Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/37454 E. 2020/8966 K.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/37454 E. 2020/8966 K.

Bu karar, iş hukukunda sıkça karıştırılan "aylık maktu ücret" ile "gündelik/saatlik ücret" kavramlarının, işçinin istirahat raporu aldığı dönemlerdeki ücret hakkına etkisini son derece net bir biçimde ortaya koymaktadır. Kural olarak, iş sözleşmesinin askıda olduğu hastalık ve raporluluk gibi hâllerde işçiye ücret ödenmez. Ancak işçi aylık maktu ücretle çalışıyorsa, kanuni istisna devreye girer ve işveren, işçinin raporlu olduğu günlerin ücretini de tam olarak ödemekle yükümlü tutulur. Yargıtay, bu ayrıma dikkat çekerek, derece mahkemelerinin sırf işçinin fiili çalışması olmadığı gerekçesiyle ücret talebini baştan reddetmesini hukuka aykırı bulmuştur.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/37454
Karar No 2020/8966
Karar Tarihi 07.07.2020
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Aylık maktu ücretli işçinin ücreti kesilmez.
  • gavel Geçici iş göremezlik ödeneği ücretten mahsup edilir.
  • gavel İşçinin maktu ücretle çalışıp çalışmadığı araştırılmalıdır.

Bu karar, iş hukukunda sıkça karıştırılan "aylık maktu ücret" ile "gündelik/saatlik ücret" kavramlarının, işçinin istirahat raporu aldığı dönemlerdeki ücret hakkına etkisini son derece net bir biçimde ortaya koymaktadır. Kural olarak, iş sözleşmesinin askıda olduğu hastalık ve raporluluk gibi hâllerde işçiye ücret ödenmez. Ancak işçi aylık maktu ücretle çalışıyorsa, kanuni istisna devreye girer ve işveren, işçinin raporlu olduğu günlerin ücretini de tam olarak ödemekle yükümlü tutulur. Yargıtay, bu ayrıma dikkat çekerek, derece mahkemelerinin sırf işçinin fiili çalışması olmadığı gerekçesiyle ücret talebini baştan reddetmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Emsal teşkil eden bu içtihat, özellikle uzun süreli istirahat raporu alan ve iş akdi işverence haklı nedenle feshedilen işçilerin geriye dönük doğan haklarının tespiti bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkemelerin, işçiye ücret ödenip ödenmeyeceğini belirlerken öncelikle işçinin aylık ücretli olup olmadığını tespit etmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Uygulamada, işverenlerin raporlu işçiye eksik ödeme yapmasını veya SGK'dan alınan iş göremezlik ödeneği ile kendi ödedikleri ücret arasında mükerrerliğe yol açan durumları engellemek adına, SGK ödeneklerinin ücretten mahsup edileceği kuralı bir kez daha pekiştirilmiştir. Bu durum hem çalışanlar hem de hukukçular için son derece aydınlatıcı bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, davalıya ait markette balık satış elemanı olarak çalışırken, kendisine görevi dışında ağır işler yaptırıldığını ve psikolojik baskı (mobbing) uygulandığını iddia ederek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini öne sürmüş; kıdem ve ihbar tazminatı ile manevi tazminat dâhil birtakım işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle dava açmıştır.

Buna karşılık davalı işveren, davacının altı haftayı aşan süre boyunca sağlık raporu aldığını, bu uzun süreli devamsızlık ve yaşanan ciddi sağlık problemleri sebebiyle iş sözleşmesinin bizzat işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacıya kıdem tazminatının dahi ödendiğini ve mobbing iddialarının tümüyle gerçeği yansıtmadığını savunmuştur.

Uyuşmazlığın temelini, davacının iş akdinin haksız feshedilip feshedilmediği, psikolojik baskıya uğrayıp uğramadığı ve uzun süreli istirahat raporu aldığı 2015 yılı Temmuz ayı dönemine ilişkin tarafına ödenmeyen bir ücret alacağı bulunup bulunmadığı konuları oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda işçinin hastalığı nedeniyle raporlu olduğu dönemlerde sözleşme askıda kabul edilir. 4857 sayılı İş Kanunu m.25/I uyarınca, işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hâllerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı, söz konusu durumların işçinin çalışma süresine göre yasal bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Kanun, bu hükmün son fıkrasında "Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez." kuralını getirmiştir. Bu kural, iş göremezlik durumunda prensip olarak ücret ödenmeyeceğinin temel yasal dayanağıdır.

Ancak bu genel kuralın çok önemli bir istisnası, aylık ücretli (maktu ücretli) işçiler bakımından öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanunu m.48 hükmü, hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edileceğini açıkça düzenlemektedir.

Doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde bu durum, aylık maktu ücretle çalışan işçilerin, hasta veya istirahatli olsalar dahi aylık ücretlerinin tam olarak ödenmesi gerektiği şeklinde yorumlanır. İşveren, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçiye hastalık döneminde ödenen geçici iş göremezlik ödeneğini işçinin aylık ücretinden mahsup eder ve geriye kalan bakiye kısmı işçiye öder. Böylece işçinin hastalık dönemindeki gelir kaybı önlenmiş olurken, aynı zamanda hem SGK ödeneği hem de işveren ücreti alınarak haksız bir mükerrer tahsilat yapılması da kesin olarak engellenir. Bu kuralların davalarda doğru uygulanması için işçinin ücret şeklinin tespiti zorunludur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki belgelerden ve tarafların beyanlarından, davacı işçinin rahatsızlığı sebebiyle aldığı sağlık raporlarının süresinin, işçinin kıdemine göre belirlenen sekiz haftalık ihbar süresini altı hafta aştığı ve bu duruma dayanılarak iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından kanuna uygun şekilde feshedildiği anlaşılmıştır. Davacı işçi ise raporlu olduğu bu süre içinde iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini öne sürerek 2015 yılı Temmuz ayına ait ödenmeyen aylık ücretinin tahsilini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, davacının ilgili Temmuz ayında işyerinde eylemli olarak çalışmadığı, yani fiili bir hizmet sunmadığı gerekçesiyle bu döneme ilişkin ücret alacağı talebini reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı yerinde bulmuştur. Ancak mahkemenin bu yaklaşımı eksik bir hukuki değerlendirmeye dayanmaktadır. Zira davacının anılan dönemde istirahat raporlu olduğu tartışmasızdır ve uyuşmazlığın salt fiili çalışma bulunup bulunmaması üzerinden değil, aylık ücretli işçilerin raporlu oldukları dönemdeki yasal hakları ekseninde çözülmesi gerekmektedir.

Yüksek Mahkeme, işçinin aylık maktu ücretle mi yoksa gün/saat esasına dayalı bir sistemle mi çalıştığının alt derece mahkemelerince hiçbir aşamada araştırılmadığını tespit etmiştir. Kural olarak raporlu süreler için işçiye ücret ödenmezken, eğer işçi "aylık maktu ücretli işçi" statüsünde ise raporlu günlerinde dahi ücretinin tam ödenmesi gerekmektedir. Mahkemenin, davacının öncelikle aylık maktu ücret karşılığında çalışıp çalışmadığını belirlemesi şarttır. Şayet davacının aylık ücretle çalıştığı tespit edilirse, bu kez de Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan ilgili dönemde herhangi bir geçici iş göremezlik ödeneği alıp almadığı araştırılmalı; ödenek almışsa bu tutar aylık ücretinden mahsup edilmeli ve varsa bakiye ücret alacağı hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayanan yerel mahkeme ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.

Raporlu olduğum günlerde işveren maaşımdan kesinti yapabilir mi? expand_more
İş hukukunda kural olarak iş sözleşmesinin askıda olduğu hastalık ve raporluluk gibi hâllerde işçiye ücret ödenmez. Ancak, eğer aylık maktu ücretle (sabit aylık maaşla) çalışıyorsanız, yasal bir istisna devreye girer ve işvereninizin raporlu olduğunuz günlerin ücretini de tam olarak ödemesi gerekir. Yargıtay içtihatlarına göre, aylık maktu ücretle çalışan işçilerin hasta veya istirahatli olsalar dahi aylık ücretlerinin tam olarak ödenmesi yasal bir zorunluluktur. Bu nedenle, ücret sisteminizin gün veya saat esasına göre mi yoksa maktu aylık olarak mı belirlendiği, kesinti yapılıp yapılamayacağı konusunda en belirleyici unsurdur.
SGK'dan aldığım rapor parası maaşımdan düşülür mü? expand_more
Evet, düşülür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 48. maddesi gereğince, hastalık nedeniyle çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu (SGK) tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilmek zorundadır. İşvereniniz, SGK'nın size ödediği bu iş göremezlik ödeneğini aylık ücretinizden çıkarır ve geriye kalan bakiye kısmı size öder. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, bu uygulamanın temel amacı işçinin raporlu dönemdeki gelir kaybını önlerken, aynı zamanda hem SGK ödeneği hem de tam maaş alınması yoluyla oluşacak haksız bir mükerrer tahsilatı kesin olarak engellemektir.
Çok uzun süre rapor aldım diye işten çıkarılabilir miyim? expand_more
İş Kanunu'nun 25. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, hastalığınız nedeniyle aldığınız sağlık raporlarının kesintisiz süresi, yasal ihbar sürenizi altı hafta aşarsa, işvereninizin iş sözleşmesini haklı nedenle ve bildirimsiz olarak feshetme hakkı doğar. Yargıtay emsal kararlarında da görüldüğü üzere, raporlu sürenin işçinin kıdemine göre belirlenen ihbar süresini altı hafta aşması durumunda yapılan işveren feshinin kanuna uygun olduğu kabul edilmektedir. Ancak bu feshin gerçekleşmesi, içeride kalan bakiye ücret ve şartları oluşmuşsa kıdem tazminatı gibi yasal haklarınızı talep etmenize engel teşkil etmez.
İşverenim raporluyken çalışmadım diye maaşımı vermiyor, haklı mı? expand_more
İşvereninizin veya derece mahkemelerinin sadece fiili olarak çalışmadığınız (eylemli hizmet sunmadığınız) gerekçesiyle maaşınızı tamamen kesmesi veya talebinizi reddetmesi hukuka aykırıdır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin kararına göre, size ücret ödenip ödenmeyeceği değerlendirilirken öncelikle maktu (sabit) aylık ücretle çalışıp çalışmadığınızın tespit edilmesi şarttır. Eğer maktu ücretli bir çalışan iseniz, hiç fiili çalışmanız olmasa bile raporlu olduğunuz o dönem için (SGK'dan aldığınız ödenek düşüldükten sonra kalan) aylık ücretinizi talep etme hakkınız yasal olarak güvence altındadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir