Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/29592 E. | 2017/17489 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/29592 E. 2017/17489 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/29592
Karar No 2017/17489
Karar Tarihi 06.11.2017
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Güven ilişkisinin zedelenmesi geçerli fesih nedenidir.
  • Veri ihlali için bilginin paylaşılması şart değildir.
  • Ticari sırrın kopyalanması sadakat borcunu ihlal eder.
  • Şirket içi e-postaların şahsi hesaba aktarılması yasaktır.

Bu karar, işçilerin çalıştıkları kurumun ticari ve operasyonel verilerini şahsi bilgisayarlarına veya kişisel hesaplarına aktarmalarının iş hukuku boyutuyla ne anlama geldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Günümüzde dijitalleşmenin artmasıyla birlikte, çalışanların iş yeri verilerine erişimi ve bu verileri kopyalaması oldukça kolaylaşmıştır. Yargıtay, işçinin şirket bilgilerini kendi e-posta adresine veya harici belleklere aktarmasını, bu bilgiler henüz üçüncü kişilerle paylaşılmamış olsa bile, işveren ile işçi arasındaki sadakat ve güven ilişkisini temelinden sarsan bir eylem olarak nitelendirmektedir. Dolayısıyla, salt veri aktarımı eylemi, işveren açısından iş sözleşmesini geçerli nedenle feshetme hakkı doğurmaktadır.

Uygulamadaki emsal etkisine bakıldığında, bu karar hem işverenlerin hem de işçilerin hak ve yükümlülükleri açısından kritik bir sınır çizmektedir. Yerel mahkemeler sıklıkla verilerin dışarı sızdırıldığı veya somut bir zararın oluştuğu ispatlanmadıkça feshin geçersiz olacağı yönünde kararlar verse de, Yargıtay bu yaklaşımı değiştirmektedir. Kararın uygulamadaki önemi, sadakat borcunun ihlali için mutlak bir maddi zararın veya rekabet yasağı ihlalinin aranmamasıdır. Eylemin kendisi güven sarsıcı kabul edildiğinden, benzer işe iade davalarında işverenlerin geçerli fesih savunmalarını oldukça güçlendiren ve işçilerin dijital veri güvenliği konusunda çok daha dikkatli olmalarını gerektiren son derece önemli ve emsal bir içtihattır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı havayolu şirketinde uçuş harekat uzmanı olarak görev yaparken, artan iş yüküne rağmen kendisine söz verilen maaş zammının yapılmadığını, aksine tarafına mobbing ve psikolojik baskı uygulandığını belirterek işverene bir ihtarname çekmiştir. Bu süreçten sonra işveren, davacının şirkete ait gizli ticari bilgileri, uçuş operasyon detaylarını ve yakıt politikalarını içeren binlerce e-postayı kişisel e-posta adresine kopyaladığını tespit etmiştir. Davacı ise savunmasında, bu bilgileri şirket zararına kullanmadığını ve zaten olağan iş akışı içinde bu belgelere her zaman erişimi olduğunu iddia etmiştir.

Ancak işveren, güven ilişkisinin zedelendiği ve şirket sırlarının büyük bir tehlikeye atıldığı gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir. İşçi, bu feshin haksız ve geçersiz olduğunu, asıl sebebin kendisine uygulanan sistematik psikolojik baskı ve mobbing olduğunu öne sürerek işe iade davası açmıştır. Uyuşmazlık, şirket verilerini şahsi hesaba göndermenin işe iade davası bağlamında geçerli veya haklı bir fesih nedeni oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda işçi ile işveren arasındaki sözleşmesel ilişkinin temelini güven ve sadakat borcu oluşturur. İşçinin, işverenin mesleki ve ticari sırlarını koruması, sadakat borcunun en önemli yansımalarından biridir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-e bendi uyarınca, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması, işverenin meslek sırlarını ortaya vurması gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması, işverene iş sözleşmesini haklı nedenle ve derhal feshetme yetkisi verir. Bu kapsama giren eylemler, işçinin işyerine ait gizli bilgileri, ticari sırları veya müşteri portföyünü kendi menfaatine veya üçüncü kişilerin yararına bilinçli bir şekilde kullanmasını içerir.

Bununla birlikte, 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 düzenlemesi uyarınca, işçinin davranışı derhal fesih gerektirecek ağırlıkta bir haklı neden olmasa dahi, işyerinin normal işleyişini bozan veya işveren açısından iş ilişkisinin sürdürülmesini önemli ölçüde zorlaştıran durumlar geçerli fesih nedeni sayılır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih hallerinde, işçi ile işveren arasındaki karşılıklı güven temelinin sarsılması yeterli bir nedendir. Şirket içi verilerin, kurumsal yazışmaların veya ticari belgelerin izinsiz olarak şahsi disklere, telefonlara veya özel e-posta adreslerine aktarılması, açık bir bilgi güvenliği ihlali oluşturur. Yüksek Mahkeme doktrininde, bu veriler henüz rakip firmalarla veya üçüncü şahıslarla paylaşılmamış olsa bile, eylemin bizzat kendisi işveren nezdinde şüphe uyandıran ve güven sarsıcı bir davranış olarak kabul edilir. Güvenin sarsıldığı noktada işverenden iş sözleşmesini sürdürmesi beklenemeyeceğinden, fesih işlemi haklı nedene dayanmasa bile mutlaka geçerli bir nedene dayandığı kabul edilir ve buna bağlı olarak işçinin işe iade talepleri reddedilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki deliller, alınan şirket içi savunmalar ve bilgi işlem raporları incelendiğinde, davacı işçinin davalı işyerine ait özel nitelikteki bilgileri, şirketin uçuş yakıt politikalarını, ticari programları ve çeşitli sözleşmeleri içeren yaklaşık bin üç yüz elli beş adet e-postayı kendi şahsi e-posta hesabına aktardığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabit görülmüştür. Yerel mahkeme, bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşıldığının veya rakip firmalara aktarıldığının işveren tarafından somut ve kesin delillerle ispatlanamadığını, ortada yalnızca gerçekleşmemiş bir zarar ihtimalinin bulunduğunu belirterek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermiştir.

Ancak Yargıtay incelemesinde, olayın iş hukuku prensipleri ve işçinin sadakat borcu ekseninde daha farklı bir boyutu ele alınarak değerlendirilmiştir. Yargıtay dairesi, söz konusu bilgilerin gerçekten üçüncü kişilerle paylaşılması durumunda eylemin doğrudan haklı fesih nedeni oluşturacağını ve işçinin tazminatsız şekilde işten çıkarılabileceğini açıkça belirtmiştir. Somut olayda ticari verilerin rakip firmalarla paylaşıldığına dair net bir eylem veya delil bulunmaması sebebiyle haklı fesihten söz edilemeyeceği Yargıtay tarafından da tespit edilmiştir. Buna rağmen, davacı işçinin şirkete ait yüzlerce gizli bilgiyi korumasız ve denetim dışı olan şahsi e-posta hesabına bilinçli bir şekilde aktarması eyleminin, tek başına işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisini derinden sarsıcı mahiyette olduğu vurgulanmıştır. İşveren açısından, gizli ticari verilerin işçinin kişisel kontrolüne geçmesi çok ciddi bir operasyonel risk ve temel bir sadakat ihlalidir. Bu aşamadan sonra işverenden davacı işçi ile olan iş ilişkisini huzur ve güven içinde sürdürmesi hukuken beklenemez. Verileri şahsi hesabına kopyalayan işçinin eylemi, iş ilişkisini çekilmez kılan geçerli bir fesih nedeni olarak kabul edilmelidir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, feshin haklı nedene dayanmasa dahi güven ilişkisinin bozulması sebebiyle geçerli bir nedene dayandığını belirterek yerel mahkemenin kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: