Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 2. Dairesi 2023/6461 E. 2024/3340 K.

Danıştay Danıştay 2. Dairesi 2023/6461 E. 2024/3340 K.

Bu karar hukuken, kamu görevlilerine yönelik yürütülen disiplin soruşturmalarında ispat standardının ne kadar katı bir şekilde uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Mahkeme, disiplin hukukunda yer alan eylem türlerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğinin altını çizmiş; somut olayda kolluk personelinin "astlardan borç alması" eylemi ile "nüfuzun kötüye kullanılması" suçlamasının hukuki nitelendirmesinin farklı yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 2. Dairesi
Esas No 2023/6461
Karar No 2024/3340
Karar Tarihi 30.05.2024
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Disiplin cezalarında şüpheden uzak kesin delil aranır.
  • gavel Borç alma eylemi doğrudan nüfuz kötüye kullanımı sayılamaz.
  • gavel Aynı fiilden mükerrer disiplin yaptırımı uygulanması hukuka aykırıdır.
  • gavel Ağır yaptırımlar varsayıma veya zayıf şüpheye dayandırılamaz.

Bu karar hukuken, kamu görevlilerine yönelik yürütülen disiplin soruşturmalarında ispat standardının ne kadar katı bir şekilde uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Mahkeme, disiplin hukukunda yer alan eylem türlerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğinin altını çizmiş; somut olayda kolluk personelinin "astlardan borç alması" eylemi ile "nüfuzun kötüye kullanılması" suçlamasının hukuki nitelendirmesinin farklı yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi, idarelerin salt soyut tanık beyanlarına dayanarak ve somut, inandırıcı, destekleyici ek deliller sunmaksızın meslekten çıkarma gibi en ağır disiplin yaptırımını uygulayamayacağını göstermesidir. İdarelerin, isnat edilen suçun maddi unsurlarını her türlü şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlamakla yükümlü olduğu bir kez daha teyit edilmiştir. Uygulamada, kamu kurumlarının disiplin kurullarının daha titiz delil değerlendirmesi yapmasını ve niyet okuma ya da varsayımlardan ziyade somut gerçekler üzerinden işlem tesis etmesini zorunlu kılan son derece güçlü bir içtihattır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Muş ili Varto ilçesinde Jandarma Yüzbaşı rütbesi ile komando bölük komutanı olarak görev yapan davacı, İçişleri Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı'na karşı işbu iptal ve tam yargı davasını açmıştır.

Davanın açılma nedeni, davacının görev yaptığı birlikteki astlarından ve bazı esnaftan borç para aldığı, borç vermeyen personele karşı kin güderek mobbing uyguladığı ve düşük sicil notu vermekle tehdit ettiği iddialarına dayanılarak "yetkisini veya nüfuzunu çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak" suçlamasıyla meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesidir.

Davacı, hakkındaki suçlamaların haksız ve delilsiz olduğunu, savunma hakkının kanuni güvenceler hatırlatılmadan kısıtlanarak alındığını ve sırf borç isteme eyleminin meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırımı gerektirmediğini ileri sürerek tesis edilen cezanın iptalini, bu haksız süreçte mahrum kaldığı tüm parasal ile özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına iadesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde temel olarak kolluk kuvvetlerinin disiplin süreçlerini düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun maddelerine dayanmıştır.

Uyuşmazlığın merkezinde yer alan 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendi, personelin "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlemesi durumunda meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılacağını kurala bağlamıştır. İdare, davacının eylemlerini bu fıkra kapsamında ağır bir disiplin suçu olarak nitelendirmiştir.

Bununla birlikte, aynı yasanın 8. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin 1. alt bendi, "doğrudan veya aracı eliyle astlarından ya da iş sahiplerinden hediye veya borç almak" fiilini daha hafif bir yaptırım olan altı ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren ayrı bir disiplin suçu olarak düzenlemiştir.

Disiplin hukukunda ceza yargılamasına paralel olarak "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi geçerlidir. İdari bir yaptırımın hukuka uygun kabul edilebilmesi için eylemin her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi uyarınca, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olup, haksız bir idari işlemin iptali halinde ortaya çıkan mali kayıplerin faiziyle birlikte tazmini anayasal bir güvencedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay tarafından yapılan incelemede, uyuşmazlığa konu olayın gelişimi ve disiplin soruşturması evreleri derinlemesine irdelenmiştir. Davacı hakkında astlarından ve esnaftan borç para aldığı, borç vermeyenlere baskı kurduğu iddiaları üzerine yürütülen disiplin soruşturması sonucunda birden fazla eylem tespiti yapılmış ve farklı cezalar önerilmiştir.

Dosya içeriğindeki belge ve kararlara göre, davacıya atfedilen "astlardan borç almak" fiilinin sübuta erdiği kabul edilerek daha önce altı ay kısa süreli durdurma cezası verildiği ve bu cezanın yargı denetiminden geçerek onandığı tespit edilmiştir. Ancak davalı idare, aynı eylem ve ifadelerden yola çıkarak davacıyı "yetkisini ve nüfuzunu çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak" suçlamasıyla ek olarak en ağır yaptırım olan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırma yoluna gitmiştir.

Dava dosyasına yansıyan tanık beyanları ve savunmalar incelendiğinde; davacının borç aldığı hususu bir kısım personelin ifadeleriyle desteklense de, yetki ve nüfuzunu kullanarak personele şantaj yaptığı, makamını tehdit aracı olarak kullandığı veya haksız bir menfaat şebekesi kurduğuna dair hiçbir somut, kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığı görülmüştür. Disiplin hukukunun temel prensipleri gereğince, personelin memuriyet statüsünü bütünüyle ortadan kaldıran meslekten çıkarma cezasının, eylemin zorlanarak geniş yorumlanmasına ve somut kanıttan yoksun varsayımlara dayandırılması mümkün değildir.

Alt derece mahkemelerindeki iptal kararları ve Danıştay'ın geçmiş bozma ilamları doğrultusunda yapılan son hukuki değerlendirmede, idarenin meslekten çıkarma işlemini haklı kılacak şüpheden uzak kanıtları sunamadığı netleşmiş ve tesis edilen işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu tescillenmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararın onanması yönünde karar vermiştir.

Astlarımdan borç para aldım diye meslekten atılabilir miyim? expand_more
Borç alma eylemi tek başına meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırımı gerektirmez. 7068 sayılı Kanun'a göre astlardan veya iş sahiplerinden borç almanın cezası altı ay kısa süreli durdurma olarak düzenlenmiştir. İdarenin, bu eylemi zorlama bir yorumla yetki ve nüfuzun kötüye kullanılması olarak değerlendirip sizi meslekten ihraç etmesi hukuka aykırıdır.
Hakkımda somut delil olmadan sadece tanık ifadesiyle ceza verebilirler mi? expand_more
Hayır, idareler salt soyut tanık beyanlarına dayanarak ve somut, inandırıcı ek deliller sunmadan meslekten çıkarma gibi ağır cezalar veremez. İdari bir yaptırımın uygulanabilmesi için eylemin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması zorunludur. Disiplin hukukunda varsayımlara ve zayıf şüphelere dayanılarak işlem tesis edilemez.
Aynı olaydan dolayı bana iki farklı disiplin cezası verebilirler mi? expand_more
Hayır, aynı fiilden dolayı mükerrer disiplin yaptırımı uygulanması hukuka aykırıdır. Dosyanızda borç alma fiilinden dolayı halihazırda bir ceza verilmişse, aynı eylem ve ifadelere dayanılarak bu kez farklı bir suçlamayla (örneğin nüfuzunu kötüye kullanmak) ek olarak en ağır yaptırım olan meslekten çıkarma cezası verilemez.
Haksız yere meslekten atılırsam maaşlarımı ve haklarımı geri alabilir miyim? expand_more
Evet, haksız bir idari işlemin iptali halinde mahrum kaldığınız tüm parasal ve özlük haklarınızın yasal faiziyle birlikte tarafınıza iade edilmesi anayasal bir güvencedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan bu zararları ödemekle yükümlüdür. Bu yöndeki talepleriniz tam yargı davası yoluyla karşılanır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir