Anasayfa Makale KVKK Kapsamında Veri İşleme Şartları ve Açık...

Makale

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, veri işleme faaliyetlerinin hukuka uygunluğu katı şartlara ve temel ilkelere bağlanmıştır. Veri işlemenin temel dayanağı olan açık rıza, belirli bir konuya ilişkin, özgür iradeyle ve bilgilendirilmeye dayalı olmalıdır; aksi halde geçersiz kabul edilen torba rıza niteliğine dönüşür.

KVKK Kapsamında Veri İşleme Şartları ve Açık Rızanın Sınırları

Kişisel verilerin işlenmesi, günümüz hukuk uygulamalarında hukuki ve cezai yaptırımlarla sıkı bir şekilde denetlenen, sınırları yasalarla çizilmiş son derece kritik bir faaliyettir. Veri işleme süreçlerinin yasal dayanağını oluşturan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleri, ilgili işlemlerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için bir dizi emredici şart öngörmektedir. Temel prensip olarak, hiçbir işlem sınırsız ve keyfi bir biçimde gerçekleştirilemez. Mevzuatımız uyarınca, her türlü işleme sürecinin öncelikle hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve güncel tutulma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalınarak icra edilmesi zorunludur. Bu ilkelerden sapılarak gerçekleştirilen eylemler, doğrudan hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Aynı zamanda, toplanan verilerin ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi de temel bir şarttır. Bir uzman avukat perspektifiyle değerlendirildiğinde, bu prensiplerin gözetilmemesi, alınan rızaları veya dayanılan diğer hukuka uygunluk sebeplerini baştan itibaren sakat hale getirecek ve yasal yaptırımların doğmasına sebebiyet verecektir.

KVKK Kapsamında Hukuka Uygunluk Nedenleri

Verilerin işlenmesi kural olarak ilgili kişinin rızasına tabi olmakla birlikte, yasa koyucu açık rızanın aranmadığı istisnai hukuka uygunluk nedenlerini de tahdidi olarak saymıştır. Buna göre, kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle iradesini açıklayamayacak durumda bulunan kişinin kendisinin veya bir başkasının hayatı ya da beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması durumlarında kanuni bir yetki mevcuttur. Ayrıca, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla sözleşme taraflarına ait işlemlerin yapılması, hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olan haller, kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş işlemler ve bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olan durumlar yasal işleme şartları arasındadır. Son olarak, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, meşru menfaatler için işlemenin zorunlu olması hali de hukuki temellerdendir.

Açık Rızanın Temel Unsurları ve Hukuki Geçerliliği

Açık rıza, hukuki niteliği itibarıyla mevzuat kapsamında en temel hukuka uygunluk nedenlerinden biridir. Geçerli bir hukuki zemin oluşturmak adına, kişinin onay beyanından evvel mutlaka usulüne uygun şekilde, şeffaf ve anlaşılır bir dille bilgilendirilmesi gerekmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve ilgili kişilerin sınırlarını öngöremediği, çok geniş kapsamlı veya anlaşılmaz hukuki ifadeler içeren beyanlar, doktrinde torba rıza veya battaniye rıza olarak adlandırılmakta olup, bu nitelikteki genel geçer onaylar hukuken kesinlikle geçersiz sayılmaktadır. Eğer yeterli ve aydınlatıcı bir bilgilendirme yapılmadan genel bir onay alınmışsa veya onay kapsamı muğlak bırakılmışsa, bu işlem yasal çerçevede ağır hukuki ihlaller doğuracaktır ve hukuki uyuşmazlıklarda ispat açısından kurumu güvencesiz bırakacaktır.

Geçerli bir açık rızanın taşıması gereken yasal kurucu unsurlar şunlardır:

  • İşleme faaliyetinin sınırlarının net olarak çizildiği belirli bir konuya ilişkin olma
  • İlgili kişiye işlem öncesinde usulüne uygun şekilde yapılan bilgilendirmeye dayanma
  • Herhangi bir baskı veya ön şart dayatması bulunmaksızın tamamen özgür iradeyle açıklanma

Özgür İrade ve Ön Şart Yasağının Sınırları

Rızanın en kritik yapı taşı, kişinin tercih özgürlüğünü kısıtlayan herhangi bir fiili veya hukuki etkenin bulunmamasıdır. Hukuk uygulamaları bağlamında, onayın baskı altında verilmemiş olması ve onay vermemenin kişi aleyhine olumsuz bir sonuç doğurmaması esastır. Bu doğrultuda, bir ürünün veya hizmetin sağlanmasının açık rıza verilmesi ön şartına bağlandığı durumlar, onay sürecini sakatlayan ve özgür iradeyi ortadan kaldıran haller olarak kabul edilir; bu şekilde dayatmayla elde edilen izinler kanun nezdinde geçersizdir. İlaveten, süreçte kişinin aktif ve şüpheye yer bırakmayacak olumlu bir irade sergilemesi şarttır. Dijital platformlarda önceden işaretlenmiş kutucuklar yoluyla alınan kabuller veya kişinin duruma itiraz etmeyip sessiz kalmasının örtülü rıza olarak yorumlanması hukuken asla kabul edilemez. İlgili kişi, daha önce vermiş olduğu onayını dilediği zaman, hiçbir yasal kısıtlamaya veya yaptırıma maruz kalmaksızın geri alma hakkına da mutlak surette sahiptir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: