Anasayfa/ Makale/ Veri İşleme Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

Veri İşleme Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında veri sorumlusu ile veri işleyen arasında kurulan veri işleme sözleşmeleri, mevzuatta özel olarak düzenlenmemiş atipik sözleşmelerdir. Bu makalede, iş görme ve sonuç borcu doğuran, sürekli edimli bu sözleşmelerin Türk Borçlar Hukuku çerçevesindeki temel hukuki niteliklerini inceleyeceğiz.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüz dijital ekonomisinde işletmelerin kişisel veri işleme faaliyetlerini dış kaynaklardan temin etmesi, veri sorumlusu ile veri işleyen arasında akdedilen kişisel veri işleme sözleşmelerinin önemini artırmıştır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, veri sorumlusu ve veri işleyen kavramlarını tanımlasa da, bu iki aktör arasındaki sözleşmenin içeriğini ve hukuki yapısını açıkça düzenlememiştir. Bu durum, veri işleme sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu sistematiği içindeki yerinin tespit edilmesini zorunlu kılmaktadır. Bir hukuk bürosu pratiğinde, müvekkillerin veri güvenliği yükümlülüklerini sözleşmesel düzleme doğru aktarabilmesi için, bu sözleşmelerin hukuki niteliğinin doğru kavranması şarttır. Zira sözleşmenin geçerliliği, tarafların yüklendiği edimlerin kapsamı ve uygulanacak kanun hükümleri doğrudan bu hukuki nitelendirmeye bağlıdır. İrade özerkliği ilkesi gereği taraflarca serbestçe kurulan bu sözleşmeler, taşıdıkları unsurlar itibarıyla borçlar hukukunun çeşitli kurumlarıyla kesişmektedir. Aşağıda, uygulamada sıkça karşılaşılan bu sözleşmelerin hukuki niteliği ve temel özellikleri ele alınmaktadır.

Borçlandırıcı ve Rızai Sözleşme Olması

Kişisel veri işleme sözleşmesi, niteliği itibarıyla taraflar arasında karşılıklı alacak ve borç hakları yaratan bir borç sözleşmesidir. Bu sözleşme ile veri işleyen, veri sorumlusunun talimatları doğrultusunda ve onun menfaatine uygun olarak kişisel veri işleme edimini yerine getirmeyi taahhüt eder. Buna karşılık veri sorumlusu da kural olarak kararlaştırılan bir hizmet bedelini ödeme borcu altına girer. Kurulması açısından ise bu sözleşmeler rızai sözleşme niteliği taşır. Türk Borçlar Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, tarafların sözleşmenin esaslı noktaları üzerinde karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarının uyuşması sözleşmenin kurulması için yeterlidir. Geçerlilikleri kural olarak özel bir şekle tabi olmamakla birlikte, ispat kolaylığı ve kişisel verilerin güvenliği pratikleri doğrultusunda yazılı şekilde yapılması her zaman hukuki güvenliği artıracaktır. Dolayısıyla, hazırlar veya hazır olmayanlar arasında akdedilebilen bu rızai yapı, her iki tarafa da ifa yükümlülükleri getiren tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler kategorisine girmesini sağlar.

İsimsiz (Atipik) ve Karma Sözleşme Niteliği

Kişisel veri işleme sözleşmeleri, ne Türk Borçlar Kanunu'nda ne de ilgili özel veri koruma mevzuatında tipik bir sözleşme olarak ismen düzenlenmemiştir. Bu sebeple isimsiz sözleşme veya atipik sözleşme olarak sınıflandırılırlar. İrade özerkliği ve sözleşme özgürlüğü ilkeleri çerçevesinde kurulan bu sözleşmelerin, kanunda düzenlenen farklı sözleşme tiplerinin asli edimlerini bir araya getirmesi nedeniyle karma sözleşme yapısında olduğu kabul edilir. Sözleşmenin içerisinde ağırlıklı olarak vekâlet sözleşmesi unsurları bulunur; zira veri işleyen, veri sorumlusunun talimatlarına uyarak bir iş görme faaliyetini yerine getirir. Ancak sözleşmede, veri güvenliğini sağlama ve hukuka aykırı erişimi engelleme gibi garanti edilen bir sonucun varlığı da söz konusudur. Edim sonucunun taahhüt edilmesi, bu sözleşmeyi aynı zamanda eser sözleşmesi hükümlerine yaklaştırır. Sonuç itibarıyla, kişisel veri işleme sözleşmeleri, vekâletin iş görme borcu ile eser sözleşmesinin sonuç garanti etme unsurlarını içinde barındıran birleşik tipli karma sözleşme niteliği taşır.

Sürekli Edimli Bir İş Görme ve Sonuç Borcu Doğurması

Bu sözleşmeler, anlık bir ifa ile sona ermeyen, zamana yayılan sürekli edimli borç ilişkileri doğurur. Örneğin, bir bulut bilişim firmasının yıllar boyunca yedekleme veya sunucu hizmeti sağlaması, iş görme ediminin devamlılığını gösterir. Veri işleyenin yüklendiği temel görev, sadece emek ve çaba harcayarak faaliyette bulunmak ile sınırlı değildir; aynı zamanda veri güvenliğine dair edim sonucunu da taahhüt etmektir. Aşağıda bu sözleşmelerin benzer iş görme sözleşmeleri ile olan ilişkisi özetlenmiştir:

  • Vekâlet Sözleşmesi ile İlişkisi: Veri işleyenin talimatlara uyma, şahsen ifa, sadakat ve sır saklama yükümlülükleri vekâlet sözleşmesi ile örtüşür. Ancak vekilden farklı olarak veri işleyen, bir sonucun gerçekleşmesini taahhüt eder.
  • Eser Sözleşmesi ile İlişkisi: Veri işleyenin uygun güvenlik düzeyini temin ederek sonuç borcundan sorumlu olması, onu eser sözleşmesindeki yükleniciye yaklaştırır. Fakat eser sözleşmesi ani edimli iken, veri işleme sürekli bir edimdir.
  • Hizmet Sözleşmesi ile İlişkisi: Her ikisi de iş görme borcu içerse de, veri işleyenin veri sorumlusuna hiyerarşik anlamda bir bağımlılığı yoktur, bağımsız çalışır.

Üçüncü Kişiyi Koruyucu Etkili Sözleşme Olması

Kişisel veri işleme sözleşmesinin en ayırt edici hukuki özelliklerinden biri de üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme olmasıdır. Borç ilişkilerinin nisbiliği kuralı gereği sözleşmeler normalde sadece taraflar (veri sorumlusu ve veri işleyen) arasında hak ve yükümlülük doğurur. Ancak bu sözleşmenin asıl konusu olan kişisel veriler, sözleşmenin doğrudan tarafı olmayan üçüncü kişilere, yani ilgili kişilere aittir. İşlenen verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi veya ifşa edilmesi durumunda en büyük zararı bizzat bu veri sahipleri görecektir. Dürüstlük kuralı ekseninde şekillenen koruma yükümlülükleri gereğince, veri işleyen, edimini yerine getirirken sadece sözleşme tarafı olan veri sorumlusunun değil, sözleşmenin sosyal etki alanında bulunan ilgili kişilerin şahıs varlığı değerlerini de korumak zorundadır. Bu durum, sözleşmenin sadece akidi olan veri sorumlusunu değil, hakları doğrudan etkilenen ilgili kişileri de koruma çemberine almasını sağlayarak üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme niteliğini açıkça pekiştirmektedir.

Bulut firmasıyla veri işleme sözleşmesini yazılı yapmak zorunda mıyım? expand_more
Kişisel veri işleme sözleşmelerinin geçerliliği kural olarak katı bir şekil şartına tabi tutulmamıştır. Tarafların sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde karşılıklı irade beyanlarının uyuşması, hukuken rızai nitelikteki bu sözleşmenin kurulması için yeterlidir. Ancak ispat kolaylığı sağlaması ve kişisel veri güvenliği süreçlerinin sağlıklı işlemesi adına, aranızdaki bu sözleşmelerin mutlaka yazılı yapılması hukuki güvenliğinizi doğrudan artıracaktır.
Dışarıdan anlaştığımız bilişim firması veri sızıntısından sorumlu olur mu? expand_more
Evet, dış kaynak olarak anlaştığınız ve veri işleyen statüsündeki firmalar sadece çaba göstermekle kalmaz, aynı zamanda veri güvenliğine dair edim sonucunu da taahhüt eder. Hukuki açıdan bu sözleşmeler, veri işleyenin uygun güvenlik düzeyini temin ederek bir sonuç borcu üstlendiği eser sözleşmelerine benzerlik gösterir. Dolayısıyla ilgili bilişim firması, tarafınıza karşı veri güvenliğini sağlama ve hukuka aykırı erişimi engelleme sonucunu garanti etmek zorundadır.
Benimle sözleşmesi olmayan taşeron firma verilerimi sızdırırsa ne olur? expand_more
Kişisel veri işleme sözleşmelerinin en ayırt edici hukuki özelliklerinden biri, üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme niteliğinde olmalarıdır. Borç ilişkilerinde kural olarak sözleşmeler sadece imzalayan şirketleri bağlasa da, bu tür sözleşmelerin asıl konusu olan kişisel veriler sözleşmenin doğrudan tarafı olmayan sizlere aittir. Dürüstlük kuralı çerçevesinde veri işleyen taşeron firma, sözleşmenin tarafı olmasanız dahi şahıs varlığı değerlerinizi ve kişisel verilerinizi korumakla yükümlüdür.
Verilerimizi işleyen dış şirket hukuken çalışanımız sayılır mı? expand_more
Hayır, kişisel verilerinizi işlemek üzere hizmet aldığınız şirketler veya şahıslar sizin personeliniz statüsünde değerlendirilemez. Hizmet sözleşmelerinde işçi ile işveren arasında hiyerarşik bir bağ ve bağımlılık bulunurken, veri işleyen firmaların hukuken böyle bir bağımlılığı yoktur. Kişisel veri işleme edimini sürekli bir borç ilişkisi olarak yerine getiren bu dış şirketler tamamen bağımsız bir şekilde çalışırlar.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir