Anasayfa Makale İnternetteki İhlallere Karşı Hukuki Korunma...

Makale

İnternet ortamında karşılaşılan hak ihlallerine karşı Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında çeşitli hukuki yollar mevcuttur. Koruyucu davalar ve tazminat davaları ile mağduriyetlerin giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu rehber, dijital ortamdaki ihlallere karşı etkin hukuki koruma yöntemlerini usul ve esaslarıyla açıklamaktadır.

İnternetteki İhlallere Karşı Hukuki Korunma Yolları

İnternet ve iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi, bilgiye erişimi kolaylaştırdığı gibi hukuka aykırı eylemlerin de dijital ortama taşınmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda, elektronik ortamda gerçekleşen ihlallere karşı hukuki korunma, hukuk sistemimizin en dinamik ve güncel alanlarından birini oluşturmaktadır. Türk özel hukukunda, kişiliğin korunması temel olarak Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanmaktadır. Dijital mecralarda rıza dışı gerçekleşen her türlü saldırı, mağdurların şahıs varlıklarında veya malvarlıklarında telafisi güç zararlar doğurabilmektedir. Hukuk sistemimiz, bu tür saldırılara karşı bireylere ve tüzel kişilere hem saldırıyı bertaraf edici hem de zararı giderici çeşitli dava yolları sunmaktadır. Koruyucu davalar ile tehlikenin önüne geçilmesi hedeflenirken, tazminat davaları ile meydana gelen kayıpların dengelenmesi amaçlanır. Etkin bir hukuki sürecin yürütülmesi, ihlalin niteliğinin doğru tespit edilmesine ve usul kurallarının eksiksiz işletilmesine bağlıdır.

İnternet Ortamında Koruyucu Dava Yolları

İnternet üzerindeki bir eylemin hak ihlali yaratması durumunda başvurulabilecek temel yöntemlerden biri koruyucu davalar açmaktır. Koruyucu davalar; henüz başlamamış ancak tehdit oluşturan bir saldırıyı önlemek, devam etmekte olan bir saldırıyı sona erdirmek veya sona ermiş olmakla birlikte etkileri süren bir saldırının hukuka aykırılığını tespit etmek amacıyla açılır. İlgili kanun çerçevesinde, saldırının önlenmesi davası ile ciddi ve yakın bir tehlike arz eden eylemlerin önüne geçilmesi için mahkemeden yapmama yükümlülüğü getiren bir karar talep edilebilir. Eğer saldırı anlık olarak internet üzerinde mevcutsa, örneğin bir web sitesinde hukuka aykırı bir yayın devam ediyorsa, saldırının durdurulması davası ikame edilir. Bu dava türü, devam eden ihlalin ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir eda davası niteliğindedir. Kusur veya zarar şartı aranmaksızın, salt hukuka aykırılığın tespiti için de tespit davası açılması mümkündür.

Tazminat Davaları ve Kazancın İadesi

Koruyucu davaların yanı sıra, ihlal nedeniyle meydana gelen eksilmelerin giderilmesi için tazminat davaları önemli bir hukuki koruma kalkanıdır. İhlal sonucunda mağdurun malvarlığında bir azalma, müşteri kaybı veya ticari itibar zedelenmesine bağlı kazanç kaybı doğmuşsa, haksız fiil sorumluluğu kapsamında maddi tazminat davası yoluna gidilir. Maddi zararın tespiti, zararı doğuran fiil ile illiyet bağının somut delillerle ispatlanmasını gerektirir. Öte yandan, bireyin veya tüzel kişinin sosyal ve duygusal değerlerinde meydana gelen acı, elem ve ıstırabın telafisi için yasal düzenlemeler uyarınca manevi tazminat davası açılabilmektedir. Manevi tazminatın belirlenmesinde hakim; saldırının şiddeti, ulaştığı kitle ve tarafların kusur oranlarını dikkate alır. Ayrıca, ihlali gerçekleştiren kişinin bu eylemden haksız bir gelir elde etmesi durumunda, mağdur taraf vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak kazancın istenmesi davası açabilmekte ve elde edilen bu maddi menfaatin kendisine ödenmesini talep edebilmektedir.

Düzeltme, Kararın İlanı ve Usul Kuralları

Elektronik ortamdaki ihlallerin toplum nezdinde yarattığı olumsuz algının silinmesi, sadece tazminat ödenmesiyle mümkün olmayabilir. Bu nedenle, yasal mevzuat uyarınca mahkemeden düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması da talep edilebilmektedir. Bu tür tamamlayıcı istemler, mağdurun itibarının iadesi açısından kritik bir rol üstlenir. Tüm bu dava süreçlerinde usul kurallarına dikkat edilmesi zorunludur. İhlallere karşı açılacak koruyucu davalar ve tazminat davalarında görevli mahkeme, şahıs varlığına ve malvarlığına ilişkin istemler gözetildiğinde kural olarak asliye hukuk mahkemesi konumundadır.

Yetkili Mahkeme ve Zamanaşımı Süreleri

Dava açarken yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi ve yasal sürelere uyulması, davanın usulden reddedilmemesi için son derece kritiktir. İlgili usul ve esas kanunları doğrultusunda yetki kuralları ve zamanaşımı süreleri şu şekildedir:

  • Davacı, ihlalin giderilmesi için kendi yerleşim yeri mahkemesinde, davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yer mahkemesinde dava açma konusunda seçimlik hakka sahiptir. İnternet yayınlarının ulaştığı her yer zararın meydana geldiği yer kabul edilebildiğinden, yetki alanı oldukça geniştir.
  • Haksız fiil sorumluluğuna dayalı tazminat davalarında kısa zamanaşımı süresi zararı ve faili öğrenme tarihinden itibaren iki yıl, uzun zamanaşımı süresi ise her halükarda fiilin gerçekleşmesinden itibaren on yıldır.
  • İhlal niteliğindeki eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi ve ceza kanunlarının daha uzun bir süre öngörmesi durumunda, hukuk davalarında da bu uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: