Anasayfa/ Makale/ Ceza Muhakemesi ve KVKK Ekseninde Önleyici Yapay Zekâ

Ceza Muhakemesi ve KVKK Ekseninde Önleyici Yapay Zekâ

Yapay zekâ tabanlı öngörücü polislik uygulamalarının ceza muhakemesi ve kişisel verilerin korunması hukuku bağlamındaki yeri, hukuki güvenliğin temelini oluşturur. Bu makale, algoritmik sistemlerin makul şüphe, suçsuzluk karinesi, hukuka aykırı delil sorunu ve KVKK kapsamındaki açık rıza ile yasal dayanak ihtiyaçlarını analiz etmektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Bilişim hukuku perspektifinden değerlendirildiğinde, suç önleme amacıyla geliştirilen yapay zekâ teknolojilerinin hukuki bir zemine oturtulması, modern hukuk devletinin en büyük sınavlarından biridir. Olası suçların tespitinde kullanılan devasa veri setlerinin işlenmesi, kişisel verilerin korunması ile doğrudan temas ederken, elde edilen algoritmik çıktıların adli sürece etkisi ceza muhakemesi kurallarını şekillendirmektedir. Önleyici kolluk faaliyetleri kapsamında toplanan verilerin, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal etmemesi esastır. Teknolojinin suçtan önce devreye girmesi, hukukun geriden gelme handikabını aşmayı gerektirir. Bu bağlamda, polis teşkilatlarının kullanacağı algoritmik karar destek sistemlerinin, salt teknik bir başarı olarak değil, hukuki güvenlik ilkesi ve anayasal güvenceler çerçevesinde titizlikle incelenmesi zorunludur. Sistemin ürettiği verilerin yargılama sürecine ne şekilde dâhil edileceği ve vatandaşların dijital ayak izlerinin nasıl korunacağı, çağdaş hukukun çözüm aradığı en temel meselelerdir.

Kişisel Verilerin Korunması ve Hukuki Sınırlar

Yapay zekâ ve makine öğrenmesi modelleri, çalışabilmek için devasa boyutlarda veriye ihtiyaç duyar. Bu durum, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile doğrudan bir etkileşim yaratmaktadır. Suç önleme amacıyla büyük veri havuzlarında biriktirilen kişisel bilgilerin işlenebilmesi için kural olarak kanunlarda açıkça öngörülme şartı veya ilgilinin açık rızası aranmaktadır. Bireylerin nerede oldukları, kimlerle iletişim kurdukları gibi iletişim üst verilerinin analiz edilmesi, kişisel verilerin dolaylı yoldan ifşasına zemin hazırlayabilir. Hukukumuzda özel hayatın gizliliği, Türk Ceza Kanunu'nun 134, 135 ve 136. maddeleri ile koruma altına alınmıştır. Önleyici polislik faaliyetlerinde yapay zekânın yasal bir dayanak olmadan kullanılması halinde, anayasal güvenceler zedelenecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin sanal devriye yetkisini iptal eden kararı, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlayan yetkilerin, zorunlu bir toplumsal ihtiyaca dayanması ve kanuni sınırlarının net çizilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle, önleyici kolluk faaliyetlerinde kullanılacak veriler için hukuka uygunluk şartını sağlayacak yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Ceza Muhakemesinde Makul Şüphe ve Delil Sorunu

Ceza muhakemesi hukukunda yapay zekâ çıktılarının konumu, özellikle makul şüphe ve makul sebep kavramları etrafında şekillenmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 116. maddesi uyarınca arama yapılabilmesi için makul şüphe şarttır; Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) ise durdurma ve önleme araması için makul sebep arar. Yapay zekâ tabanlı sistemlerin ürettiği istatistiksel tahminler, tek başına bir kişi hakkında makul şüphe veya makul sebep oluşturmaya yeterli değildir. Algoritmik bir risk tahmini, ancak eğitimli bir kolluk mensubunun somut olgulara dayanan bağımsız gözlemiyle desteklendiğinde hukuki bir geçerlilik kazanabilir. Ayrıca, önceden izin alınmaksızın yürütülen kitlesel gözetim araçlarıyla toplanan veriler, paralel yapılandırma riski doğurmaktadır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen verilerin, CMK'nın 206. maddesi uyarınca yargılamada hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmesi ve reddedilmesi esastır. Bu bağlamda, algoritmik değerlendirmeler tek başına adli bir delil olarak kullanılamaz; mutlak suretle insan değerlendirmesinin süzgecinden geçmelidir.

Suçsuzluk Karinesi ve Lekelenmeme Hakkı

Öngörücü polislik sistemlerinin kişi odaklı tahminler üretmesi, temel insan haklarından olan suçsuzluk karinesi ve lekelenmeme hakkı ile doğrudan çatışma potansiyeli taşır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesi, bireyin suçluluğu yasal olarak kanıtlanana kadar masum sayılmasını emreder. Henüz hiçbir icra hareketine başlamamış, dolayısıyla suç yolu aşamalarından geçmemiş bireylerin, salt algoritmik verilere dayanılarak potansiyel suçlu olarak damgalanması hukuken kabul edilemez. Hukuk devletinde adalet mekanizması, niyet okuma veya istatistiksel profilleme üzerine inşa edilemez.

Ceza muhakemesinde temel hakların korunması adına şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Algoritmik risk skorları, bireylere yönelik fiili bir suçluluk atfına dönüşmemelidir.
  • Kişilerin haksız isnatlarla toplumsal statü ve itibar kaybına uğramasını önleyen lekelenmeme hakkı, dijital gözetim süreçlerinde de titizlikle gözetilmelidir.
  • Tahmin verilerinin adli işlemlere temel oluşturabilmesi için, bireyselleştirilmiş ve somut bulgularla desteklenmesi zorunludur.
Polis sırf yapay zeka beni riskli buldu diye üstümü veya evimi arayabilir mi? expand_more
Ceza Muhakemesi Kanunu ve Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu uyarınca arama ve durdurma işlemlerinin yapılabilmesi için somut olgulara dayanan makul bir şüphe veya sebep bulunması hukuki bir zorunluluktur. Yapay zekâ tabanlı sistemlerin ürettiği istatistiksel tahminler ve risk skorları, tek başına kişi hakkında makul şüphe oluşturmaya yeterli kabul edilmemektedir. Algoritmik bir risk tahmininin hukuki geçerlilik kazanabilmesi ve adli bir işleme dayanak olabilmesi için, mutlaka eğitimli bir kolluk görevlisinin bağımsız gözlemleri ve somut bulgularıyla desteklenmesi gerekmektedir. Aksi halde sadece yapay zeka çıktısına dayanılarak yapılacak bir arama, bireylerin anayasal güvencelerini zedeleyecektir.
Hiçbir suç işlemediğim halde yapay zeka beni potansiyel suçlu ilan edebilir mi? expand_more
Hukuk devletinin en temel yapı taşlarından biri, kişinin suçluluğu yasal olarak kanıtlanana kadar masum sayılmasını emreden suçsuzluk karinesidir. Henüz hiçbir icra hareketine başlamamış, suç yoluna girmemiş bireylerin salt algoritmik verilere veya niyet okumalarına dayanılarak potansiyel suçlu olarak damgalanması hukuken kesinlikle kabul edilemez. Ayrıca adalet mekanizması işlerken, kişilerin haksız isnatlarla toplumsal statü ve itibar kaybına uğramasını önleyen lekelenmeme hakkı da bu dijital gözetim süreçlerinde titizlikle gözetilmek zorundadır. Dolayısıyla, makine öğrenmesi modellerinin ürettiği risk skorları bireylere yönelik fiili bir suçluluk atfına dönüşemez ve bu istatistiksel veriler tek başlarına aleyhinize bir hüküm kurmaya yetmez.
Emniyet internetteki verilerimi benden izinsiz toplayıp aleyhime kullanabilir mi? expand_more
Suç önleme amacıyla büyük veri havuzlarında biriktirilen kişisel bilgilerinizin hukuka uygun bir şekilde işlenebilmesi için kural olarak yasal bir dayanak veya tarafınızın açık rızası aranmaktadır. Önceden kanuni bir izin alınmaksızın yürütülen kitlesel gözetim araçlarıyla toplanan veriler yasal dayanaktan yoksun kalacağı için, yargılamada hukuka aykırı delil olarak değerlendirilir ve reddedilmesi esastır. Hukukumuzda iletişim üst verileriniz ve dijital ayak izleriniz, hem Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hem de Türk Ceza Kanunu'nun özel hayatın gizliliğini düzenleyen maddeleriyle güvence altına alınmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de sanal devriye yetkisini sınırlarının net çizilmemiş olması sebebiyle iptal ederek, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yönelik ihlallerin önüne geçmiştir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir