Anasayfa/ Makale/ Yasal Boşlukların İdari Mobbing Aracına Dönüşümü

Yasal Boşlukların İdari Mobbing Aracına Dönüşümü

İdari mevzuattaki belirsizlikler ve yasal boşluklar, amirlerin takdir yetkisini keyfi kullanmasına zemin hazırlayarak çalışma hayatında psikolojik taciz aracı haline gelmektedir. Çalışanların yasal haklarındaki eksiklikler, sistematik psikolojik şiddetin ve idari baskıların hukuki bir kılıfa bürünmesine yol açmaktadır.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Çalışma hukukunda ve idare hukukunda en sık karşılaşılan temel sorunlardan biri, mevzuatta yer alan yasal boşlukların kötü niyetli amirler tarafından bir psikolojik taciz aracı olarak kullanılmasıdır. Kamu kurumlarında, özellikle eğitim yönetimi alanında, çalışanların mesleki gelişim gibi hakları anayasal bir zemin bulsa da, yönetmelik ve yönergelerdeki eksiklikler amirlerin takdir yetkisini sınırsız ve denetimsiz bir güce dönüştürmektedir. Hukuk sistemimizde idarenin her türlü eylem ve işleminin hukuka uygun olması esastır; ancak, alt düzey düzenleyici işlemlerdeki belirsizlikler, yöneticilerin personeli üzerinde baskı kurmasına, yıldırma politikaları uygulamasına ve nihayetinde sistematik bir mobbing sürecinin başlamasına neden olmaktadır. Mevzuatın açıkça düzenlemediği ve idareciye sınırları çizilmemiş bir takdir alanı bıraktığı durumlarda, hukukun koruyucu şemsiyesi delinmekte ve çalışanlar amirlerinin inisiyatifine terk edilerek yasal bir kılıf altında psikolojik şiddete maruz bırakılmaktadır.

Mevzuat Eksikliklerinin Amirlerin Takdir Yetkisiyle İstismarı

Bir hukukçu perspektifiyle incelendiğinde, idare hukukunda takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması zorunludur. Ancak, yönergeler gibi düzenleyici işlemlerde, personelin eğitim süreçlerinde ihtiyaç duydukları izin haklarına yönelik açık bir yasal dayanağın bulunmaması, bu yetkinin keyfi kullanımına kapı aralamaktadır. Örneğin, bazı personellere lisansüstü öğrenimlerine devam edebilmeleri için mevzuatta net haklar tanınmışken, idari kadrolar için aynı hakkın düzenlenmemesi ciddi bir eşitlik ilkesi ihlali doğurmaktadır. Düzenlemedeki bu eksiklik, yöneticilerin amirleri tarafından bilinçli bir baskı unsuruna dönüştürülmekte ve akademik gelişim sağlamak isteyen personele yasal bir boşluk bahane edilerek zorluk çıkarılmaktadır. İzin alma süreçlerinde yaşanan bu zorluklar, çalışanların amirleriyle sürekli bir gerilim yaşamasına ve idari açmazlara sürüklenmelerine yol açmaktadır. Bu durum, hukuki güvenceden yoksun bırakılan çalışanın, amirinin kişisel tutumlarına bağımlı hale getirilerek idari bir mobbing döngüsünün içine çekilmesi anlamına gelmektedir.

Eşitsiz Uygulamaların ve Keyfiliğin Psikolojik Etkileri

Hukuk uygulamasında, normlar hiyerarşisi ve anayasal eşitlik ilkesi gereği benzer statüdeki çalışanlara benzer hakların tanınması gerekirken, yasal hakkın bulunmayışı gerekçe gösterilerek uygulanan idari ayrımcılık, işyerinde huzuru ve barışı derinden sarsmaktadır. Mevzuattaki bu yapısal boşluklar, üst amirlerin astları üzerinde kurdukları otoriteyi kötüye kullanmalarına zemin hazırlamaktadır. Amirlerin personelin gelişim çabalarına karşı hukuki belirsizlikleri kullanarak her türlü zorluğu çıkarması ve uzlaşmaz bir tutum sergilemesi, hukuk literatüründe tipik bir işyerinde psikolojik taciz vakasıdır. Yasal bir güvenceye dayanamayan personel; sürekli reddedilme, taleplerinin gerekçesiz olarak geri çevrilmesi ve görevleri aksattığı yönünde asılsız ithamlara maruz kalma riskiyle yüzleşmektedir. Bu sistematik baskı, çalışanın kendini dışlanmış, çaresiz ve tükenmiş hissetmesine yol açar. İşçi ve memur hakları bağlamında, çalışma ve eğitim gibi temel hakların yasal boşluklar arkasına sığınılarak fütursuzca engellenmesi, bireyin psikolojik bütünlüğünü doğrudan hedefler.

Yasal Boşluklardan Kaynaklanan Mobbingin Önlenmesi

Hukuk devletinin en temel gereklerinden biri, idarenin eylem ve işlemlerinin öngörülebilir olması ve çalışanların temel haklarının kesin kurallarla güvence altına alınmasıdır. Mevcut durumdaki yasal boşlukların mobbing aracına dönüşmesini engellemek adına acil hukuki düzenlemelere ihtiyaç vardır. Kanun koyucunun ve idari düzenleme yapan otoritelerin, idarecilerin inisiyatif alanını daraltacak ve objektif kriterlere dayanan yasal metinler oluşturması şarttır. Bu bağlamda atılması gereken temel idari ve hukuki adımlar şunlardır:

  • Mevzuat içerisindeki statü farklılıklarından doğan eşitlik ilkesine aykırı düzenlemelerin derhal iptal edilerek tüm personele adil haklar tanınması.
  • Personelin idari süreçlerindeki taleplerinde amirin takdir yetkisinin somut, ölçülebilir ve hukuki denetime açık sınırlarla belirlenmesi.
  • Yasal boşlukları fırsat bilerek çalışan üzerinde baskı kuran ve yetkisini kötüye kullanan amirler hakkında etkin hukuki disiplin mekanizmalarının işletilmesi.

Bu adımların atılması, idarenin keyfiliğini önleyecek ve personelin yasal boşlukların arkasına saklanan amirler tarafından sistematik mobbinge uğramasının önüne geçecektir.

Müdürüm eğitim izni vermiyor, "kanunda hakkın yok" diyor. Bu mobbing mi? expand_more
İş hukuku ve idare hukuku kapsamında yöneticilerinizin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanması zorunludur. Mevzuatta eğitim haklarınıza ilişkin net bir düzenleme veya yasal güvence bulunmaması, amirinizin bu yetkiyi keyfi olarak size karşı bir silah gibi kullanabileceği anlamına gelmez,. Gelişim çabalarınızın yasal boşluklar bahane edilerek sürekli engellenmesi, taleplerinizin gerekçesiz reddedilmesi ve bu durumun size psikolojik baskı olarak yansıması, hukuk literatüründe tipik bir işyerinde psikolojik taciz (mobbing) vakası olarak değerlendirilmektedir. Bu gibi durumlarda, amirinizin yetkisini kötüye kullandığını ispat etme ve hukuki denetim yollarına başvurma imkanınız bulunmaktadır.
Kurumda herkese verilen hak bana verilmiyor, amirim bana taktı. Ne yapabilirim? expand_more
Hukuk sistemimizde idarenin her türlü eylem ve işleminin anayasal eşitlik ilkesine ve hukuka uygun olması esastır,. Benzer statüdeki çalışanlara benzer hakların tanınması gerekirken, hakkınızın mevzuatta açıkça yazmamasını bahane ederek size yönelik ayrımcı bir uygulama yapılması açık bir ihlaldir. Amirinizin mevzuattaki yapısal boşlukları kullanarak otoritesini kötüye kullanması ve size fütursuzca zorluk çıkarması, idari mobbing döngüsünün bir parçasıdır,. Bu tür keyfi uygulamalara ve eşitlik ilkesi ihlallerine karşı, yöneticileriniz hakkında hukuki disiplin mekanizmalarının işletilmesi için yasal yollara başvurabilirsiniz.
Patronum sürekli dilekçelerimi reddedip beni işi aksatmakla suçluyor, ne yapmalıyım? expand_more
Taleplerinizin gerekçesiz olarak geri çevrilmesi ve görevleri aksattığınız yönünde asılsız ithamlara maruz kalmanız, doğrudan psikolojik bütünlüğünüzü hedef alan ciddi bir şiddettir. Mevzuatın idareciye sınırları çizilmemiş bir inisiyatif alanı bıraktığı hallerde, yöneticiler alt düzey düzenleyici işlemlerdeki belirsizlikleri bir yıldırma politikası olarak kullanabilmektedir. Hukuk devleti ilkesi gereği, idarenin işlemlerinin öngörülebilir olması ve takdir yetkisinin somut, ölçülebilir sınırlara dayanması zorunludur,. Size karşı uygulanan bu sistematik baskı ve asılsız suçlamalar karşısında, yetkisini kötüye kullanan amiriniz hakkında yasal süreç başlatarak idari denetim mekanizmalarını harekete geçirme hakkınız mevcuttur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir