Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2023/6215 E. | 2023/5167 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2023/6215 E. 2023/5167 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2023/6215
Karar No 2023/5167
Karar Tarihi 02.11.2023
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Disiplin cezalarında şüpheden uzak kesin delil aranır.
  • Genel iş uyarıları mobbing olarak nitelendirilemez.
  • Şüpheden sanık yararlanır ilkesi disiplinde de geçerlidir.
  • Tanık beyanlarının olayı doğrulaması ispat için zorunludur.

Bu karar hukuken, devlet memurları hakkında tesis edilen disiplin cezalarının hukuka uygun kabul edilebilmesi için eylemlerin somut, kesin ve her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlanması gerektiği yönündeki evrensel hukuk ilkesini idari boyutta tescillemektedir. İdare tarafından verilen kademe ilerlemesinin durdurulması ve bunun sonucu olarak uygulanan brüt aylıktan kesme cezası, iddia edilen disipline aykırı eylemin ne zaman, nerede ve tam olarak nasıl işlendiğinin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde kanıtlanmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Somut olayda iddia edilen haksız sözlerin hiçbir üçüncü kişi tarafından duyulmaması ve bilakis tanıkların suçlanan memuru doğrulayan yönde olumlu beyanda bulunması, idarenin verdiği cezanın hukuki dayanaktan ve somut ispat unsurundan tamamen yoksun olduğunu göstermektedir.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idarelerin salt soyut iddia veya asılsız şikayetler üzerine, detaylı somut delil araştırması yapmadan ağır disiplin cezaları veremeyeceğini çok net bir biçimde vurgulamaktadır. Kamu yöneticilerinin astlarına veya iletişimde bulundukları diğer kamu görevlilerine yönelik genel nitelikteki görev hatırlatmalarının, mevzuat uyarılarının veya yönlendirmelerin doğrudan psikolojik taciz olarak değerlendirilemeyeceği ilkesi, idari hiyerarşi, disiplin ve iş akışının sağlıklı işlemesi için son derece kritik bir içtihattır. Memur disiplin hukukundaki bu koruyucu yaklaşım, asılsız, eksik incelenmiş veya ispatlanamayan şikayetlerle kamu görevlilerinin özlük haklarının ihlal edilmesinin ve mağduriyet yaşamasının önüne geçecek oldukça güçlü bir yargısal güvence sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Çanakkale ilinin bir ilçesinde müdür unvanıyla kamu hizmeti yürüten bir devlet memuru ile görev yaptığı kurumun idari amiri konumundaki Çanakkale Valiliği arasında hukuki bir uyuşmazlık yaşanmıştır. Olayın temelinde, müdür olarak görev yapan memurun; bölgedeki Muhtarlar Derneği Başkanı, bir köy muhtarı ve diğer bazı kamu görevlilerine karşı uygunsuz ve taciz boyutuna varan çeşitli sözler sarf ettiği iddiası yatmaktadır. Bu şikayetler üzerine idare tarafından memur hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve neticesinde iddiaların doğru olduğu kabul edilerek ağır bir yaptırım olan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. Ancak memur, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği en son kademede bulunduğu için, yasa gereği bu ceza brüt aylığından dörtte bir oranında kesinti yapılması şeklinde fiiliyata geçirilmiştir. Memur, söz konusu cezanın haksız, delilsiz ve tamamen asılsız iddialara dayandığını, kendisine karşı yöneltilen sözlü taciz iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek maaş kesintisi işleminin iptal edilmesini talep ederek davacı sıfatıyla mahkemeye başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Disiplin hukukunun temel prensipleri ve uyuşmazlığın çözümünde merkeze alınan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125 hükümleri, kamu görevlilerinin sorumluluk sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin mevzuata, kamu kurumu çalışma düzenine ve hizmet gereklerine aykırı kusurlu eylemleri nedeniyle idare mekanizması tarafından uygulanan idari yaptırımlardır. Bu idari yaptırımların hukuka uygun kabul edilebilmesi ve geçerlilik kazanabilmesi için iddia edilen eylemin sübuta erdiğinin, yani fiilen gerçekleştiğinin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde, kesin ve somut delillerle kanıtlanması anayasal bir zorunluluktur.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125 kapsamında yer alan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun fiilinin niteliğine ve ağırlığına göre düzenlenen, kişinin memuriyet kariyerini doğrudan etkileyen ağır disiplin yaptırımlarından biridir. İlgili kanun maddesi uyarınca, bu derece ağır bir disiplin cezası verilecek fiillerin mutlaka somut, inandırıcı, tutarlı ve tarafsız delillerle desteklenmesi şart koşulmaktadır. Kanun koyucu, memurun öğrenim durumu nedeniyle memuriyet hayatında yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğu istisnai durumlar için özel bir kural getirmiş; bu hallerde kademe ilerlemesinin durdurulması cezası yerine memurun brüt aylığının dörtte biri ila yarısı oranında maaş kesintisi yapılması kuralını emretmiştir.

İdare hukukunda, ceza hukukuna paralel olarak yerleşmiş yargı içtihatlarında benimsenen en temel ispat prensibine göre; isnat edilen disiplin suçunun nerede, ne zaman, nasıl ve tam olarak ne şekilde işlendiği hukuken kabul edilebilir objektif delillerle ortaya konulmalıdır. Tanık beyanları, idari disiplin soruşturmalarında başvurulan en önemli ispat araçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ancak tanıkların, şikayete konu eylemi bizzat görmemesi, iddiaları doğrulamaması veya ortaya atılan suçlamaların sadece soyut ve genel ifadelerde kalarak somutlaştırılamaması durumunda, varsayımdan veya şüpheden hareketle memura ceza verilemez. Ayrıca, yöneticilerin kamu hizmetinin etkin ve gereği gibi yürütülmesi amacıyla astlarına veya görevleri icabı iletişimde oldukları diğer kamu görevlilerine yaptıkları iş ve işleyişe dair mesleki uyarıların, mobbing olarak tanımlanabilmesi için eylemlerin kasıtlı, sürekli ve kişiyi yıldırma amacı taşıdığının net olarak saptanması hukuki bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi ve incelemeyi yapan ilk derece mahkemesi, uyuşmazlığa konu dosya üzerinde yaptığı detaylı incelemelerde, davacı hakkında yürütülen idari disiplin soruşturmasının ciddi eksiklikler ve ispat sorunları barındırdığını tespit etmiştir. Mahkeme tarafından yapılan delil ve dosya değerlendirmelerinde, soruşturma kapsamında olaya ilişkin ifadelerine başvurulan tanıkların çok büyük bir kısmının şikayetçi iddialarını doğrulamadığı açıkça görülmüştür. Tam aksine, dinlenen tanıklar davacı hakkında olumlu yönde beyanlarda bulunarak, davacının isnat edilen disiplin cezasına konu haksız veya onur kırıcı eylemleri işlediğine hiçbir şekilde şahit olmadıklarını net ifadelerle tutanaklara geçirmişlerdir.

Davacının, şikayetçi konumunda olan Muhtarlar Derneği Başkanı'na, ilgili köy muhtarına ve diğer kamu görevlilerine karşı sarf ettiği iddia edilen sözlerin bizzat söylendiğine dair dosyada hiçbir üçüncü şahsın somut, görgüye dayalı tanıklığı bulunmamaktadır. Kaldı ki mahkeme, iddia edilen söz konusu ifadeler sarf edilmiş olsa dahi, bunların bağlamı incelendiğinde kamu görevlilerine yönelik genel nitelikteki sözler kategorisinde olduğunu saptamıştır. Bu ifadelerin bir idarecinin, kurum amirinin veya müdürün maiyetindeki kişilere veya kamu hizmeti dolayısıyla iletişimde olduğu görevlilere, sadece görevlerini ciddiyetle yapmaları konusundaki mutat uyarıları niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme, bu tür genel geçer, idari işleyişi sağlamaya yönelik uyarıların sistematik, kasıtlı ve kişiyi bezdirme kastı taşıyan bir yıldırma eylemi olan mobbing derecesine kesinlikle varmadığını, idarenin bu nitelendirmede hataya düştüğünü vurgulamıştır.

Yerleşik yargısal içtihatlar gereği, bir memura ağır bir disiplin cezası verilebilmesi için isnat edilen eylem ve fiillerin her türlü şüpheden uzak, somut, objektif bilgi ve belgelerle eksiksiz biçimde desteklenmesi şarttır. Ancak incelenen olayda, şikayete konu eylemlerin hangi fiillerle, nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde işlendiği kanıtlanamamış, iddialar soyut boyutta kalmıştır. Sadece asılsız şüpheye dayalı olarak ve yeterli inceleme yapılmaksızın, salt şikayet dilekçeleri üzerinden memura disiplin yaptırımı uygulanması, idare hukukunun temel taşı olan hukuki güvenlik ilkesiyle asla bağdaşmamaktadır. Bu hayati ispat eksiklikleri ışığında, tesis edilen bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması ve yasal zorunluluk neticesinde davacının brüt aylığından kesinti yapılması işleminin hiçbir geçerli hukuki dayanağının bulunmadığı gün yüzüne çıkmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, disiplin cezasına konu fiillerin kesin ve somut delillerle ispatlanamaması nedeniyle işlemin iptali yönünde verilen ilk derece mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: