Anasayfa Makale Çocuk İşçiliğinde Hukuki Çerçeve ve Çalışma...

Makale

Çocuk İşçiliğinde Hukuki Çerçeve ve Çalışma Koşulları

Çocuk işçi*liği, ulusal ve uluslararası mevzuatla sıkı kurallara bağlanmış, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimlerini korumayı hedefleyen özel bir çalışma alanıdır. Bu makalede, çocuk ve genç işçilerin çalışma yaşları, yasal çalışma süreleri, dinlenme hakları ve işverenlerin uyması gereken katı iş sağlığı ve güvenliği* yükümlülükleri incelenmektedir.

Hukuk sistemimiz, irade serbestisi ve sözleşme özgürlüğü ilkelerini temel almakla birlikte, iş hukukunun işçiyi koruyucu niteliği gereği bu özgürlüklere çeşitli sınırlandırmalar getirmektedir. Söz konusu sınırlamaların en belirgin ve hayati olanlarından biri, yaş küçüklüğüne dayalı çalışma yasakları ve çocuk işçilerin çalışma koşullarına ilişkin özel emredici düzenlemelerdir. Çocukların fiziksel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimlerinin devam ediyor olması, onları çalışma hayatındaki risklere, sömürüye ve her türlü tehlikeye karşı yetişkinlere kıyasla çok daha savunmasız ve kırılgan bir duruma sokmaktadır. Anayasamızın 50. maddesinde yer alan "Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar" hükmü, devletin ve hukuk sisteminin bu alandaki temel yaklaşımını net şekilde ortaya koymaktadır. Bu anayasal güvence çerçevesinde şekillenen iş hukuku mevzuatımız, çocukların eğitim hayatından koparılmasını engellemeyi, sömürüye maruz kalmalarının kesin olarak önüne geçmeyi ve çalışma şartlarını onların yaşlarına ve güçlerine uygun hale getirmeyi amaçlayan emredici normlar içermektedir.

Uluslararası Hukukta Çocuk İşçiliğinin Temel Dayanakları

Uluslararası hukuk, çocuk haklarının özünü korumak ve çocuk işçiliğinin en kötü biçimleriyle küresel çapta mücadele etmek amacıyla oldukça kapsamlı belgeler ve sözleşmeler ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuğun her türlü ekonomik sömürüye, tehlikeli işlere, temel eğitimine, bedensel ve zihinsel gelişimine zarar verebilecek nitelikteki çalışmalara karşı korunma hakkını güvence altına alan temel metindir. Bu uluslararası sözleşme uyarınca taraf devletler, asgari çalışma yaşını kesin şekilde belirlemek ve çalışma koşullarına ilişkin uygun yasal düzenlemeleri titizlikle yapmakla yükümlü kılınmıştır. Aynı doğrultuda yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi de çocukların ahlak ve sağlıklarına zararlı, yaşamları için tehlikeli veya normal gelişimlerini doğrudan engelleyen yorucu işlerde çalıştırılmalarını kesin bir biçimde yasaklayarak uluslararası bir koruma alanı yaratmaktadır.

Çalışma hayatının evrensel standartlarını belirleyen Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) de çocuk işçiliği sorununa tarihsel süreçte büyük bir önem atfetmiştir. ILO'nun 138 Sayılı İstihdama Kabulde Asgari Yaşa İlişkin Sözleşmesi, üye devletlere asgari çalışma yaşını çocukların bedensel ve ruhsal gelişmesini tam olarak sağlayacak bir düzeye getirme yükümlülüğü getirirken, bu yaş sınırının kural olarak on beş yaşın altında olamayacağını açıkça belirtir. Ancak ulusal mevzuatlardaki hafif işler kapsamında on üç ile on beş yaş arası çocuklar için yalnızca eğitimlerini aksatmamak kaydıyla özel istisnai düzenlemeler öngörülmüştür. Öte yandan, ILO'nun 182 Sayılı Sözleşmesi, çocuk işçiliğini bütünüyle yasaklamaktan ziyade, çocukların fiziksel sağlığına, güvenliğine ve ahlaki gelişimine derin zararlar verecek kötü şartlardaki tehlikeli istihdam modellerinin derhal ortadan kaldırılmasını kati şekilde hedeflemektedir.

Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi düzenlemeleri de sömürüye karşı yüksek koruma standartları ve çeşitli idari yaptırımlar getirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, çocukların iş hayatındaki istismarına karşı katı bir temel hak güvencesi sunarken; Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı, çocuk ve gençlerin korunması hakkını çok detaylıca düzenlemiştir. Bu uluslararası normlar uyarınca, tehlikeli işlerde asgari çalışma yaşının on sekiz olması, zorunlu eğitim çağındaki çocukların okullarını engelleyecek hiçbir işte çalıştırılmaması, genç işçilere adil ve tatminkar bir ücret hakkı tanınması ve gece çalışmalarının tamamen yasaklanması taraf devletlerce açıkça taahhüt edilmiştir. Ayrıca Avrupa Birliğinin ilgili sosyal direktifleri, işyerinde tüm gençlerin etkin korunmasını sağlamak amacıyla asgari istihdam yaşını düzenleyerek iç hukuka yansıtılacak kuralları kesinleştirmiştir.

Ulusal Mevzuatta Çocuk ve Genç İşçi Kavramları

Türk iş hukuku uygulamasında, yaş küçüklüğüne bağlı kısıtlayıcı düzenlemelerin sağlıklı bir biçimde analiz edilebilmesi ve sahada tam uygulanabilmesi için yasal mevzuatta yer alan kavramların net bir biçimde tanımlanması zorunludur. İlgili iş kanunu ve bağlı yönetmelikler çerçevesinde, asgari çalışma yaşından küçük olanlar genel olarak "çocuk", çalıştırılmasına istisnai hallerde yasal olarak izin verilmekle birlikte henüz on sekiz yaşını tam olarak doldurmamış olanlar ise "genç" olarak nitelendirilmektedir. Bu ayrıntılı yaş ve kişisel eğitim durumu ayrımı, yasal çalışma ve sınırlarını, günlük çalışma sürelerini ve istihdam sürecinde uygulanacak emredici koruyucu kuralları belirlemede en önemli temel taşı teşkil eder. Kanuni kavramların doğru ve eksiksiz tespiti, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin işletmelerce şekillenmesi ve uygulanacak idari yaptırımların kesin sınırlarının çizilmesi adına son derece elzemdir.

Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik metni uyarınca "çocuk işçi", yasal olarak on dört yaşını bitirmiş, on beş yaşını henüz doldurmamış ve ilköğretimini başarıyla tamamlamış kişiyi net şekilde ifade eder. "Genç işçi" ise tam olarak on beş yaşını tamamlamış ancak reşit olma sınırı olan on sekiz yaşını henüz tamamlamamış bireydir. Bu kavramsal ve salt yaşa dayalı yasal ayrım, şirketlerin ve işverenlerin hangi spesifik yaş grubundaki bireyi hangi tür ağır veya hafif işlerde yasal olarak istihdam edebileceklerini doğrudan etkilemektedir. Örneğin, yasal mevzuatımız kapsamında "genç çalışan" tanımı da ayrıca özenle yapılmış olup, bu hukuki ifade on beş yaşını bitirmiş ancak on sekiz yaşını henüz doldurmamış tüm kişileri kapsayacak biçimde geniş tutularak yasal koruma alanı olabildiğince büyütülmüştür.

Mevzuatımızda pratik uygulamalar açısından öne çıkan bir diğer önemli kavram ise çocuk işçilerin doğrudan dahil olabileceği "hafif iş" kavramıdır. Yönetmeliğe göre hafif iş; yapısı, fiili niteliği ve yerine getirilmesi sırasındaki özel ve yerel koşulları dikkate alındığında küçüklerin normal gelişmelerine, sağlık ve kişisel güvenliklerine hiçbir zararlı etki ihtimali olmayan son derece güvenli işlerdir. Kanuni düzenlemelerde çocukların çalışabileceği hafif işler şu şekilde örneklendirilerek sınırlandırılmıştır:

  • Düşme ve yaralanma tehlikesi olmayan meyve, sebze ve çiçek toplama işleri
  • Esnaf ve sanatkârların yanında yapılan oldukça basit satış ve düzenleme işleri
  • Ağır bedensel veya zihinsel güç gerektirmeyen büro hizmetlerine yardımcı işler
  • Gazete, dergi ya da her türlü yazılı matbuatın güvenli yollarla dağıtımı ve satımı
  • Fırın, pastane, küçük büfe ve manavlarda gerçekleştirilen komi ve basit satış elemanı işleri
  • Reyon veya satış eşyalarına etiket yapıştırma ve elle yapılan yorucu olmayan basit paketleme işleri
  • Kütüphane, fuar ve çeşitli sergi yerlerinde ağır yük taşıma harici destekleyici yardımcı işler
  • Çeşitli bedensel tehlike barındırmayan spor tesislerinde yapılan rutin ve basit yardımcı işler

Asgari Çalışma Yaşı ve İstisnai Düzenlemeler

İş Kanunu'nun 71. maddesi, çocukların çalışma hayatında istihdam edilmesine ilişkin yasakların genel ve kesin çerçevesini doğrudan çizerken "on beş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması kesinlikle yasaktır" şeklindeki son derece katı ve temel kuralı ihdas etmiştir. Ülkemizdeki bu düzenleme, imzalanan tüm uluslararası sözleşmeler ve kabul edilen küresel normlar ile tam bir uyum ve paralellik içindedir. Ancak kanun koyucu, bu mutlak nitelikteki genel yasağa tamamen istisnai şartlar altında çok sınırlı bir esneklik getirerek, on dört yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını yasal olarak tamamlamış olan çocukların, sadece fiziksel, zihinsel, sosyal ve ahlaki kişisel gelişmelerine asla zarar vermeyecek hafif işlerde çalıştırılabilmelerine cevaz vermiştir. Bu hassas noktada, temel eğitimin muhakkak tamamlanmış olması şartı, küçücük çocukların en temel eğitim hakkından mahrum kalarak çok erken yaşta ağır bir ekonomik sömürü çarkına itilmelerini doğrudan engellemeyi amaçlayan hayati ve stratejik bir devlet önlemidir.

Kanundaki genel asgari yaş kuralının ve hafif iş istisnasının dışında, fiili işin niteliğine ve iç barındırdığı hayati tehlike boyutuna göre sektörel bazda çok daha yüksek yaş sınırları ile mutlak ağır yasaklar da kanunda açıkça öngörülmüştür. İş Kanunu'nun 72. maddesi gereğince, maden ocakları, derin kablo döşemesi, kanalizasyon ve yorucu tünel inşaatı gibi doğrudan yer altında veya su altında bizzat çalışılacak çok tehlikeli işlerde on sekiz yaşını henüz doldurmamış tüm erkek çocukların ve gençlerin istihdam edilmesi şeksiz şüphesiz kesin olarak yasaktır. Bu tür zorlayıcı işler, henüz fiziksel ve ruhsal gelişimi hala devam eden güçsüz çocukların ve gençlerin zayıf vücut yapılarını çok erken yaşta telafisi imkansız şekilde yıpratacak, genel sağlıklarını yaşam boyu kalıcı şekilde tehdit edecek son derece ağır faaliyetler olarak kabul edilmektedir. Söz konusu ağır yasak hiçbir surette esneklik veya istisna barındırmaz.

Ayrıca, kanunen çocuk ve genç işçilerin çalıştırılabileceği yasal iş kollarının kesin sınırları, ilgili yönetmelik eklerinde çok detaylı ve kategorik bir biçimde listelenmiştir. Bedensel hazırlama, tamamlama ve ağır temizleme işleri, alkol, sigara ve bağımlılığa doğrudan yol açan her türlü zararlı maddelerin üretimi, aşırı sıcak veya tam tersi aşırı soğuk fiziksel çalışma ortamlarında bulunma ve çalışma temposuna dayalı olarak aralıksız parça başı veya yoğun prim sistemiyle ödüllendirilen işlerde on sekiz yaşını henüz doldurmamış işçilerin fiilen çalıştırılması tümden ve kesin olarak yasaklanmıştır. Ancak, sadece on altı yaşını doldurmuş olan genç işçilerin, doğrudan mesleki ve teknik eğitim veren resmi kurumlardan başarıyla mezun olmaları ve doğrudan kendi ihtisas alanlarında bulunmaları şartıyla, tüm sağlıklarının tam güvence altına alınması kaydıyla belirli mesleki uzmanlık gerektiren işlerde istihdam edilebilmelerine hukuken katı bir çerçevede olanak tanınmıştır.

Çalışma Süreleri ve Fazla Çalışma Yasağı

Çocuk ve henüz gelişim çağındaki genç işçilerin, işletmelerde tamamen yetişkinlere uygulanan standart uzun mesai saatlerine aynen tabi tutulmaları, onların derhal fiziksel ve zihinsel aşırı yorgunluk yaşamalarına, temel eğitimlerinden büyük ölçüde kalıcı şekilde geri kalmalarına ve normal bedensel gelişimlerinin ciddi anlamda sekteye uğramasına yol açar. Bu önemli tıbbi ve sosyal nedenle yürürlükteki mevzuatımız, çocuk ve gençler için kati surette daraltılmış ve kısaltılmış iş süreleri benimsemiştir. Yasal düzenlemeler uyarınca; zorunlu temel eğitimini fiilen tamamlamış ve halihazırda herhangi bir okula gitmeyen çocukların azami çalışma saatleri günde sadece yedi ve haftada toplam otuz beş saatten hiçbir şekilde fazla olamaz. İşyerlerinde belirlenen bu dar çalışma süresi, ancak on beş yaşını tamamen doldurmuş durumdaki genç işçiler için günde en fazla sekiz ve haftada en fazla kırk saate kadar yasal sınırlar dahilinde artırılabilir.

Halen örgün eğitime veya mesleki bir okula fiilen devam eden çocukların ve genç işçilerin yorucu eğitim dönemindeki çalışma süreleri ise yetişkinlerden tamamen ayrı olarak çok daha sıkı ve yüksek koruyucu bir sınırlandırmaya kanunen tabidir. Zorunlu temel okul ve eğitim saatleri tamamen dışında kalmak şartıyla, bu hassas ve korunmaya muhtaç gruptaki çocukların günde en fazla sadece iki saat ve haftada da en fazla on saat çalıştırılmalarına yasal olarak müsaade edilmektedir. Okulların tamamen tatil olduğu geniş dönemlerde ise, okula o an gitmeyen çocuklar için yasalarda açıkça öngörülen günlük yedi veya sekiz saatlik yasal üst sınırlara kadar mesai yapılması hukuken mümkündür. Bununla birlikte, işletmede işverenin zorunlu olarak vermesi gereken tüm eğitimler ile resmi mesleki toplantılarda veya kongrelerde geçen tüm zorunlu zamanlar da doğrudan fiili yasal çalışma süresinden sayılır ve mesaiye eklenir.

Yürürlükteki iş mevzuatı kapsamında, standart yetişkin işçilere uygulanan ve normal yasal mesaiyi aşan fazla çalışma (mesai) uygulaması, on sekiz yaşından küçük olan tüm çocuk ve genç işçiler bakımından tartışmasız ve tamamen yasaklanmış durumdadır. Yasal olarak mevzuatta öngörülen günlük ve haftalık dar çalışma sürelerinin üzerinde hiçbir suretle esneklik sağlanamaz ve katiyen fazla çalışma yaptırılamaz. Bu katı yasak mutlak nitelikte bir emredici hukuk kuralı olup, çocuğun bizzat kendisinin, gencin veya onların hukuki yasal temsilcisi konumundaki veli ya da kanuni vasilerinin rızası veya yazılı izni bulunsa dahi hiçbir koşulda geçerlilik kazanamaz ve uygulanamaz. Dolayısıyla, çocuk işçilerin tamamen kendi rızalarıyla dahi olsa sadece ek bir gelir sağlama motivasyonuyla kendi kapasitelerinin çok üzerinde saatlerce çalıştırılması, çalışma hukukunda hiçbir şekilde himaye edilmeyen oldukça ağır ve yaptırımlı bir yasa ihlalidir.

Dinlenme Hakları ve Gece Çalışma Yasakları

Yasal çalışma sürelerindeki bu derin hukuki hassasiyet ve sömürüyü önleyici koruyucu yapı, çalışanların günlük ara dinlenmesi ve özellikle gece çalışma yasaklarında da en üst düzeyde kendini gösterir. İlgili yönetmelik uyarınca çocuk ve genç işçilerin düzenli günlük çalışma planları, yirmi dört saatlik geniş zaman dilimi içinde kesintisiz olarak en az on dört tam saat dinlenme süresi dikkate alınarak çok titizlikle uygulanmalıdır. Ayrıca iki saatten daha fazla, dört saatten az süren kısa işlerde en az otuz dakika; dört saatten yedi buçuk saate kadar olan uzun mesailerde ise en az kesintisiz bir saat ara dinlenmesi verilmesi tartışılmaz yasal bir zorunluluktur. Tüm bununla birlikte, fiili yaş sınırına veya işin yapısına bakılmaksızın on sekiz yaşını doldurmamış tüm işçilerin sanayiye ait işlerde veya kanunen gece postası sayılan saat 20:00 ile sabah 06:00 arasındaki tehlikeli zaman dilimlerinde gece çalıştırılmaları mutlak olarak yasaklanmış olup cezai müeyyidelere bağlanmıştır.

Yıllık Ücretli İzin ve Hafta Tatili Uygulamaları

Çocuk ve genç işçilerin hassas ruhsal ve bedensel sağlıklarının etkin bir şekilde yaşam boyu korunması, aileleriyle uzun ve nitelikli zaman geçirebilmeleri ile yorucu sosyal hayata yeterince ve sağlıklı katılabilmeleri adına tüm dinlenme hakları büyük bir yasal özenle ve detayla düzenlenmiştir. Yürürlükteki güncel iş kanunu uyarınca, on sekiz yaşından küçük olan tüm genç işçilere verilecek yıllık ücretli izin yasal süresi hiçbir hal, talep ve şartta yirmi günden daha az olamaz. Standart yetişkin işçiler için kanunda açıkça öngörülen o bilindik beş yıllık asgari kıdem şartı, çocuk ve genç işçiler açısından kesinlikle uygulanmaz; dolayısıyla bir işletmede sadece bir tam yılı dolduran bir çocuk işçi, yaşının getirdiği kıdemine dahi bakılmaksızın doğrudan en az yirmi günlük izne hak kazanır. Bu zorunlu iznin tamamen kesintisiz olarak kullandırılması yasal bir zorunluluk ve esastır.

Hafta tatili resmi uygulamaları da çocuk ve genç işçilerin her daim üstün yararı ve fiziksel sağlıklı gelişimi sürekli gözetilerek yetişkin işçilere kıyasla çok daha ayrıcalıklı ve güçlü koruyucu bir yapıya sahip kılınmıştır. İlgili yönetmelik emredici hükümleri uyarınca çocuk ve genç işçilerin kullanacakları resmi hafta tatili süreleri kesintisiz tam kırk sekiz saatten kesinlikle az olamaz. Yetişkinler için bu dinlenme süresi asgari yirmi dört saat iken, hızlı gelişim çağındaki bireyler için bu sürenin tam iki katına çıkarılması, yoğun fiziksel tükenmişliğin ve ruhsal çöküntünün kesin olarak baştan önüne geçilmesi adına son derece kritik bir yasal temel güvencedir. Bu uzun kesintisiz süre zarfında kesinlikle çalıştırılmamaları asıl esas olduğu gibi, tatil günü için yasal olarak hak kazandıkları sosyal ücret tutarının da herhangi bir ağır veya hafif iş karşılığı olmaksızın yasal temsilcilerine veya doğrudan kendi hesaplarına eksiksiz tam ödenmesi hukuki bir şarttır.

İş Sağlığı, Güvenliği ve İşverenin Yükümlülükleri

İşçi sağlığını ve işletme içi genel güvenliği kalıcı olarak tesis etmeyi amaçlayan güçlü iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, istihdam türüne ve işin niteliğine bakılmaksızın tüm çalışanların etkin olarak korunmasını zorunlu kılar. Ancak fiziksel ve psikolojik olarak oldukça kırılgan ve çevresel yönlendirilmeye daima açık yapıda olan çocuk ile deneyimsiz genç işçiler, mevcut resmi mevzuatımızda "özel politika gerektiren gruplar" arasında bilhassa özel olarak sayılarak yetişkinlerden açıkça ayrıştırılmıştır. Tüm işverenler, mecburi risk değerlendirmesi sürecini yürütürken çocuk işçilerin fiziksel ve ruhsal sınır dayanıklılıklarını, yaşlarına özgü sektörel deneyim yetersizliklerini ve işyerindeki gizli tehlikeleri tam algılama düzeylerini özel olarak dosyalayıp dikkate almakla kanunen yükümlüdür. Özellikle kaza riski barındıran tehlikeli sınıfta yer alan işlerde stajyer veya gençlerin, yapacakları işe bedensel tam uygunluklarını açıkça gösteren detaylı, onaylı bir sağlık raporu olmaksızın işe fiilen başlatılmaları kesinlikle hukuka aykırı kabul edilmekte ve engellenmektedir.

İlgili tüm kanunlar işverene, çocuk ve genç işçilerin işletmede fiilen çalıştırılması sürecine başlamadan evvel muhakkak yerine getirmesi gereken son derece sıkı ve mecburi bir dizi bildirim ve sürekli eğitim yükümlülüğü katı şekilde yüklemektedir. Sorumlu işveren, ilgili yazılı iş sözleşmesi resmi olarak imzalanmadan önce çocuğun hukuki yasal temsilcisine, işyerinde veya sahada karşılaşılabilecek tüm olası güvenlik risklerini ve bu spesifik ağır risklere karşı o işletmede önceden alınan tüm koruyucu önlemleri şeffafça ve yazılı olarak bildirmek zorundadır. Çocuklara sahada bizzat işbaşı yapmadan çok önce, işyerindeki olası ölümcül tehlikeler, bizzat kendilerine tanınan temel kanuni haklar ve tüm güvenli çalışma pratik yöntemleri hakkında son derece nitelikli işbaşı eğitimleri verilmesi mecburidir. İşverenlerin tüm bu koruyucu güvenlik süreçlerini resmi olarak belgelendirmesi ve söz konusu evrakı işçi özlük dosyasında yıllarca titizlikle muhafaza etmesi idari denetimler açısından ağır yasal bir zorunluluktur.

Tüm bu katı ve emredici yükümlülüklerin kasten veya basit ihmalen dahi olsa ihlali durumunda, işveren veya atanan işveren vekillerine karşı çok ağır devlet idari yaptırımları anında devreye girer. Gerekli hayati iş güvenliği tedbirlerinin sahada alınmadığı tespit edilen tehlikeli durumlarda çalışan tüm işçiler, ciddi ve yakın bir can tehlikesinin varlığı halinde yasal mevzuata dayanarak derhal çalışmaktan kaçınma hakkını özgürce ve hiçbir baskı altında kalmadan kullanabilirler. Ayrıca, işletmede yetersiz alınan güvenlik önlemlerinin eksikliğinden kaynaklı olarak istenmeyen kalıcı bir iş kazası yaşanması durumunda, doğrudan işverenin ağır ve kusurlu hukuki sorumluluğu anında doğar; mağdur genç işçiye ve geride kalan ailesine yüklü miktarda maddi ve manevi tazminat ödenmesi gerektiği gibi, kusur durumuna göre işveren hakkında ceza hukuku kapsamında taksirle yaralama suçlarından adli ceza yargılaması süreci derhal başlatılır. İş sağlığı kurallarına ısrarla aykırılığın resmi idari karşılığı ise idari para cezası ve işin durdurulmasıdır.

Sonuç olarak, güncel Türk iş hukuku disiplini ve entegre edilen bağlayıcı uluslararası sözleşmeler, çocuk ve genç işçilerin her türlü acımasız sömürüden uzak, tamamen sağlıklı, adil ve son derece güvenli koşullarda istihdam edilebilmesi için kesin ve net sınırları olan çok sıkı bir yasal güvence çerçevesi çizmiştir. Sorumlu işverenlerin, asgari kanuni istihdam yaş sınırlarına riayet etmek, kısaltılmış yasal zorunlu mesai saatlerini titizlikle gözetmek, gece çalışması ve kesin fazla mesai yasaklarına harfiyen istisnasız riayet etmek ile genişletilmiş uzun dinlenme haklarını çalışanlarına eksiksiz şekilde kesintisiz sunmak gibi bir dizi hayati asli yasal yükümlülüğü bulunmaktadır. Ayrıca, çalışma temel hukuku ve işçi güvenliği alanında son derece özel bir kalıcı koruma ve politika gerektiren bu hassas savunmasız grup için, düzenli bağımsız risk değerlendirmesi ve sürekli koruyucu sağlık gözetimi faaliyetlerinin çok büyük bir titizlikle ve asla kesintisiz olarak yürütülmesi tartışmasız bir insani ve yasal şarttır. Tüm büyük ve küçük işletmelerin, yasal mevzuata ve işçi temel haklarına istisnasız tam uyum sağlamak, çocukların evrensel üstün yararını her şeyden önce gözetmek adına tüm istihdam ve iş süreçlerini büyük bir hukuki özenle, dürüstlükle ve dikkatle planlaması zorunludur.

14 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: