Karar Bülteni
YARGITAY 22. HD 2016/25227 E. 2016/29133 K.
Yargıtay 22. HD | 2016/25227 E. | 2016/29133 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 22. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/25227 |
| Karar No | 2016/29133 |
| Karar Tarihi | 26.12.2016 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Yıllık izinlerin kullandırıldığının ispat yükü işverendedir.
- Yıllık izin alacağı fesihten sonra muaccel olur.
- İmzalı izin belgelerine karşı işçi isticvap edilmelidir.
- Şua izin ücreti alacağına yasal faiz yürütülmelidir.
- Fesihten sonra yapılan ödemeler hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Bu karar, iş hukukunda işçilik alacaklarının hesaplanması ve ispat kuralları açısından oldukça kritik bir öneme sahiptir. Kararda, iş sözleşmesinin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin ücretlerinin nasıl değerlendirileceği ve bu süreçte ispat yükünün kime ait olduğu net bir biçimde ortaya konulmuştur. Yargıtay, yıllık izin hakkının ancak iş akdinin feshiyle birlikte bir alacağa dönüştüğünü vurgulamış ve ispat yükünü tamamen işverene yüklemiştir. İşverenin sunduğu imzalı yıllık izin talep formlarının varlığı halinde mahkemenin bu formları doğrudan göz ardı edemeyeceği, mutlaka işçinin isticvap edilerek yani beyanı alınarak bir değerlendirme yapması gerektiği ifade edilmiştir.
Emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle iş mahkemelerinde görülen alacak davalarında mahkemelerin eksik inceleme yapmasının önüne geçecek güçlü bir içtihat niteliğindedir. İşverenlerin sunduğu izin talep formları ve puantaj kayıtlarının mahkemelerce titizlikle incelenmesi, ayrıca fesihten sonra işverence yapılan ödemelerin de mükerrer tahsilatları önlemek adına hesaplamadan mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sağlık çalışanlarına özgü olan şua izni alacağına uygulanacak faiz türünün de yasal faiz olması gerektiği yönündeki tespit, uygulamadaki tereddütleri giderecek niteliktedir. Bu yönüyle karar, hem usul hem de esas bakımından mahkemelere net bir yol haritası çizmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Dava, bir sağlık kuruluşunda kendisine ait ultrason cihazıyla radyoloji uzmanı olarak çalışan bir işçinin, işverenine karşı açtığı işçilik alacakları ve tazminat davasıdır. Davacı işçi, işyerinde ayrımcılığa maruz kaldığını, kendisine düşük ücret ödendiğini, üç yıl boyunca işi bırakması yönünde baskılar yapıldığını ve sistematik olarak mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Bu iddialarla birlikte iş sözleşmesinin işverence sonlandırıldığını ileri süren davacı; kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, genel tatil, eksik ücret, şua izni ücreti, yıllık izin ücreti, kötüniyet tazminatı ve çeşitli prim alacaklarının ödenmesini talep etmiştir. Ayrıca, işyerinde kullandığı kendisine ait ultrason cihazının da iadesini istemiştir. Davalı işveren ise tüm bu iddiaları reddederek davanın reddini talep etmiş, uyuşmazlık taraflar arasında tahakkuk eden işçilik alacakları ile bu alacakların ispat kuralları üzerinde yoğunlaşmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin uyuşmazlığı çözerken dayandığı en temel hukuk kuralı, 4857 sayılı İş Kanunu m.59 düzenlemesidir. Bu yasa maddesine göre, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödenmesi zorunludur. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi ve talep edilebilir hale gelmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Feshin kim tarafından veya hangi haklı nedene dayanılarak yapıldığının bu alacağın doğması açısından hiçbir önemi bulunmamaktadır.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, yıllık izinlerin işçiye kullandırıldığı hususunda ispat yükü tamamen işverene aittir. İşveren, yıllık izinlerin kullandırıldığını mutlaka imzalı izin defteri veya eşdeğer nitelikte yazılı bir belge ile kanıtlamak zorundadır. İş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüştüğü için, bu alacağa ilişkin zamanaşımı süresi de iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Ayrıca, usul hukuku kuralları çerçevesinde yargılama sırasında ileri sürülen delillerin eksiksiz incelenmesi gerekmektedir. İşverenin ibraz ettiği ve davacı işçinin imzasını taşıyan yıllık izin talep formları ve puantaj kayıtları, mahkemece doğrudan göz ardı edilemez. Bu belgelerin içeriğinin ve geçerliliğinin tespiti için işçinin bizzat duruşmada dinlenerek isticvap edilmesi (sorgulanması) yasal bir zorunluluktur. Alacak hesaplamalarında ise, mükerrer tahsilatı önlemek maksadıyla fesihten sonra yapılan ödemelerin mutlak surette mahsup edilmesi ve şua izni gibi özel alacak kalemlerine yürütülecek faiz türünün yasal faiz olarak belirlenmesi yerleşik içtihatların bir gereğidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yerel mahkemece davacının talepleri doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, Yargıtay incelemesinde yerel mahkemenin eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile hüküm kurduğu tespit edilmiştir. Öncelikle, yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması noktasında mahkemenin yaklaşımı hatalı bulunmuştur. Dosya içerisinde davacının imzasını taşıyan yıllık izin talep formları ve yıllık izin kullanıldığı anlaşılan günleri gösteren puantaj kayıtları bulunduğu halde, mahkemece bu belgeler dikkate alınmamış ve değerlendirilmemiştir.
Yargıtay kararına göre mahkemenin yapması gereken iş; dosyaya sunulan imzalı yıllık izin talep formlarına karşı davacı işçinin isticvap edilmesi, yani bu belgelere karşı bizzat beyanının alınmasıdır. Kullanılan yıllık izin günlerinin bu sorgulama neticesinde kesin olarak tespit edilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. İmzalı belgelerin hiçbir araştırma yapılmadan görmezden gelinmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bununla birlikte, davacıya iş akdinin feshedilmesinden sonra işveren tarafından yapıldığı anlaşılan 1.740,57 TL tutarındaki ödemenin, bilirkişi tarafından hesaplanan toplam alacak miktarından mahsup edilmemiş olması da Yargıtay tarafından büyük bir isabetsizlik olarak nitelendirilmiştir. Fesihten sonra yapılan bu tür ödemelerin mutlak surette hesaplanan alacaktan düşülmesi gerekmektedir.
Son olarak, radyoloji uzmanı olarak çalışan davacı lehine hüküm altına alınan şua izin ücreti alacağına ilişkin uygulanan faiz türü de hatalı bulunmuştur. Yüksek mahkeme, bu nitelikteki bir alacak kalemine yasal faiz yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, yıllık izin belgelerinin araştırılmaması ve fesihten sonraki ödemelerin mahsup edilmemesi gerekçeleriyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.