Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1220 E. 2021/349 K.

Danıştay Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1220 E. 2021/349 K.

Bu karar, kamu görevlilerinin naklen atanmaları veya görevlendirilmeleri hususunda idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını ve hukuki denetimini netleştirmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idareye tanınan atama yetkisinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının somut olarak kanıtlanması halinde iptal edilebileceğini vurgulamıştır. Daire başkanı olarak görev yapan bir personelin uzman kadrosuna atanması işleminde, idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullandığına dair somut bilgi ve belge bulunmadığı hallerde işlemin hukuka uygun kabul edileceği belirtilmiştir.
search

Danıştay
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1220 E. 2021/349 K.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No 2020/1220
Karar No 2021/349
Karar Tarihi 24.02.2021
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
Atama işlemlerinde idareye takdir yetkisi tanınmıştır.
Takdir yetkisi kamu yararına aykırı kullanılamaz.
Aykırılık ispatlanmadıkça idari işlem hukuka uygundur.

Bu karar, kamu görevlilerinin naklen atanmaları veya görevlendirilmeleri hususunda idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını ve hukuki denetimini netleştirmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idareye tanınan atama yetkisinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının somut olarak kanıtlanması halinde iptal edilebileceğini vurgulamıştır. Daire başkanı olarak görev yapan bir personelin uzman kadrosuna atanması işleminde, idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullandığına dair somut bilgi ve belge bulunmadığı hallerde işlemin hukuka uygun kabul edileceği belirtilmiştir.

Uygulamada, özellikle üst düzey kadrolardan uzman kadrolarına veya alt görevlere yapılan atamalarda sıklıkla idarelerin takdir yetkisinin keyfi kullanıldığı iddia edilerek iptal davaları açılmaktadır. Kurulun bu kararı, benzer nitelikteki atama ve görevlendirme uyuşmazlıkları için güçlü bir emsal teşkil etmektedir. İdare mahkemelerinin, idarenin atama işlemlerini iptal edebilmesi için personelin başarısızlığından ziyade, işlemin hizmet gereklerine aykırı, kişisel veya keyfi saiklerle tesis edildiğinin açıkça ortaya konması gerekecektir. Aksi takdirde, kanunla verilen takdir yetkisi kapsamında tesis edilen işlemlerin yargı yoluyla iptal edilmesi mümkün olmayacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığında "Kaynak Geliştirme ve İştirakler Daire Başkanı" olarak görev yapmaktadır. Davalı idare tarafından tesis edilen bir kararla davacı, Genel Sekreter Yardımcılığına bağlı olarak idari konularda danışmanlık yapmak üzere "kurum içi görevlendirme" adı altında uzman kadrosuna atanmıştır. Davacı, yıllarca farklı daire başkanlıklarında hizmet verdiğini, görevinde herhangi bir başarısızlığının bulunmadığını belirterek daire başkanlığı görevinden alınıp uzman kadrosuna atanmasının tamamen hukuka aykırı olduğunu savunmuştur. İdarenin atama konusundaki takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında keyfi olarak kullandığını iddia ederek atama işleminin iptalini talep etmiştir. Ayrıca bu haksız atama nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesi talebiyle idareye karşı işbu iptal ve tam yargı davasını açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki kurallar, devlet memurlarının atanması ve yer değiştirmesine ilişkin mevzuatta yer almaktadır. Bu kapsamda en temel dayanak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.76 hükmüdür. İlgili düzenleme uyarınca; kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atama yetkisine sahiptir.

Bu kanuni düzenleme ile idareye, personelin görev yerini ve unvanını belirleme konusunda geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak idare hukukunun yerleşik içtihat prensipleri gereği, idareye tanınan hiçbir takdir yetkisi mutlak ve sınırsız bir hak bahşetmez. İdarenin atama ve yer değiştirme konusundaki takdir yetkisi, mutlaka "kamu yararı" ve "hizmet gerekleri" sınırları içinde kullanılmak zorundadır.

Yargısal denetim aşamasında mahkemeler, idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanıp kullanmadığını inceler. Atama işleminin subjektif, keyfi, siyasi veya kişisel husumet gibi hukuken korunmayan amaçlarla yapıldığının kanıtlanması yahut yargı merciince somut verilerle tespit edilmesi halinde atama işleminin amaç ve sebep unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu kabul edilir. Ancak bu yönde açık ve somut bir delil, tespit veya kanıt bulunmuyorsa, idarenin genel takdir yetkisi kapsamında tesis ettiği atama işlemi hukuka uygun sayılır. Yerleşik içtihatlara göre idarenin kendi iç işleyişini ve organizasyonunu kamu yararı çerçevesinde düzenleme yetkisine saygı duyulması esastır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dava dosyası incelendiğinde, davacının geçmişte idare bünyesinde farklı daire başkanlıkları görevlerini yürüttüğü ve çeşitli idari davalar sonucunda verilen yargı kararları neticesinde tekrar daire başkanlığı kadrolarına atandığı görülmektedir. Son olarak Kaynak Geliştirme ve İştirakler Daire Başkanı olarak görev yapan davacının, Genel Sekreter Yardımcılığına bağlı olarak idari konularda danışmanlık yapmak üzere uzman kadrosuna atanması işleminin hukuki denetimi yapılmıştır.

İlk derece mahkemesi, davacının geçmiş yıllardaki hizmetlerini ve görevinde başarısız olduğuna dair herhangi bir bilgi veya belgenin idarece sunulmamasını gerekçe göstererek atama işlemini hukuka aykırı bulmuş, işlemin iptaline ve parasal haklarının ödenmesine karar vererek bu kararında ısrar etmiştir. Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idarenin memurları naklen atama konusundaki takdir yetkisini hatırlatarak uyuşmazlığı farklı bir perspektiften değerlendirmiştir.

Kurula göre, idarenin elindeki atama takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullanıldığına dair dosyada herhangi bir somut bilgi, belge veya kuvvetli bir emare bulunmamaktadır. Davacının daire başkanlığından alınarak uzman kadrosuna atanması işlemi, kurumun hizmet planlaması ve personel rejimi çerçevesinde tesis edilmiş yönetsel bir işlem olup, idarenin takdir yetkisini açıkça kamu yararına aykırı yahut kişisel saiklerle kullandığı yönünde hukuki bir tespit yapılamamıştır. Bu bağlamda, kamu hizmetinin etkin ve verimli yürütülmesi için idarenin kadrolar üzerinde tasarrufta bulunabilme yetkisi hukuka uygun kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin temyiz istemini kabul etmiş ve ilk derece mahkemesinin işlemin iptali ile parasal hakların ödenmesi yönündeki ısrar kararını bozmuştur.

Daire başkanıyken hatam veya başarısızlığım olmadan uzman yapılabilir miyim? expand_more
Evet, idarenin memurları bulundukları kadrodan başka bir kadroya atama konusunda mevzuatla verilmiş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Danıştay kararlarına göre, idarenin bu atama işlemini yapabilmesi için personelin mutlak surette başarısız olduğunun kanıtlanmasına gerek yoktur. İdare, hizmet gerekleri doğrultusunda personel planlaması yapma hakkına sahip olduğundan, somut bir keyfilik ispatlanmadığı sürece yöneticilikten uzman kadrosuna atanma işlemi hukuka uygun kabul edilmektedir.
Kurumum görev yerimi ve unvanımı tamamen kafasına göre değiştirebilir mi? expand_more
Hayır, kurumların atama ve yer değiştirme konusundaki takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir. 657 sayılı Kanun uyarınca idareye tanınan bu yetki, mutlaka "kamu yararı" ve "hizmet gerekleri" sınırları içinde kullanılmak zorundadır. Eğer atamanızın kişisel husumet, siyasi sebepler veya keyfi amaçlarla yapıldığı tespit edilirse, mahkemeler bu durumu yetki saptırması olarak değerlendirir ve atama işlemi hukuka aykırı bulunarak iptal edilir.
Atama işleminin haksız ve keyfi olduğunu davada nasıl ispatlarım? expand_more
İdarenin yaptığı atama işleminin haksız olduğunu iptal davasında somut bilgi, belge veya kuvvetli emarelerle ortaya koymanız gerekmektedir. İdare hukukunda kural olarak işlemlerin kamu yararına uygun yapıldığı karinesi geçerli olduğundan, idarenin açıkça yetkisini kişisel saiklerle kullandığını mahkemeye kanıtlama yükü davacıya aittir. Bu yönde açık ve somut bir delil sunulmadığı takdirde, idarenin genel takdir yetkisi kapsamında yaptığı atama işlemi yargı yerlerince hukuka uygun bulunmaktadır.
Sadece "görevimde başarılıydım" diyerek atama kararına itiraz edebilir miyim? expand_more
Sadece geçmiş görevlerinizde başarılı olduğunuzu öne sürmeniz, idari atama işleminin iptali için yeterli bir gerekçe oluşturmaz. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idare mahkemelerinin atama işlemini iptal edebilmesi için idarenin bu işlemi hizmet gereklerine aykırı, kişisel veya keyfi saiklerle tesis ettiğinin açıkça ortaya konmasını aramaktadır. Dosyada idarenin takdir yetkisini kamu yararına aykırı kullandığına dair bir delil yoksa, salt başarısızlık gösterilememesi atamanın iptalini gerektirmez.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir