Anasayfa/ Makale/ Fikri Hakların Sermaye Olarak Konulması ve Öldürücü Devralmalar

Fikri Hakların Sermaye Olarak Konulması ve Öldürücü Devralmalar

Teknoloji girişimlerinde fikri hakların ayni sermaye olarak değerlenmesi çeşitli hukuki zorluklar barındırır. Büyük şirketlerin yenilikçi girişimleri rekabetten dışlamak için yaptığı öldürücü devralmalar ise rekabet hukukunun merceğindedir. Bu yazıda, ayni sermaye değerlemesi ve öldürücü devralmalar hukuki perspektifle incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Bilişim ve teknoloji alanında faaliyet gösteren girişim şirketleri, geleneksel şirketlerden farklı olarak kuruluş ve büyüme aşamalarında nakdi sermayeden ziyade fikri ve sınai haklara dayanmaktadır. Bir fikrin, yazılımın veya patentin ticari değere dönüşmesi, bu şirketlerin en önemli malvarlığı unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu fikri mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak taahhüt edilmesi, yürürlükteki ticaret hukuku mevzuatı çerçevesinde karmaşık değerleme prosedürlerine tabidir. Fikri hakların hukuki korunması ve sermayelendirilmesi sürecini başarıyla atlatan girişimler ise, pazarda büyüdükçe büyük teknoloji devlerinin radarına girmektedir. Bu noktada, büyük şirketlerin rekabeti engellemek veya yenilikçi ürünleri ortadan kaldırmak maksadıyla başvurdukları öldürücü devralmalar (killer acquisitions), rekabet hukuku açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Gerek ayni sermaye değerlemesindeki zorluklar gerekse rekabet kurallarının girişim ekosistemine etkileri, bilişim hukuku uygulamalarında stratejik öneme sahiptir.

Teknoloji Girişimlerinde Fikri Hakların Ayni Sermaye Olarak Taahhüdü

Teknoloji girişimlerinde fikri mülkiyet haklarının sermaye olarak şirkete konulması, şirketin finansal gücünü oluşturmanın temel yoludur. Mevzuatımıza göre, üzerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen patent, yazılım ve telif hakkı gibi gayrimaddi malvarlığı unsurları, şirketlere ayni sermaye olarak konulabilmektedir. Ancak bir fikrin sermaye niteliği kazanabilmesi için hukuken korunabilir düzeyde somutlaşmış olması şarttır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, ayni sermaye olarak taahhüt edilen fikri hakların değerinin tespiti için şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişiler tarafından değerleme yapılması zorunludur. Ne var ki, özellikle henüz ürünleşme aşamasında olan bir girişim şirketinin potansiyelini öngörerek doğru bir değer biçmek pratikte oldukça zordur. Değerlemenin aşırı düşük yapılması, ileride alınacak yatırımlarda kurucu ortakların paylarının seyreltilmesine ve yatırımcıların şirketteki kontrol gücünün orantısız artmasına neden olabilmektedir. Bu durum, bilişim şirketlerinin kuruluşunda ve büyümesinde ciddi bir hukuki belirsizlik yaratmaktadır.

Ayni Sermaye Değerlemesinde Çözüm Arayışları

Ayni sermaye değerleme prosedürünün getirdiği operasyonel yükler ve masraflar, girişimcileri nakdi sermaye ile kuruluş yapıp fikri hakları sonradan şirkete devretme gibi dolambaçlı yollara itmektedir. Ancak bu tür devir işlemleri de beraberinde damga vergisi ve kurumlar vergisi gibi ağır maliyetler doğurabilmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara bakıldığında, girişim şirketleri için ayni sermaye değerlemesinin esnetildiği ve bizzat kurucular tarafından belirli sınırlar dahilinde yapılabildiği örnekler görülmektedir. Hukukumuzda ise, özellikle bilişim ekosistemini desteklemek adına, fikri hakların değerlemesinde mahkeme süreci yerine yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporlarının yeterli kabul edilmesi yönünde yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Şirketlerin gerçek değerini bulması ve ileriki yatırım turlarında hak kaybı yaşanmaması için, değerleme süreçlerinin hukuki öngörülebilirlik ilkesi çerçevesinde daha pratik ve modern standartlara kavuşturulması şarttır.

Dijital Pazarlarda Rekabet Hukuku ve Öldürücü Devralmalar

Başarılı olan teknoloji şirketleri, pazardaki etkinliklerini artırdıklarında genellikle dev teknoloji firmalarının satın alma teklifleriyle karşılaşırlar. Rekabet hukuku terminolojisinde öldürücü devralma (killer acquisition) olarak adlandırılan bu işlemler, büyük şirketlerin potansiyel rakiplerini henüz emekleme aşamasındayken satın alıp, rekabeti ve yenilikçi teknolojiyi ortadan kaldırması stratejisini ifade eder. Geleneksel birleşme ve devralmalardan farklı olarak, buradaki temel amaç satın alınan girişimin ürününü geliştirmek değil, piyasadan silmektir. Bu sayede ana şirket, pazardaki hakim durumunu korurken, tüketicilerin daha yenilikçi ürünlere ulaşmasını da engellemiş olur. Uzun yıllar boyunca, hedef girişimlerin cirolarının düşük olması nedeniyle bu işlemler rekabet otoritelerinin bildirim eşiklerine takılmadan rahatça gerçekleştirilmiştir. Ancak son yıllarda bu durum, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de rekabet otoritelerinin radarına girmiş ve hukuki tedbirler alınmaya başlanmıştır.

Rekabet Kurumu'nun Teknoloji Teşebbüslerine Yönelik Güncel Kriterleri

Öldürücü devralmalarla mücadele kapsamında Rekabet Kurumu, teknoloji teşebbüslerinin devralınmasına yönelik işlemlerde bildirim eşiklerinde önemli güncellemeler yapmıştır. Rekabet Kurulu'nun güncel tebliğ değişiklikleri uyarınca, öldürücü devralmaların denetlenmesi için getirilen hukuki düzenlemeler şu şekildedir:

  • Türkiye pazarında faaliyet gösteren veya Ar-Ge faaliyeti bulunan teknoloji teşebbüslerinin devralınması işlemlerinde 250 milyon TL ciro eşiği istisnası getirilmiştir.
  • İstisna sayesinde, cirosu düşük olsa dahi yenilikçi girişimlerin devralınması Rekabet Kurulu iznine tabi hale gelmiştir.
  • Dijital platformlar, yazılım, oyun yazılımı, finansal teknolojiler ve sağlık teknolojileri gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketler teknoloji teşebbüsü statüsüne alınmıştır.

Bu yasal hamle ile, büyük teknoloji devlerinin inovasyonu boğmasının önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Ancak girişim ekosistemi açısından bakıldığında, yatırımcıların şirketten çıkış (exit) stratejilerinin zorlaşması ve yatırım alma süreçlerinin Kurul iznine tabi olması gibi yeni hukuki engeller doğmuştur. Bu nedenle, birleşme ve devralma aşamalarında rekabet hukuku risklerinin baştan doğru analiz edilmesi zorunludur.

Yazdığım kodu kuracağım şirkete sermaye olarak koyabilir miyim? expand_more
Evet, geliştirdiğiniz yazılımı veya sahip olduğunuz bir patenti kuracağınız bilişim şirketine ayni sermaye olarak koymanız hukuken mümkündür. Ancak bunun için söz konusu fikri hakkın üzerinde herhangi bir haciz veya kısıtlayıcı tedbir bulunmaması, parayla ölçülebilmesi ve devredilebilir nitelikte olması şarttır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, bu hakkın maddi değerinin tespiti için şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişiler tarafından bir değerleme yapılması yasal bir zorunluluktur. Mahkeme aşamasında değerlemenin aşırı düşük yapılması ileride hak kayıplarına yol açabileceğinden, bu sürecin uzman bir hukuki destekle yürütülmesi büyük önem taşır.
Fikri projemi sonradan şirkete devretsem daha masrafsız olmaz mı? expand_more
Mahkeme aracılığıyla yapılan ayni sermaye değerleme prosedürünün zorluklarından kaçınmak için, şirketi nakdi sermaye ile kurup fikri hakları sonradan şirkete devretmek sıklıkla düşünülen dolambaçlı bir yoldur. Ancak bu yöntem her zaman sanıldığı kadar masrafsız ve pratik bir alternatif değildir. Zira bu tür hak devri işlemleri beraberinde damga vergisi ve kurumlar vergisi gibi oldukça ağır maliyetler doğurabilmektedir. Şirketinizin gerçek değerini bulması ve yasal/vergisel sürprizlerle karşılaşmamanız adına, sermayelendirme sürecinin baştan doğru hukuki stratejilerle planlanması gerekir.
Büyük bir şirket projemi yok etmek için beni satın almak istiyor, yasal mı? expand_more
Büyük şirketlerin potansiyel rakiplerini henüz yolun başındayken satın alıp rekabeti ortadan kaldırması eylemi, rekabet hukukunda "öldürücü devralma (killer acquisition)" olarak tanımlanmaktadır. Bu tür stratejik devralmalarda asıl amaç, girişimin yenilikçi ürününü geliştirmek değil, aksine onu piyasadan tamamen silerek hakim durumu korumaktır. Geçmişte küçük girişimlerin ciroları düşük olduğu için bu işlemler rekabet otoritelerinin bildirim eşiklerine takılmadan rahatça yapılabiliyordu. Ancak günümüzde, yenilikçi teknolojilerin boğulmasını ve haksız rekabeti önlemek amacıyla söz konusu işlemlere karşı sıkı hukuki tedbirler uygulanmaya başlanmıştır.
Cirosu düşük küçük bir girişimim, satılırken izin almam şart mı? expand_more
Evet, cironuz çok düşük olsa dahi şirketinizi devredederken Rekabet Kurulu'nun denetiminden geçmeniz gerekecektir. Rekabet Kurumu'nun güncel düzenlemelerine göre, Türkiye'de faaliyet gösteren veya Ar-Ge yapan "teknoloji teşebbüslerinin" devralınması işlemlerinde 250 milyon TL'lik ciro eşiği istisnası getirilmiştir. Bu nedenle yazılım, dijital platform veya sağlık teknolojileri gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin devri Rekabet Kurulu iznine tabi hale gelmiştir. Bu hukuki gereklilik yatırımcıların şirketten çıkış (exit) stratejilerini zorlaştırabileceği için, devralma süreçlerindeki rekabet hukuku risklerinin baştan doğru analiz edilmesi zorunludur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir