Anasayfa/ Makale/ Dijital Delillere Yönelik Ulusal ve Uluslararası Mevzuat

Dijital Delillere Yönelik Ulusal ve Uluslararası Mevzuat

Bilişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte, dijital delillerin ulusal ve uluslararası hukuktaki yeri giderek önem kazanmaktadır. Bu makalede, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi düzenlemeleri ile Türk ceza muhakemesi hukukunda yer alan CMK madde 134 ve 5651 sayılı Kanun gibi dijital delillere yönelik temel mevzuat incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Bilişim hukukunda yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, geleneksel delil anlayışının ötesine geçilerek hukuki ihtilafların ve suç soruşturmalarının merkezine dijital delil kavramını yerleştirmiştir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bağlamında son derece önemli olan bu delillerin, sınır aşan ve küresel bir niteliğe sahip olması, ulusal kanunların yanı sıra uluslararası mevzuat ve sözleşmelerle de düzenlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu noktada, bilişim teknolojileri aracılığıyla işlenen suçlarda veya geleneksel suçların aydınlatılmasında dijital delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilebilmesi için, devletlerin ortak bir paydada buluşması gerekliliği doğmuştur. Hukuk büromuzun uzmanlık alanlarından biri olan bilişim hukuku perspektifinden yaklaşıldığında, söz konusu delillerin özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması gibi temel haklarla doğrudan temas ettiği görülmektedir. Bu makale, dijital delillere ilişkin uluslararası sözleşmelerin ve iç hukukumuzdaki yasal düzenlemelerin mevcut durumunu kapsamlı bir biçimde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.

Uluslararası Hukukta Dijital Delillere İlişkin Düzenlemeler

Dijital delillerin yaygınlığı ve uluslararası niteliği, siber suçlarla mücadelede evrensel işbirliğini kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler bünyesinde kabul edilen strateji metinleri, dijital delillerin kabul edilebilirliği ve uluslararası işbirliği hususlarında atılan ilk önemli adımlardan biridir. Ancak, uluslararası alanda konuyu en kapsamlı şekilde düzenleyen ve temel referans noktası kabul edilen belge, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan Siber Suçlar Sözleşmesi olarak öne çıkmaktadır. Budapeşte'de imzaya açılan bu sözleşme, bilgisayar verilerinin hızlı şekilde korunması, üretim emri, trafik verilerinin toplanması ve içerik verilerinin denetlenmesi gibi bilişim koruma önlemleri içermektedir. Türkiye'nin de imzalayıp onaylayarak iç hukukuna dâhil ettiği bu sözleşme, dijital verilerin sınır aşan niteliği karşısında devletler arası yardımlaşmayı ve hukuki yeknesaklığı sağlama noktasında kritik bir işlev görmektedir.

Avrupa Birliği Kapsamında Dijital Delil Düzenlemeleri

Avrupa Birliği nezdinde dijital delillere ilişkin süreç, özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunması odaklı yönergelerle şekillenmiştir. Veri Koruma Direktifi ve sonrasında teknolojik gelişmelere paralel olarak kabul edilen siber güvenlik ve bilişim sistemlerine yönelik saldırılara dair yönergeler, birlik hukukunda önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle, üye ülkeler arasında dijital ortamdaki delillerin talep edilebilmesine olanak tanıyan Avrupa Delil Müzekkeresi sistemi, adli işbirliğinin güçlendirilmesi adına atılmış somut bir adımdır. Bununla birlikte, temel haklar rejiminin merkezinde bulunan Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi, haberleşme hürriyeti ve verilerin korunması hususlarında asgari standartları belirlemektedir. Nitekim dijital delil niteliği taşıyan verilerin işlenmesi ve saklanması süreçlerinde özgürlük ile güvenlik dengesinin birey lehine titizlikle gözetilmesi gerektiği vurgulanmakta ve sınır aşan işbirliğine yönelik bütünleşik bir yapıya doğru ilerlenmektedir.

Türk Hukukunda Dijital Delillere Yönelik Temel Düzenlemeler

Türk ceza muhakemesi hukukunda delil serbestisi ilkesi geçerli olmakla birlikte, dijital delillerin hukuka uygun yollardan elde edilmesi anayasal bir zorunluluktur. Anayasamızdaki kanuna aykırı bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği hükmü, bu konudaki temel güvenceyi oluşturur. Dijital delillere ilişkin birincil mevzuatımız olan Ceza Muhakemesi Kanunu incelendiğinde, en belirgin yasal dayanağın CMK madde 134 olduğu görülür. Bu madde, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma usullerini düzenlemektedir. İlgili yasa hükmü uyarınca, dijital arama ve kopyalama tedbirine başvurulabilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının kalmamış olması şartı aranmaktadır. Üstelik bu karar mutlaka bir hâkim kararı ile alınmalı, gecikmesinde sakınca bulunan haller kapsamında savcı veya kolluk kararıyla eyleme geçilmemelidir.

Diğer İlgili Mevzuat ve Bilişim Koruma Tedbirleri

Bilgisayarlarda arama tedbiri dışında, dijital delillerin gerçek zamanlı akış halinde bulunduğu ve depolanmadığı durumlarda ise iletişimin denetlenmesi tedbirleri devreye girmektedir. İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması işlemleri, hukuka uygun dijital delil elde edilmesinde sıkça başvurulan yöntemlerdir. Bu tedbirlerin internet ortamını ilgilendiren boyutu ise özel kanunlarla bağlantılıdır. Türk hukukunda dijital delilleri ve verileri ilgilendiren temel mevzuat başlıkları şu şekilde sıralanabilir:

  • Ceza Muhakemesi Kanunu: Arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi ve tesadüfen elde edilen delillerin hukuki çerçevesini çizer.
  • 5651 sayılı İnternet Kanunu: İnternet erişim, içerik ve yer sağlayıcıların trafik verilerini saklama ve adli makamlara teslim etme yükümlülüklerini kapsar.
  • Elektronik Haberleşme Kanunu: İşletmecilerin, kanunlarla yetkili kılınan makamlarca yapılacak yasal dinleme ve müdahalelere teknik altyapı sağlama sorumluluğunu düzenler.
  • Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatı: Özel hayatın gizliliği kapsamında, dijital ortamdaki kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini engelleyen güvenceleri barındırır.

Bu düzenlemelerin tamamı, dijital verilerin elde edilmesi aşamasında temel insan hakları standartlarına azami ölçüde riayet edilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Polis savcı izniyle bilgisayarımı alıp inceleyebilir mi? expand_more
Ceza Muhakemesi Kanunu madde 134 uyarınca, bilgisayarlar ve dijital kütükler üzerinde arama, kopyalama veya elkoyma işlemi yapılabilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının kalmamış olması aranmaktadır. Bu dijital koruma tedbiri için kolluk kuvvetinin veya savcının kararı yeterli değildir; işlemin mutlaka bir hâkim kararı ile gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Hatta kanunumuz, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi savcı kararıyla bu tedbire başvurulmasını açıkça yasaklamıştır. Dolayısıyla usulüne uygun bir hâkim kararı ibraz edilmeksizin bilgisayarınıza el konulması ve incelenmesi hukuka aykırıdır.
İnternet sağlayıcım girdiğim siteleri polise verir mi? expand_more
5651 sayılı İnternet Kanunu kapsamında internet erişim, içerik ve yer sağlayıcıların trafik verilerini belirli bir süre saklama yükümlülüğü yasal olarak mevcuttur. Bu kurumlar, saklamakla mükellef oldukları verileri adli makamların yasal ve usulüne uygun talepleri doğrultusunda teslim etmek zorundadır. Ancak bu veri paylaşım süreci keyfi bir biçimde yapılamaz; özel hayatın gizliliği ve Kişisel Verilerin Korunması mevzuatında öngörülen temel insan hakları standartlarına uygun bir adli talep olması şarttır.
Yabancı bir sitede dolandırılsam oradan delil getirtilebilir mi? expand_more
Dijital verilerin sınır aşan ve küresel yapısı nedeniyle bu tür suçların soruşturulmasında uluslararası sözleşmeler devreye girmektedir. Türkiye'nin de imzalayarak iç hukukuna dâhil ettiği Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi (Budapeşte Sözleşmesi), devletler arası adli yardımlaşmayı sağlayan temel hukuki metindir. Bu sözleşme kapsamında bilgisayar verilerinin korunması, üretim emri ve trafik verilerinin toplanması gibi usullerle yurt dışından delil temini mümkündür. Ayrıca Avrupa Birliği ülkeleriyle yürütülen süreçlerde Avrupa Delil Müzekkeresi gibi sistemler de sınır aşan adli işbirliğini kolaylaştırmaktadır.
Gizlice ele geçirilen mesajlarım mahkemede aleyhime kullanılır mı? expand_more
Türk hukuk sisteminde ceza yargılamaları bakımından delil serbestisi ilkesi bulunsa da, dijital delillerin dosyaya girebilmesi için anayasal bir zorunluluk olarak mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olmaları gerekir. Anayasamızda çok net bir şekilde, kanuna aykırı olarak elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. İletişimin denetlenmesi veya verilerin kopyalanması gibi işlemlerin Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili özel kanunlarda belirtilen usullere harfiyen uyularak yapılması zorunludur. Bu hukuki sınırlar aşılarak elde edilen izinsiz kayıtlar, yargılamada aleyhinize geçerli bir delil niteliği taşımaz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir