Makale
Türk Ceza Kanunu kapsamında banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, niteliği gereği hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik ve güveni kötüye kullanma gibi diğer malvarlığı suçlarıyla sıkça kesişmektedir. Bu makale, söz konusu suçların içtima kuralları bağlamındaki hukuki ilişkisini yargı kararları ışığında incelemektedir.
Kart Suçlarının Diğer TCK Suçlarıyla İçtimaı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) sistematiğinde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı yollarla ele geçirilerek kullanılması, sadece kendi başına bir suç tipi oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda suçun işleniş biçimine göre başka suç tipleriyle de kesişim gösterir. Bilişim teknolojilerinin gelişimi, kartlı ödemeler sistemine yönelik ihlallerin karmaşık bir hal almasına neden olmuştur. Bir banka veya kredi kartının ele geçirilmesi sürecinde failin başvurduğu yöntemler, eylemin farklı TCK normlarını aynı anda ihlal etmesi sonucunu doğurabilir. Hukuk uygulamasında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, kartın ele geçirilmesi aşamasındaki fiiller ile kartın kullanılarak haksız menfaat temin edilmesi fiillerinin içtima kuralları çerçevesinde nasıl değerlendirileceğidir. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki güncel tartışmalar ışığında, bu suçun özellikle hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik gibi temel malvarlığı ve kamu güvenine karşı suçlarla olan içtima ilişkisinin doğru bir biçimde tespit edilmesi, ceza adaletinin tesisi bakımından hayati bir önem taşımaktadır.
Hırsızlık Suçu ile Kart Suçlarının İçtimaı
TCK madde 141'de düzenlenen hırsızlık suçu, taşınır bir malın zilyedinin rızası olmadan bulunduğu yerden alınmasıyla oluşur. Bir kimsenin, başkasına ait fiziksel bir banka veya kredi kartını bulunduğu yerden gizlice veya zorla alarak kendi hakimiyet alanına sokması durumunda hırsızlık suçu tamamlanmış olur. Failin bu kartı daha sonra ATM veya POS cihazlarında kullanarak haksız yarar elde etmesi ise TCK kapsamında düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu vücuda getirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, bu iki eylem arasında bileşik suç ilişkisi veya fikri içtima bulunmamaktadır. Failin her iki fiili birbirinden bağımsız olduğu için gerçek içtima kuralları uygulanır ve fail hem hırsızlık suçundan hem de kartın kötüye kullanılması suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Kartın fiziken alınmadığı, sadece kart bilgilerinin kopyalanarak bilişim sistemi üzerinden işlem yapıldığı hallerde ise eylem, nitelikli hırsızlık değil, doğrudan kartın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmektedir.
Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanma ile İlişkisi
Kart suçlarının dolandırıcılık suçu ile ilişkisi değerlendirildiğinde, hile unsurunun kime yöneldiği büyük önem taşır. Fail, mağduru hileli davranışlarla aldatarak kartını ele geçirmiş ve daha sonra bu kartı kullanarak harcama yapmışsa, ortada iki ayrı eylem vardır. Mağdurun iradesinin sakatlanarak kartın tesliminin sağlanması dolandırıcılık suçunu, kartın ATM gibi sistemlerde kullanılması ise kartın kötüye kullanılması suçunu oluşturur ve fail gerçek içtima hükümleri uyarınca her iki suçtan da cezalandırılır. Ancak, kart şifresinin ATM'de kullanılması eyleminde makineye karşı hile yapılamayacağı için bu fiil tek başına dolandırıcılık sayılmaz. Öte yandan, kartın mağdur tarafından belirli bir amaç için teslim edildiği, failin ise bu amacı aşarak kendi lehine fazladan para çektiği durumlarda güveni kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir. Ne var ki, kart suçlarını düzenleyen hükümler, güveni kötüye kullanma suçuna göre özel norm niteliği taşıdığından, özel normun önceliği ilkesi gereği fail sadece kartın kötüye kullanılması suçundan cezalandırılmalıdır.
Belgede Sahtecilik Suçlarıyla Kesişim Noktaları
Sahte kart üretimi ve kullanımı, TCK sistematiğinde belgede sahtecilik suçlarından bağımsız, özel bir sahtecilik türü olarak ihdas edilmiştir. Banka veya kredi kartları, hukuki nitelikleri itibarıyla TCK'daki resmi belge veya özel belge tanımına girmemektedir. Bu nedenle, bir kartın manyetik şeridinin kopyalanması veya tamamen sahte bir kart üretilmesi eylemi, genel sahtecilik suçlarını değil, özel olarak düzenlenen sahte banka veya kredi kartı üretme suçunu oluşturur. Ancak failin, sahte kart ürettirebilmek amacıyla sahte nüfus cüzdanı veya sahte sürücü belgesi kullanarak bankaya başvurması durumunda farklı bir içtima ilişkisi doğar.
- Fail bankaya sahte resmi belge sunduğunda, kanun kapsamındaki resmi belgede sahtecilik suçu oluşur.
- Banka görevlilerinin aldatılarak sahte kart üretilmesi sağlandığında ise fail, sahte kart üretiminden dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
- Ceza kanunumuz gereğince, sahte belgenin başka bir suçun işlenmesinde kullanılması halinde fail, her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.
Bilişim Sistemine Girme Suçuyla Olan Bağlantı
Uygulamada sıkça rastlanan bir diğer içtima sorunu, failin başkasına ait kart bilgilerini kullanarak internet şubesi üzerinden işlem yapmasıdır. Fail, mağdura ait şifreleri kullanarak bankanın bilişim sistemine yetkisiz olarak girdiğinde sisteme izinsiz girme suçu ihlal edilmiş olur. Failin aynı zamanda bu giriş sayesinde hesaptan para aktarımı yaparak haksız menfaat sağlaması eylemi ise kartın kötüye kullanılması suçunu oluşturur. Bu tür vakalarda fail, tek bir fiille kanunun iki farklı hükmünü ihlal etmektedir. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki hakim görüşe göre, burada farklı neviden fikri içtima kuralları devreye girer. Kanun uyarınca failin her iki normu ihlal eden tek bir eylemi bulunduğundan, fail yalnızca en ağır cezayı gerektiren banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçundan cezalandırılmalıdır.