Makale
Ceza muhakemesi süreçlerinde elde edilen biyolojik örneklerin ve bu örnekler üzerinde yapılan moleküler genetik incelemeler sonucu ulaşılan DNA profillerinin kişisel veri olup olmadığı, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ceza mevzuatı bağlamında büyük önem taşır. Bu makale, söz konusu verilerin hukuki niteliğini incelemektedir.
Hukuki Açıdan Biyolojik Örnek ve DNA'nın Kişisel Veri Niteliği
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, ceza muhakemesi işlemleri sırasında elde edilen bulguların, özellikle kişilerin ad, soyad, parmak izi ve DNA profili gibi verilerinin ait olduğu kişiyi doğrudan ve tek başına belirli kıldığı hukuken tartışmasız bir gerçektir. Bireylerden elde edilen materyallerin ceza adalet sisteminde delil olarak kullanılması süreci, sadece ceza usul hukukunu değil, aynı zamanda kişisel verilerin korunması hukukunu da yakından ilgilendirmektedir. Suçların aydınlatılması amacıyla başvurulan beden muayenesi ve moleküler genetik inceleme gibi işlemler, temel hak ve özgürlüklere doğrudan temas ettiğinden, bu işlemler neticesinde ulaşılan sonuçların hukuki niteliğinin doğru tespit edilmesi gerekir. Biyolojik numunelerin ve bunlardan elde edilen genetik şifrelerin salt birer delil aracı olmanın ötesinde, korunması gereken birer veri statüsünde olup olmadığı mevzuatımızda ve yargı kararlarında titizlikle ele alınmıştır.
Biyolojik Örneklerin Kişisel Veri Niteliği Üzerine Hukuki Yaklaşımlar
Ceza muhakemesi sürecinde elde edilen kan, saç veya tükürük gibi materyallerin bizzat kişisel veri sayılıp sayılmayacağı doktrinde tartışmalı bir konudur. Bir görüşe göre, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca beden muayenesi neticesinde elde edilen bulgular ile vücuttan alınan biyolojik örnekler kişisel veri olarak kabul edilmelidir. Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hücre örneklerinin kimliği belirlenmiş ya da belirlenebilir kişilere ilişkin olması dolayısıyla kişisel veri olduğunu ifade etmiştir. Ancak, daha isabetli kabul edilen diğer bir hukuki görüşe göre, kişisel veri ile kişisel örnek (materyal) arasında net bir ayrım yapılmalıdır. Kan veya tükürük gibi biyolojik maddeler, tek başlarına kişisel veri özelliği göstermeyen, ancak kişisel veri elde edilmesinde kullanılan materyaller olarak tanımlanmaktadır. Yani biyolojik örnekler bizzat kişisel veri olmayıp, kendi içlerinde kişisel veri barındıran maddelerdir.
CMK ve Yargıtay Kararları Işığında Biyolojik Materyal
Biyolojik örneklerin hukuki statüsü değerlendirildiğinde, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 80 düzenlemesi kritik bir referans noktasıdır. İlgili kanun maddesi, biyolojik örneklerin kendisini değil, yalnızca bu örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçlarının kişisel veri olduğunu açıkça hüküm altına almıştır. Biyolojik örnekler, kişisel verilerin korunması hakkı kapsamında doğrudan bir bilgi teşkil etmediğinden, bizzat materyalin kendisine kişisel verilerin korunmasına ilişkin kuralların doğrudan uygulanması doktrinel anlamda tartışmalara yol açabilmektedir. Bununla birlikte Yargıtay, adli emanette yer alan kan örneklerinin kişisel veri ihtiva etmesi nedeniyle özel bir koruma rejimine tabi tutulması gerektiğine işaret etmiştir. Mahkeme içtihatlarında, adli tıp süreçlerinde toplanan biyolojik numunelerin, kişiyi toplumdaki diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli veriler barındırdığı gerçeği sıklıkla vurgulanmaktadır.
Moleküler Genetik İnceleme Sonuçları ve DNA Profilleri
Vücuttan veya olay yerinden alınan biyolojik örnekler üzerinde gerçekleştirilen moleküler genetik inceleme sonuçları, ait olduğu kişiyi şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenebilir kıldığı için tartışmasız olarak kişisel veri niteliği taşımaktadır. Elde edilen sonuçlar, bireyleri birbirinden ayıran temel yapı taşları olan DNA'nın profilini ortaya koymaktadır. CMK ve ilgili yönetmelik hükümleri de alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçlarının kişisel veri niteliğinde olduğunu açıkça düzenlemiştir. DNA profilleri, faili meçhul olaylarda kimlik eşleştirmesi yapabilme imkânı tanıyan ve kişiyi diğerlerinden ayırt eden biyolojik ve genetik karakterlerin tümünü barındırır. Sonuç olarak, DNA analizi neticesinde oluşturulan her türlü profil ve bu profillerin barındırdığı sayısal değerler dizisi, kişinin hukuken koruma altındaki kişisel verisi statüsündedir.
DNA Profillerinin Özel Nitelikli Kişisel Veri Statüsü
DNA analizleriyle elde edilen tüm sonuçlar genetik veri niteliği taşıdığından, hukuki olarak standart kişisel verilerden daha hassas bir konumdadırlar. KVKK madde 6 düzenlemesinde, kişilerin ırkı, etnik kökeni, sağlığı, cinsel hayatı ile biyometrik ve genetik verileri sınırlı sayım yoluyla özel nitelikli kişisel veri olarak kategorize edilmiştir. DNA profilleri, ait oldukları kişinin fizyolojisi, kalıtsal özellikleri ve hatta dolaylı olarak aile ilişkileri hakkında benzersiz bilgiler sunduğundan, bu veriler özel nitelikli kişisel veri koruma rejimine tabidir. Bir kişinin DNA profili veya genetik şifresi, o kişinin sadece hukuki kimliğini değil, biyolojik varlığını da deşifre etme potansiyeli taşır. Bu nedenle, adli DNA analizleri sonucu ulaşılan veriler, hukuka aykırı olarak işlenmesi, yayılması veya ele geçirilmesi durumunda Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi yaptırımlara bağlanan hassas veri kategorisinde yer almaktadır.
Adli Uygulamalarda Kişisel Veri Olarak Kabul Edilen Biyolojik Unsurlar
Yargıtay kararlarında, hukuka aykırı olarak verileri verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan kişisel veri kavramının sınırları geniş bir perspektifle çizilmektedir. Kişinin yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı ve kimliğini belirleyen nitelikler taşıyan biyolojik ve genetik bulgular, yargı pratiğinde açıkça kişisel veri olarak nitelendirilmektedir. Bu kapsamda, bir şüphelinin veya mağdurun bedeninden yahut olay yerinden elde edilen ve incelemeye tabi tutulan başlıca unsurlar şunlardır:
- Bireyi doğrudan tanımlayan DNA profilleri ve genetik analiz sonuçları,
- Biyolojik örnek mahiyetinde olan ve genetik şifre barındıran kan, saç, tükürük ve tırnak materyalleri,
- Kişinin benzersiz fizyolojik yapısını ortaya koyan parmak izi ve avuç izi gibi biyometrik kayıtlar.
Bu sayılan unsurların tamamı, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun biyolojik kimliğini tespit etmeye yarayan veriler olarak hukuki koruma altındadır.