Anasayfa Karar Bülteni AYM | Bülent Köreği | BN. 2021/21941

Karar Bülteni

AYM Bülent Köreği BN. 2021/21941

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/21941
Karar Tarihi 11.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yaşam hakkı kapsamında hizmet kusuru araştırılmalıdır.
  • Delillerin eksik toplanması usul yükümlülüğünü ihlal eder.
  • Devletin yaşamı koruma pozitif yükümlülüğü vardır.

Bu karar, idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddia edilen terör saldırıları gibi ağır olaylarda, yaşam hakkının usul boyutunun ne denli titizlikle incelenmesi gerektiğini hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idari yargı mercilerinin kusur sorumluluğu bağlamında açılan tam yargı davalarında, uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm delilleri toplamak ve başvurucuların iddialarını derinlemesine karşılamak zorunda olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Salt şeklî bir incelemenin ve iddiaların tatmin edici şekilde gerekçelendirilmemesinin, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün doğrudan ihlali anlamına geleceği kararda açıkça ifade edilmiştir. Yaşam hakkının usul boyutu, bireylerin maruz kaldığı ağır ihlallerin idari yargı önünde etkili bir biçimde denetlenmesini zorunlu kılmaktadır.

Benzer tam yargı davalarında bu kararın emsal etkisi oldukça büyüktür ve idari yargı pratiğinde önemli sonuçlar doğuracaktır. Özellikle terör olayları, toplumsal olaylar veya büyük facialar neticesinde idarenin sorumluluğunun tartışıldığı yargılamalarda, mahkemelerin olaylara dair idarece önceden alınması gereken güvenlik ve istihbarat önlemlerinin alınıp alınmadığını son derece detaylı bir şekilde irdelemesi zorunlu hâle gelmiştir. Mahkemelerce uyuşmazlığın çözümü için taraflarca sunulan argümanların ve toplanması gereken delillerin göz ardı edilmesi, devletin hesap verebilirliğine gölge düşürmektedir. Bu nedenle idarenin hizmet kusuruna ilişkin iddiaların yeterli bir şekilde karşılanmaması durumunda ihlal kararlarının kaçınılmaz olacağı hususunda bu karar, uygulamadaki idari yargı mercilerine kesin ve bağlayıcı bir yol gösterici niteliktedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, 2015 yılında Ankara Garı önünde gerçekleştirilen terör saldırısı (canlı bomba eylemi) sonucunda yaralanan başvurucunun, idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle açtığı tam yargı davasına dayanmaktadır. Başvurucu, miting ve gösteri yürüyüşü öncesinde idare tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, olayda açık bir istihbarat ve güvenlik zafiyeti bulunduğunu iddia etmiştir. Bu kapsamda idarenin kusur sorumluluğu temelinde maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Ancak idare mahkemesi tarafından uyuşmazlığın çözümü için gerekli deliller toplanmadan ve idarenin hizmet kusuruna yönelik iddiaları karşılayacak yeterli bir değerlendirme yapılmadan davanın reddedilmesi üzerine başvurucu, yaşam hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinin temelinde Anayasa m. 17 ile güvence altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma hakkı yer almaktadır. Yaşam hakkı, en temel ve vazgeçilmez hak olup, devlete sadece bireylerin yaşamına kasten ve hukuka aykırı olarak son vermeme yönünde negatif bir yükümlülük yüklemez. Aynı zamanda, egemenlik alanındaki bireylerin yaşamını her türlü tehlikeye, eyleme ve ihmale karşı koruma hususunda devlete ağır bir pozitif yükümlülük de yüklemektedir. Devletin güvenlik ve istihbarat birimleri vasıtasıyla vatandaşlarının can güvenliğini sağlaması esastır.

Bu pozitif yükümlülüğün en önemli ve ayrılmaz parçası ise yargısal denetimi sağlayan usul boyutudur. Yaşam hakkının usul boyutu, bir kişinin yaşam hakkı veya vücut bütünlüğü ihlal edildiğinde ya da ağır bir saldırıya uğradığında, devletin bu olayın aydınlatılması, sorumluların tespit edilmesi ve zararların giderilmesi için etkili ve bağımsız bir yargısal süreç yürütmesi zorunluluğunu açıkça ifade eder. Kusur sorumluluğu temelinde açılan tam yargı davalarında idari yargı mercileri, sadece şeklî veya yüzeysel bir inceleme ile yetinmemeli, olayın idarenin hizmet kusurundan ya da hizmetin geç işlemesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını titizlikle araştırmalıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince idari yargıda geçerli olan resen araştırma ilkesi kapsamında uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm bilgi ve belgelerin toplanması, iddia ve savunmaların makul ve ikna edici bir gerekçe ile karşılanması idare mahkemelerinin yasal yükümlülüğüdür. Emsal içtihatlar doğrultusunda, idarenin güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerinin tartışıldığı idari davalarda eksik inceleme yapılması, delillerin karartılması veya iddiaların yeterince irdelenmemesi, doğrudan yaşam hakkına ilişkin usul güvencelerinin zedelenmesi sonucunu doğuracaktır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle başvurucunun katıldığı miting ve gösteri yürüyüşünün barışçıl şekilde yapılmasının sağlanmasına yönelik devletin güvenlik tedbirlerini eksiksiz alıp almadığına ilişkin iddiaları kapsamlı olarak incelemiştir. Başvurucu tarafından yöneltilen, Ankara Garı önündeki olayda idarenin ağır bir hizmet kusuru ve istihbarat ihmali bulunduğu yönündeki ciddi iddiaların, tam yargı davasına bakan derece mahkemelerince yeterince incelenmediği ve yüzeysel geçildiği tespit edilmiştir. İdare mahkemeleri tarafından, uyuşmazlığın çözümü için elzem olan delillerin toplanması hususunda büyük eksiklikler olduğu saptanmış, devletin olaydaki güvenlik sorumluluğu net bir şekilde aydınlatılamamıştır.

Ayrıca, başvurucunun terör saldırısındaki istihbarat ve güvenlik zafiyetine ilişkin yargılama aşamasında ileri sürdüğü somut argümanların ve hizmet kusuru iddialarının, ilk derece ve istinaf kararlarında tatmin edici bir gerekçeyle karşılanmadığı, adeta iddiaların cevapsız bırakıldığı görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, benzer saldırılarla ilgili olarak daha önce verdiği emsal kararlara atıf yaparak, uyuşmazlığın çözümü ve devletin ihmalinin tespiti için Anayasa m. 17'nin gerektirdiği ciddiyet, dikkat ve özende bir inceleme yapılmadığı kanaatine varmıştır.

Öte yandan, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bağlamında ayrı bir inceleme yapılmasına bu aşamada gerek görülmemiştir; zira temel hukuki meselenin toplanma hakkından ziyade, idarenin hizmet kusuru iddialarının gerekçesiz bırakılması ve yaşam hakkı kapsamında eksik delil toplanması olduğu açıkça saptanmıştır. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması ve belirtilen hukuki eksikliklerin giderilerek olayın aydınlatılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili idare mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: