Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | R.T. | BN. 2021/47924

Karar Bülteni

AYM R.T. BN. 2021/47924

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu
Başvuru No 2021/47924
Karar Tarihi 29.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın aleyhindeki tanıkları duruşmada sorgulama hakkı vardır.
  • Mahkûmiyet belirleyici ölçüde sorgulanmayan tanık beyanına dayandırılamaz.
  • Sorgulanmayan tanık için telafi edici güvenceler sağlanmalıdır.
  • Doğrudan doğruyalık ilkesince deliller hâkim önünde tartışılmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve doğrudan doğruyalık ilkesinin önemini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın aleyhine ifade veren ve beyanları mahkûmiyet kararında belirleyici ölçüde rol oynayan tanıkların bizzat yargılamayı yapan mahkeme huzurunda dinlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Soruşturma aşamasında veya istinabe yoluyla alınan tanık beyanlarının duruşmada sadece okunması, sanığa bu kişileri sorgulama ve beyanlarının güvenilirliğini test etme imkânı vermediği için hukuka aykırı bulunmuştur. Karar, hâkimin tanığın tepkilerini bizzat gözlemlemesinin vicdani kanaatin oluşumu açısından zorunlu olduğunu teyit etmektedir.

Uygulamada özellikle terör örgütü üyeliği gibi davalarda, yargı çevresi dışında bulunan veya başka dosyalarda ifade veren kişilerin beyanları üzerinden sıklıkla hüküm kurulabilmektedir. Bu emsal karar, derece mahkemelerinin tanıkları mahkeme salonunda veya en azından SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla dinlemek için somut bir çaba göstermesi gerektiğine işaret etmektedir. Eğer tanık makul bir gerekçeyle dinlenemiyorsa, sanığın dezavantajlı konumunu dengeleyecek telafi edici usul güvencelerinin sağlanması zorunludur. Aksi takdirde, doğruluğu sanık tarafından test edilmemiş ifadelere dayanılarak kurulan mahkûmiyet hükümleri, adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracak ve yeniden yargılama sebebi sayılacaktır. Bu yönüyle karar, ceza muhakemesinde doğrudan doğruyalık ilkesinin istisnasız uygulanması hususunda mahkemelere bağlayıcı bir yol haritası sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, başvurucu R. T.'nin astsubay olarak görev yaptığı dönemde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu iddiasıyla hakkında başlatılan ceza davasına dayanmaktadır. Başvurucu hakkında açılan davada, kendisiyle aynı rütbedeki diğer askerlerle sabit hatlardan ardışık olarak arandığı ve örgütsel toplantılara katıldığı ileri sürülmüştür. Bu iddiaların en önemli dayanağı ise soruşturma aşamasında veya başka dosyalarda ifade veren bazı tanıkların beyanları olmuştur. Yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesi, bu tanıkları duruşma salonuna çağırıp dinlemeden veya görüntülü sistemle başvurucuyla yüzleştirmeden, sadece daha önce verdikleri yazılı ifadeleri duruşmada okuyarak başvurucuya hapis cezası vermiştir. Başvurucu, aleyhine ifade veren kişilere mahkeme huzurunda soru sorma ve onlarla yüzleşme hakkının elinden alındığını, bu durumun yargılamanın adilliğini bozduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının önemli bir unsuru olan tanık sorgulama hakkına odaklanmıştır. Bu hak uyarınca bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme yetkisi bulunmaktadır. Hakkında ceza davası yürütülen kişinin tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, adil bir yargılamanın vazgeçilmez şartıdır.

Yargılamanın adil olup olmadığının değerlendirilmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210 büyük önem taşımaktadır. Anılan madde, olayın delili tek bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini emretmektedir. Tanık ifadelerinin sadece tutanaktan okunması ile yetinilmesi kural olarak hukuka aykırıdır. Ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 180 uyarınca, tanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak dinlenebilmesi imkânı varken bunun uygulanmaması, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, tanık beyanlarının mahkûmiyete esas alınabilmesi için üç aşamalı bir test uygulanmaktadır. Birincisi, tanığın mahkemede hazır edilememesinin geçerli bir nedeni olmalıdır. İkincisi, sanığın sorgulayamadığı tanığın beyanının mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı saptanmalıdır. Üçüncüsü ise, bu ifadenin belirleyici delil olması durumunda sanığın maruz kaldığı dezavantajı giderecek yeterli düzeyde dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına bakılmalıdır. Hükme temel alınan delillerin kararı verecek hâkim önünde tartışılması, hâkimin tanığın tepkilerini ve güvenilirliğini bizzat gözlemlemesi doğrudan doğruyalık ilkesinin temel bir gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıkta öncelikle ilk derece mahkemesinin yargılama usulünü incelemiştir. Dosya kapsamında, başvurucunun mahkûmiyetinde büyük rol oynayan E.Ç. Ve D.B. isimli tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmediği, E.Ç.'nin istinabe yoluyla alınan ifadesi ile D.B.'nin kendi soruşturmasında verdiği ifadelerin duruşmada sadece okunmakla yetinildiği görülmüştür. Yargılamayı yapan mahkeme, bu tanıkların neden bizzat veya SEGBİS yöntemiyle duruşmada dinlenmediğine dair tutanaklarda veya gerekçeli kararda herhangi bir geçerli neden ortaya koymamıştır.

Somut olayda, sabit hatlardan ardışık aranma kayıtları (HTS) gibi delillerin yanı sıra, duruşmada dinlenmeyen tanıkların aleyhe anlatımlarının mahkûmiyet hükmünün kurulmasında tek olmasa da açıkça belirleyici nitelikte olduğu saptanmıştır. Yargıtay içtihatlarında örgüt üyeliği suçlamalarında sabit hat aramalarının değerlendirilmesi için yapılması gereken kapsamlı araştırmaların ilk derece mahkemesince tam olarak yerine getirilmediği ve ağırlıklı olarak tanık beyanlarına dayanıldığı görülmüştür.

Başvurucuya duruşma sırasında olayları kendi cephesinden anlatma imkânı verilmiş olsa da, belirleyici delil konumundaki tanıklara soru soramaması, onları sorgulayamaması büyük bir usuli eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Hâkim, tanıkların beyanda bulunurken gösterdikleri reaksiyonları izleme fırsatı bulamamış, beyanların doğruluğu sanık tarafından test edilememiştir. Anayasa Mahkemesi, bu durumun başvurucu açısından yarattığı olumsuzluğun telafi edilmesi için yeterli karşı dengeleyici güvencelerin de sağlanmadığını tespit etmiştir. Güvenilirliği doğrudan doğruyalık ilkesi çerçevesinde test edilmemiş beyanların cezanın belirlenmesinde belirleyici ölçüde kullanılması, yargılamanın hakkaniyetini bir bütün olarak zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: