Çalışma hayatında bireylerin yalnızca bedensel sağlıklarının değil, aynı zamanda ruhsal ve psikolojik bütünlüklerinin de korunması hukukun temel gayelerinden biridir. İş ilişkilerinde ortaya çıkabilen ve işçinin manevi varlığını hedef alan olumsuz tutumlar, hukuki bir koruma gereksinimi doğurmuştur. Bu bağlamda, psikolojik baskı ve yıldırma eylemleri olarak karşımıza çıkan süreçlerin engellenmesi, işverenlerin en temel sorumlulukları arasında yer almaktadır. Hukuk sistemimizde, işçilerin iş ortamında maruz kalabilecekleri duygusal ve psikolojik saldırılara karşı güvence altına alınması amacıyla özel düzenlemeler ihdas edilmiştir. Mevzuatta yer alan bu hükümler, işverene işyerinde huzuru sağlama ve çalışanların kişilik haklarını koruma konusunda aktif bir rol yüklemektedir. Bu durum, işçinin iş yaşamından dışlanmasını önlemek ve huzurlu bir çalışma ortamı yaratmak adına hukuki bir zorunluluk teşkil etmektedir.
İşverenlerin Borçlar Kanunu Kapsamındaki Yasal Sorumluluğu
Hukukumuzda çalışanların psikolojik sağlığının korunması hususu, 2011 tarihli Türk Borçlar Kanunu'nun altıncı bölümünde yer alan Hizmet Sözleşmeleri başlığı altında açıkça düzenlenmiştir. Kanun'un 417. maddesi ile birlikte, işverenlerin işyerinde psikolojik tacizi önlemekle yükümlü olduğu yasal bir zemin kazanmıştır. Bu düzenleme, işçinin yalnızca maddi varlığını değil, manevi bütünlüğünü de koruma altına alarak işverene geniş kapsamlı bir gözetim borcu yüklemektedir. Kanun koyucu, işverenin sadece pasif bir izleyici olmasını değil, işyerinde oluşabilecek her türlü dışlayıcı tutum ve baskı ortamını engellemek için proaktif tedbirler almasını emretmektedir. Alt-üst ilişkisi veya aynı kademede yer alan iş arkadaşları arasında ortaya çıkabilecek düşmanca tutumlar, hakaret barındıran söylemler veya kişiyi muhatap almamak gibi davranışların tamamı bu kapsamda önlenmesi gereken eylemlerdir. Bu yükümlülüğün ifası, işçinin iş hayatındaki sükunetini doğrudan güvence altına almaktadır.
Önleme Yükümlülüğüne Aykırılığın Hukuki ve Tazminat Boyutu
İşverenin yasadan doğan önleme yükümlülüğünü ihlal etmesi, mağdur çalışan açısından bağlayıcı hukuki sonuçlar doğurmaktadır. İşyerinde meydana gelen ve işverence önlenmeyen eylemler neticesinde kişinin ruhsal bütünlüğünün zedelenmesi, çalışanın işini yapamaz duruma gelmesine neden olabilmektedir. Bu noktada, gerekli tedbirleri almayan işverenin tazminat sorumluluğu gündeme gelmektedir. Gerçekleştirilen psikolojik şiddet eylemlerinin mağdurun iş hayatını tehdit etmesi, maddi ve manevi zararların tazmini taleplerini haklı ve geçerli kılmaktadır. İş hukukunda bu tür vakaların ispatı ve eylemlerin tipikliğinin belirlenmesi çeşitli problemler barındırsa da, korunan hukuki menfaatin çalışanın ruhsal sıhhati olması yasal yaptırımların temelini oluşturur. Gerekli özeni göstermeyen işverenler, mağdurun uğradığı zararı tazmin etmekle mükelleftir. İşverenin önleme yükümlülüğü kapsamına giren ve tazminat doğurabilecek başlıca ihlal türleri şunlardır:
- İşyerinde hiyerarşik veya yatay yapı kullanılarak uygulanan sistematik baskı eylemleri
- Çalışanlar arası husumet barındıran, onur kırıcı ve aşağılayıcı söylemler
- Kişiyi iş yaşamından dışlamayı ve izole etmeyi hedefleyen her türlü psikolojik şiddet
İşyerinde bana sürekli psikolojik baskı yapılıyor, patronumun bunu engelleme zorunluluğu var mı? expand_more
Patronum mobbingi durdurmak için hiçbir şey yapmadı, tazminat talep edebilir miyim? expand_more
İş arkadaşım beni sürekli dışlayıp hakaret ediyor, bu mobbing sayılır mı? expand_more
Mobbing yüzünden psikolojim bozuldu ve çalışamıyorum, hukuki hakkım nedir? expand_more
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Bizi Değerlendirin
Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.
Google'da Değerlendir