Anasayfa Karar Bülteni AYM | A.O. | BN. 2022/28301

Karar Bülteni

AYM A.O. BN. 2022/28301

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/28301
Karar Tarihi 11.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Çocuğun üstün yararı her koşulda gözetilmelidir.
  • Mahpusların aileleriyle görüşme hakkı sınırlandırılamaz.
  • Hafta sonu görüş talepleri makul karşılanmalıdır.
  • Ziyaret kısıtlamaları somut ve haklı gerekçelere dayanmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların aile bağlarının sürdürülmesi ve özellikle eğitim çağındaki çocuklarıyla görüşebilmesi hakkının anayasal güvence altında olduğunu açıkça teyit etmektedir. İdarenin salt personel yetersizliği, pandemi tedbirleri veya soyut güvenlik zafiyeti gibi genel geçer gerekçelerle hafta sonu ziyaret taleplerini reddetmesinin, aile hayatına saygı hakkının doğrudan ihlali anlamına geldiği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında ebeveyn ile çocuk arasındaki bütünleşmenin sağlanması için idari otoritelerin kolaylaştırıcı tedbirler almasının anayasal bir şart olduğunu hukuken tescil etmiştir.

Karar, benzer durumdaki binlerce tutuklu ve hükümlü ile aileleri için emsal teşkil edecek çok güçlü bir etkiye sahiptir. İnfaz kurumları, bundan sonraki süreçte ziyaret gün ve saatlerini belirlerken çocukların eğitim hayatını aksatmayacak şekilde hafta sonu planlamaları yapmak durumundadır. İdarelerin haklı bir sebeple talepleri reddetmesi gerektiğinde ise çocuğun üstün yararını gözeterek çok daha somut, şeffaf ve ikna edici deliller sunması zorunlu kılınmıştır. Uygulamada, cezaevi idarelerinin soyut ve kalıplaşmış matbu gerekçelerle temel hakları sınırlandırma pratiğinin önüne geçilmesi bakımından bu içtihat son derece kritik bir denge mekanizması kurmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Silivri 6 Numaralı L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu, iki çocuğunun örgün eğitime devam etmesi ve lise giriş sınavına hazırlanması nedeniyle hafta içi yapılan görüş gününün hafta sonuna alınması için cezaevi idaresine başvurmuştur. Çocuklarının hafta içi kendisini ziyarete geldiklerinde her ay okulda üç gün devamsızlık yapmak zorunda kaldıklarını ve eğitimlerinin aksadığını belirtmiştir. Ancak cezaevi idaresi, koronavirüs pandemi tedbirleri, personel yetersizliği ve güvenlik gerekçelerini öne sürerek bu talebi reddetmiştir. Başvurucu, bu ret kararına karşı önce infaz hâkimliğine, ardından ağır ceza mahkemesine şikâyet ve itirazlarda bulunmuş; ancak mahkemeler idarenin işlemini usul ve yasaya uygun bularak talepleri geri çevirmiştir. Bunun üzerine başvurucu, çocuklarıyla eğitimlerini aksatmadan görüşememesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı" ile Anayasa m.41 hükmünde yer alan ailenin korunması ve çocuk haklarına ilişkin anayasal ilkeleri temel dayanak olarak almıştır. Bu anayasal kurallar, devletin ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişkinin kopmamasını ve bütünleşmenin sağlanmasını garanti altına alması amacıyla idari mercilere her türlü tedbiri alma yükümlülüğünü (pozitif yükümlülük) yüklemektedir.

Mahkeme, ceza infaz kurumu gibi zorlu fiziki şartlarda dahi mahpusların aileleriyle dış dünyadaki temasını sürdürecek nitelikli önlemlerin alınmasının zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Bu tedbirler alınırken, çocuğun yüksek yararı ile ceza infaz kurumunun kamu düzenini ve disiplinini sağlama, suç işlenmesini önleme amacı arasında adil bir dengenin kurulması şarttır. Daha önce verilen yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda; mahpuslara sağlanan telefonla görüşme, açık ve kapalı görüş haklarının kullanımı, sadece şekli bir imkan olarak sunulmamalı, çocukların ve ebeveynlerin duygusal bağlarını sürdürecek şekilde fiilen uygulanabilir nitelikte planlanmalıdır.

İdari makamların mahpus haklarını sınırlandırırken başvurdukları gerekçelerin objektif, gerçekçi ve somut verilere dayanması gerektiği kuralı bu kararın en temel hukuki dayanaklarındandır. Pandemi gibi toplumsal sağlığı ilgilendiren istisnai dönemlerde bile, idari kararların temel hakları bütünüyle ortadan kaldıracak derecede kanuni dayanaktan yoksun olamayacağı ve yasal dayanağı olmayan genel kısıtlama tedbirlerinin mutlak bir yasaklama aracı olarak kullanılamayacağı ilkesi benimsenmiştir. Aile ziyaret haklarının kısıtlanmasının salt idari makamların takdir yetkisi veya somut delillerle desteklenmeyen soyut güvenlik kaygılarıyla gerekçelendirilemeyeceği doktrin ve içtihatlarla sabittir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun çocuklarının örgün eğitime devam ettiğini ve ziyaretlerin hafta içi kullandırılması nedeniyle çocukların eğitimlerinin aksamadan babalarıyla görüşemediklerini tespit etmiştir. İdarenin, başvurucunun hafta sonu görüş talebini pandemi tedbirleri, izole çalışma sistemi, personel yetersizliği ve güvenlik zafiyeti gibi nedenlerle reddettiği incelenmiştir. Ancak Mahkeme, hafta sonu görev yapan personel sayısı ve idarenin görev dağılımına dair kararlarda hiçbir somut bilginin yer almadığını belirlemiştir. Yaşanabileceği iddia edilen güvenlik sorunu sadece genel ve soyut ifadelerle dile getirilmiş, çocuğun üstün yararını gözeten ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulmamıştır. Ziyaret gününün hafta sonuna alınmasının kurum güvenliğini tam olarak nasıl tehlikeye düşüreceği idari makamlar ve derece mahkemelerince açıklanamamıştır.

Ayrıca, idarenin pandemi dönemi çalışma şartlarına ilişkin öne sürdüğü kısıtlamaların, mahpusların ziyaret hakkını ortadan kaldırmak veya engellemek konusunda idareye açık ve genel bir kanuni yetki vermediği tespit edilmiştir. Pandemi kaynaklı ziyaret kısıtlamalarının doğrudan yasal bir dayanağı olmaksızın sadece idari kararlarla aile hayatına saygı hakkına ağır bir müdahale teşkil ettiği saptanmıştır. Yargı kararlarının idarenin bu uygulamasını onaylarken ailenin devamlılığını ve çocuğun üstün yararını dikkate almadığı, dolayısıyla devletin aile ilişkilerini sürdürme konusundaki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği kanaatine varılmıştır. Başvurucunun talebinin neden karşılanamadığı hususunda mahkemelerin ikna edici, ilgili ve yeterli gerekçelerden yoksun kararlar verdiği açıkça ortaya konulmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun talebinin gerekçesiz reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu manevi tazminat yönünden kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: