu değiştirebilecek niteliktedir.
Buna karşın istinaf mahkemesi, başvurucu tarafından açıkça ileri sürülen ve işyerinde yüz yirmi işçi çalıştığını tevsik eden bu kritik resmî belgeyi hiçbir şekilde değerlendirmemiş ve bu hususta herhangi bir gerekçe oluşturmamıştır. Anayasa Mahkemesi, davanın kaderini belirleyecek önemdeki bu tür esaslı iddia ve delillerin istinaf mercii tarafından cevapsız bırakılmasının ve gerekçede karşılanmamasının, gerekçeli karar hakkının ihlali anlamına geldiğini vurgulamıştır. Tarafların uyuşmazlığın çözümüne etki edecek iddialarının mahkemelerce makul bir şekilde incelenip karara bağlanması, hukuki dinlenilme hakkının en temel gereğidir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.