Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Adnan Turan Kararı 2021/22728 B.

Anayasa Mahkemesi Adnan Turan Kararı 2021/22728 B.

Bu karar, tutuklamaya alternatif olarak uygulanan adli kontrol tedbirlerinin, özellikle de konutu terk etmeme (ev hapsi) yükümlülüğünün, tıpkı tutuklama tedbiri gibi çok sıkı şartlara ve somut hukuki gerekçelere dayanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişinin kaçma veya delilleri karartma şüphesi bulunmadığı tespit edilen bir durumda, sadece evinde toplatma kararı bulunan bazı yayınlar ele geçirildiği gerekçesiyle hürriyetinden yoksun bırakılarak ev hapsine alınmasının hukuka tamamen aykırı olduğunu belirtmiştir. Yüksek Mahkeme, evrak üzerinde klişeleşmiş ve matbu gerekçelerle özgürlük kısıtlamasına kesinlikle gidilemeyeceğini, yargı makamlarının verdikleri adli kontrol kararlarında uygulanan tedbirin meşru amacını şüpheye hiçbir yer bırakmayacak şekilde temellendirmek zorunda olduğunu güçlü bir biçimde vurgulamıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Adnan Turan Kararı 2021/22728 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/22728
Karar Tarihi 29.07.2025
Taraf Adnan Turan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Adli kontrol kararları somut kaçma şüphesi gerektirir.
Gerekçesiz konutu terk etmeme tedbiri hukuka aykırıdır.
Kitap bulundurmak tek başına hürriyeti kısıtlama nedeni olamaz.
Kişi özgürlüğüne müdahale mutlak surette meşru amaca dayanmalıdır.

Bu karar, tutuklamaya alternatif olarak uygulanan adli kontrol tedbirlerinin, özellikle de konutu terk etmeme (ev hapsi) yükümlülüğünün, tıpkı tutuklama tedbiri gibi çok sıkı şartlara ve somut hukuki gerekçelere dayanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişinin kaçma veya delilleri karartma şüphesi bulunmadığı tespit edilen bir durumda, sadece evinde toplatma kararı bulunan bazı yayınlar ele geçirildiği gerekçesiyle hürriyetinden yoksun bırakılarak ev hapsine alınmasının hukuka tamamen aykırı olduğunu belirtmiştir. Yüksek Mahkeme, evrak üzerinde klişeleşmiş ve matbu gerekçelerle özgürlük kısıtlamasına kesinlikle gidilemeyeceğini, yargı makamlarının verdikleri adli kontrol kararlarında uygulanan tedbirin meşru amacını şüpheye hiçbir yer bırakmayacak şekilde temellendirmek zorunda olduğunu güçlü bir biçimde vurgulamıştır.

Uygulamadaki emsal etkisi açısından ele alındığında bu karar, sulh ceza hâkimliklerinin adli kontrol kararı verirken çok daha titiz ve detaylı bir hukuki inceleme yapmalarını zorunlu kılmaktadır. Mevcut ceza yargılaması pratiğinde tutuklama taleplerinin reddedilerek doğrudan konutu terk etmeme tedbirine hükmedilmesi sıklıkla başvurulan bir yöntemdir. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu içtihadı, söz konusu tedbirin de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ağır bir müdahale oluşturduğunu ve somut olayda tedbirin uygulanmasını zorunlu kılan nedenlerin yokluğunda hakkın ihlal edilmiş sayılacağını göstermektedir. Ayrıca, bulundurulan kitaplar üzerinden uygulanan ev hapsinin ifade özgürlüğünün ihlali olarak görülmesi, temel haklar arasındaki bağlantıyı ve koruma tedbirlerinin diğer özgürlükler üzerindeki caydırıcı (soğutucu) etkisini önleme bakımından son derece önemlidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, 2014 yılında Adana'da düzenlenen ve terör örgütü sempatizanlarınca gerçekleştirildiği iddia edilen bir protesto gösterisine dayanmaktadır. Başvurucu Adnan Turan'ın söz konusu tarihteki bu gösteriye katıldığı, yıllar sonra 2021 yılında polis yüz tanıma sistemiyle tespit edilmiştir. Bu tespit üzerine başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun evinde arama yapılmış ve hakkında toplatma kararı bulunan iki adet kitap ele geçirilmiştir.

Savcılık, başvurucunun terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla tutuklanmasını talep ederek kendisini sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik, tutuklama talebini reddetmiş ancak başvurucunun evinde bulunan yasaklı yayınları gerekçe göstererek kendisi hakkında "konutu terk etmeme" (ev hapsi) şeklinde adli kontrol tedbiri uygulamıştır. Başvurucu, kaçma şüphesi olmamasına ve delillerin toplanmış olmasına rağmen uygulanan bu kararın haksız olduğunu, ayrıca sadece evinde bulundurduğu kitaplar yüzünden bu tedbire maruz kalmasının ifade özgürlüğünü zedelediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve manevi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önündeki hukuki uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesi ile ifade özgürlüğünü güvence altına alan 26. maddesini merkeze alarak inceleme yapmıştır. Bu kapsamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109 hükmünde düzenlenen adli kontrol kurumunun uygulanma şartları ve hukuki sınırları detaylıca incelenmiştir.

Mevcut kanuni düzenlemelere göre, tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde kişinin doğrudan tutuklanması yerine daha hafif bir tedbir olarak adli kontrol altına alınmasına karar verilebilmektedir. Ancak Yüksek Mahkeme'nin istikrar kazanmış yerleşik içtihatlarına göre, "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri, kişinin hareket serbestisini ve günlük yaşamını ev sınırları içine hapsederek ciddi ölçüde kısıtladığı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılmış ağır bir müdahale niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, tıpkı tutuklama kararlarında arandığı gibi, bu koruma tedbirinin de mutlaka kanun tarafından öngörülme, anayasal haklı sebeplere dayanma ve en önemlisi ölçülülük ilkesine tam anlamıyla uygun olma şartlarını taşıması hukuki bir zorunluluktur.

Hukuki prensipler gereği, sadece kişinin suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerin bulunması, adli kontrol tedbiri uygulanması için tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda şüphelinin kaçacağına, delilleri yok edeceğine, değiştireceğine ya da tanık ve mağdurlar üzerinde baskı kuracağına dair somut ve kuvvetli şüphenin de (tutuklama nedeni) bulunması gerekmektedir. Eğer isnat edilen eylem 5271 sayılı Kanun m. 100 kapsamında sayılan katalog suçlardan biri olsa dahi, hâkimin somut olgularla bu tedbirin gerekliliğini objektif bir gözlemciyi ikna edecek biçimde gerekçelendirmesi şarttır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucu hakkında idari ve yargısal mercilerce uygulanan konutu terk etmeme tedbirinin hukuka ve anayasaya uygunluğunu incelerken öncelikle derece mahkemesinin kararında dayandığı gerekçeleri titizlikle mercek altına almıştır. İlgili sulh ceza hâkimliği, adli kontrol kararını verirken başvurucunun sabit bir ikametgâh sahibi olduğunu ve yürütülen soruşturmaya konu edilen delillerin büyük ölçüde toplanmış olduğunu bizzat kendi gerekçesinde açıkça belirtmiştir. Mahkemenin kendi yaptığı bu tespitlere rağmen, sadece evde yapılan aramada ele geçirilen ve yasaklı olduğu iddia edilen iki adet kitap gerekçe gösterilerek başvurucu hakkında doğrudan ev hapsi kararı verilmesi hukuken çelişkili bulunmuştur.

Yüksek Mahkeme, bu noktada tedbirin orantısızlığına dikkat çekmiştir. Bir yandan kişinin kaçma şüphesi olmadığı ve delilleri karartma ihtimalinin bulunmadığı kabul edilirken, diğer yandan hürriyeti kısıtlayıcı ağır bir tedbire hükmedilmesinin mantıksal ve hukuki bir tutarlılığı bulunmamaktadır. İsnat edilen suç katalog suçlar arasında yer alsa bile, bu durum hâkimi somut olayda koruma tedbirinin zorunlu olduğunu objektif delillerle açıklama yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvurucu yönünden adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının bulunmadığı bizzat hâkimliğin kendi gerekçelerinden anlaşıldığından, uygulanan kısıtlamanın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği saptanmıştır.

Ayrıca, başvurucuya yönelik bu kısıtlayıcı tedbirin temel dayanağının evinde bulundurduğu yayınlar olması, olayı ifade özgürlüğü boyutuyla da tartışmalı hâle getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, salt toplatma kararı bulunan kitapların evde bulundurulmasının, kişi hürriyetini kısıtlayıcı bir koruma tedbirine gerekçe yapılamayacağını değerlendirmiştir. Başvurucu hakkında uygulanan tedbirin ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu bir müdahale olduğuna dair yeterli gerekçenin ortaya konulamaması, aynı zamanda ifade özgürlüğüne yönelik de haksız bir müdahale oluşturmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmederek başvurucunun manevi tazminat talebini kabul etmiştir.

Sadece evimde yasaklı kitap bulundu diye ev hapsi verilebilir mi? expand_more
Hayır, verilemez. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, evde yapılan aramada hakkında toplatma kararı bulunan yayınların ele geçirilmesi, tek başına kişi hürriyetini kısıtlayıcı bir koruma tedbirine (ev hapsine) gerekçe yapılamaz. Yüksek Mahkeme, salt kitap bulundurmaya dayanılarak kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasını orantısız bir müdahale olarak değerlendirmiş ve bu durumun aynı zamanda anayasal güvence altındaki ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmiştir.
Hâkim kaçma şüphesi yok derken ev hapsi kararı verebilir mi? expand_more
Hukuken veremez. Bir kişiye konutu terk etmeme (ev hapsi) tedbiri uygulanabilmesi için, tıpkı tutuklamada olduğu gibi kişinin kaçacağına veya delilleri karartacağına dair somut ve kuvvetli şüphelerin bulunması zorunludur. Anayasa Mahkemesi, hâkimliğin hem şüphelinin sabit ikametgâhı olduğunu ve delillerin toplandığını belirtip hem de ev hapsi kararı vermesini hukuki açıdan çelişkili bulmuştur. Mahkeme, kaçma şüphesi veya delil karartma ihtimali yokken verilen bu tür kararların, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını açıkça ihlal ettiğini tespit etmiştir.
Ev hapsi de normal tutuklama gibi ağır bir ceza sayılır mı? expand_more
Evet, ev hapsi olarak bilinen "konutu terk etmeme" adli kontrol tedbiri, kişinin hareket serbestisini ve günlük yaşamını ev sınırları içine hapsederek kısıtladığı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılmış ağır bir müdahale niteliğindedir. Anayasa Mahkemesi, bu tedbirin de tutuklama kararları gibi çok sıkı şartlara tabi olduğunu, mutlaka anayasal haklı sebeplere dayanması ve ölçülülük ilkesine tam anlamıyla uygun olması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargı makamları, evrak üzerinde klişeleşmiş ve matbu gerekçelerle bu kısıtlamaya kesinlikle gidemezler.
Haksız yere ev hapsinde tutulursam mahkemeden tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluyla tazminat alabilirsiniz. Somut emsal kararda Anayasa Mahkemesi, meşru ve zorunlu bir amacı olmadığı hâlde başvurucuya uygulanan ev hapsi tedbirinin hukuka aykırı olduğuna kanaat getirmiştir. Mahkeme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiği tespitini yaparak, mağdur edilen başvurucunun manevi tazminat talebini kabul etmiştir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir