Anasayfa Karar Bülteni AİHM | SEMENYA | BN. 10934/21

Karar Bülteni

AİHM SEMENYA BN. 10934/21

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire
Başvuru No 10934/21
Karar Tarihi 10.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal (Madde 6) / Kabul Edilemez (Madde 8, 13, 14)
Karar Linki HUDOC
  • Zorunlu spor tahkiminde adil yargılanma hakkı esastır.
  • Sınırlı yargısal denetim adil yargılanmayı ihlal edebilir.
  • Temel hak uyuşmazlıkları titizlikle incelenmelidir.
  • Tahkim kararlarının kamu düzeni denetimi kapsamlı olmalıdır.

Bu karar, uluslararası spor tahkiminde adil yargılanma hakkının sınırlarını ve devletlerin yargı yetkisini belirlemesi açısından hukuken büyük ve tarihsel bir önem taşımaktadır. Mahkeme, merkezi İsviçre'de bulunan Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) kararlarına karşı İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi nezdinde yapılan itirazların, İsviçre'nin yargı yetkisi alanına girdiğini kesin olarak kabul etmiştir. Ancak bu yetki, yalnızca adil yargılanma hakkı boyutuyla sınırlı tutulmuş, doğrudan özel hayatın ve ayrımcılık yasağının ihlali iddiaları yargı yetkisi dışında bırakılmıştır. Karar, sporcular ile uluslararası spor federasyonları arasındaki ciddi güç dengesizliğini vurgulayarak, zorunlu tahkimin söz konusu olduğu durumlarda adil yargılanma hakkının çok daha titiz bir şekilde güvence altına alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Emsal etkisi bakımından bu hüküm, uluslararası spor hukuku ve tahkim yargılamalarında bir dönüm noktasıdır. Benzer davalarda, sporcuların temel haklarını (bedensel bütünlük, insan onuru, mahremiyet vb.) ilgilendiren yapısal uyuşmazlıklarda, devlet mahkemelerinin sadece şekli ve dar bir "kamu düzeni" denetimi yapmakla yetinemeyeceği, iddiaları derinlemesine ve son derece titiz bir şekilde incelemek zorunda olduğu ilkesi yerleşmiştir. İsviçre Federal Yüksek Mahkemesinin ticari davalara benzeyen dar kapsamlı kamu düzeni denetimi, temel hak ihlallerini gidermede yetersiz bulunmuş olup, bu durum gelecekteki spor tahkimi itirazlarında ulusal mahkemelerin inceleme standartlarını ve adil yargılanma güvencelerini köklü bir biçimde değiştirecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Güney Afrikalı uluslararası elit bir atlet ve çok sayıda olimpiyat şampiyonluğu bulunan başvurucu Mokgadi Caster Semenya, Dünya Atletizm Birliği (eski adıyla IAAF) tarafından çıkarılan Cinsiyet Gelişim Farklılıkları (DSD) Yönetmeliği'ne karşı uzun soluklu bir hukuki mücadele başlatmıştır. Söz konusu yönetmelik, başvurucu gibi doğal testosteron seviyesi belirli bir limitin üzerinde olan kadın atletlerin 400 metre ile 1 mil arasındaki mesafelerdeki uluslararası yarışmalara katılabilmeleri için testosteron seviyelerini altı ay boyunca sürekli olarak tıbbi müdahale (doğum kontrol hapları vb.) ile düşürmelerini zorunlu kılmıştır.

Başvurucu, bu zorunlu tıbbi müdahalenin bedensel bütünlüğüne, özel hayatına ve insan onuruna aykırı olduğu ve açık bir ayrımcılık yasağı ihlali teşkil ettiği gerekçesiyle İsviçre merkezli Spor Tahkim Mahkemesine (CAS) başvurmuştur. CAS, yönetmeliğin ayrımcı olduğunu kabul etmekle birlikte, kadınlar kategorisindeki adil rekabeti korumak için bunun gerekli ve orantılı olduğuna hükmederek başvurucunun taleplerini reddetmiştir. Başvurucu, CAS kararının iptali istemiyle İsviçre Federal Yüksek Mahkemesine itirazda bulunmuş, ancak mahkeme kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, adil yargılanma, özel hayata saygı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasıyla süreci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşımıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin bu karmaşık uyuşmazlığı incelerken dayandığı temel hukuki kurallar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.1 (Yargı yetkisi) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 (Adil yargılanma hakkı) hükümleri etrafında şekillenmiştir.

Kararda öncelikle yargı yetkisi sorunu çok boyutlu olarak ele alınmıştır. Başvuranın bir Güney Afrika vatandaşı olması, söz konusu uyuşmazlığa yol açan kuralları koyan spor federasyonunun (Dünya Atletizm Birliği) Monako merkezli bulunması ve başvurucunun İsviçre'de düzenlenen herhangi bir yarışmadan men edilmemiş olması sebepleriyle, doğrudan özel hayata saygı hakkına ve ayrımcılık yasağına ilişkin iddiaların İsviçre'nin ülkesel yargı yetkisi dışında kaldığı kabul edilmiştir. Ancak, başvurucunun iddialarını taşıdığı Spor Tahkim Mahkemesi'nin (CAS) İsviçre merkezli olması ve CAS kararına karşı İsviçre Federal Yüksek Mahkemesine başvurmuş olması, yalnızca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 bağlamında İsviçre Devleti ile olağanüstü bir yargı yetkisi bağı oluşturmuştur.

Adil yargılanma hakkı bağlamında, tahkim kurullarının kararlarının ulusal mahkemelerce etkin bir biçimde denetlenmesi gerektiği yerleşik bir içtihat prensibidir. Mahkeme, spor tahkiminin, eşitler arası ilişkilerin bulunduğu genel ticaret tahkiminden farklı olduğunu önemle vurgulamıştır. Sporcular ile uluslararası spor federasyonları arasında belirgin ve yapısal bir güç eşitsizliği bulunmaktadır. Uluslararası elit müsabakalara katılmak isteyen bir sporcunun, mecburi olarak spor federasyonlarının dayattığı özel tahkim şartını kabul etmekten başka çaresi yoktur.

Bu tür "zorunlu tahkim" süreçlerinde, uyuşmazlık bedensel bütünlük, cinsiyet kimliği, mahremiyet ve insan onuru gibi kişinin doğrudan temel ve devredilmez medeni haklarına ilişkin olduğunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 uyarınca yerel mahkemelerin çok daha titiz ve derinlemesine bir yargısal denetim (kamu düzeni denetimi) yapması zorunludur. Devlet mahkemelerinin böylesi durumlarda yalnızca yüzeysel bir usul veya dar bir kamu düzeni incelemesi yapması, Sözleşme'nin koruduğu adil yargılanma güvenceleriyle bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, somut olayı incelerken öncelikle İsviçre'nin yargı yetkisi konusunu karara bağlamıştır. Mahkeme, Dünya Atletizm Birliği'nin DSD Yönetmeliği'nin uygulanmasının doğrudan İsviçre'nin yetki alanında gerçekleşmediğini belirterek, özel hayata saygı, etkili başvuru ve ayrımcılık yasağı bağlamındaki şikayetleri yetki yönünden oybirliğiyle kabul edilemez bulmuştur. Ancak uyuşmazlığın adil yargılanma hakkı boyutuyla ilgili olarak, tahkim sürecinin ve nihai denetimin İsviçre mahkemeleri önünde görülmüş olması sebebiyle bu başlığı esastan ve detaylı bir şekilde incelemiştir.

Mahkeme, başvurucunun Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) önündeki sürecinin ihtiyari bir tercih olmadığını, uluslararası bir elit atlet olarak mesleğini sürdürebilmesi için federasyon tarafından dayatılan zorunlu bir tahkim yolu olduğunu tespit etmiştir. Uyuşmazlığın temelinde, sporcuların tıbbi müdahaleye zorlanması gibi bedensel ve psikolojik bütünlükleri ile doğrudan ilgili medeni haklar yatmaktadır. Durum böyleyken İsviçre Federal Yüksek Mahkemesinin, CAS kararlarını yalnızca şekli bir "kamu düzeni" kavramı çerçevesinde çok dar ve ticari uyuşmazlıklara benzer bir yaklaşımla incelediği görülmüştür. Oysa başvurucunun iddiaları, vücut bütünlüğü, hormonal müdahalenin tıbbi yan etkileri, mahremiyet ve insan onuru gibi ulusal ve uluslararası hukukun en temel haklarıyla doğrudan bağlantılıdır.

Dosya kapsamına göre CAS, kararında yönetmeliğin uygulanmasının zorluklarına ve istenmeyen ağır yan etkilerine dikkat çekmesine, bir atletin sürekli olarak testosteron seviyesini 5 nmol/L'nin altında tutmasının neredeyse imkansız olabileceğine dair "ciddi endişeleri" olduğunu açıkça belirtmesine rağmen, yönetmeliğin genel olarak orantılı olduğuna hükmetmiştir. İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi ise, CAS'ın kendi içinde barındırdığı bu çelişkili ve ciddi endişeler barındıran temel hak tespitlerini derinlemesine bir yargısal incelemeye tabi tutmamış, salt ticari tahkim davalarında uygulanan dar ve katı kamu düzeni denetimi ile yetinerek başvuruyu reddetmiştir. Mahkeme, sporcu ile spor otoritesi arasındaki dikey güç dengesizliğini ve davanın temel insan haklarına ilişkin olmasını göz önüne alarak, İsviçre yargı makamlarının söz konusu olayda göstermesi gereken "özellikle titiz inceleme" yükümlülüğünü yerine getirmediğini saptamıştır. Bu yetersiz denetim, zorunlu tahkime tabi tutulan ve kariyeri tehlikede olan başvurucunun adil yargılanma hakkını doğrudan zedelemiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire, zorunlu spor tahkiminde yapılan sınırlı ve yetersiz yargısal denetim nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: