Karar Bülteni
AYM Durmuş Ali Bal BN. 2021/37067
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2021/37067 |
| Karar Tarihi | 11.06.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Sanığın aleyhine olan tanıkları sorgulama hakkı vardır.
- Tanıkların SEGBİS ile dinlenmemesi hakkaniyeti zedeler.
- Belirleyici beyanlara karşı dengeleyici güvenceler sağlanmalıdır.
- İstinabe ile tanık dinlenmesi savunma hakkını kısıtlayabilir.
Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın savunma hakkının temel taşlarından biri olan tanık sorgulama hakkının salt usuli bir prosedür olmadığını, maddi gerçeğe ulaşmada kritik bir öneme sahip olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mahkûmiyet hükmü, tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanıkların ifadelerine dayandırılıyorsa, adil yargılanma hakkının zedeleneceği açıkça vurgulanmıştır. Özellikle istinabe yoluyla alınan tanık beyanlarının duruşmada yüz yüzelik ilkesi çerçevesinde tartışılmaması ve sanığa soru sorma hakkı tanınmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Benzer ceza davaları için bu karar oldukça güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Yargılama makamlarının, sanığın aleyhine olan tanıkları bizzat duruşmada veya en azından SEGBİS gibi teknolojik imkânlarla dinlemesi gerektiği sabittir. Eğer tanık bu yöntemlerle dinlenemiyorsa, savunma tarafının maruz kaldığı dezavantajı telafi edecek dengeleyici güvencelerin muhakkak surette sağlanması şarttır. Bu içtihat, alt derece mahkemelerinin tanık dinleme usullerinde sanık haklarını merkeze alan, çelişmeli yargılamanın gereklerine daha uygun ve titiz bir yaklaşım sergilemelerini zorunlu kılmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Erzincan Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışan başvurucu hakkında, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) yöneticisi olduğu şüphesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Hazırlanan iddianamede, başvurucunun Bank Asya hesap hareketleri, örgüt mensuplarıyla olan telefon görüşmeleri ve aleyhine verilen tanık beyanları delil olarak sunulmuştur.
Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, aleyhteki tanıklar istinabe (başka yer mahkemesi aracılığıyla) yoluyla dinlenmiş ve başvurucuya bu tanıklara doğrudan soru sorma imkânı verilmemiştir. Mahkeme, bu tanık beyanlarını belirleyici delil kabul ederek başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezasına çarptırmıştır. Başvurucu, aleyhindeki tanıkları sorgulama ve onlarla yüzleşme hakkının elinden alındığını, bu durumun yargılamanın adilliğini ortadan kaldırdığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve ihlal tespiti ile yeniden yargılama talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı ilkelerine dayanmıştır. Bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı en temel anayasal güvencelerden biridir. Sanığın tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, hakkaniyete uygun bir yargılamanın vazgeçilmez şartıdır.
Somut olayda mahkemenin uygulaması değerlendirilirken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.180 düzenlemesine özel olarak dikkat çekilmiştir. İlgili maddede, tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntemin uygulanarak ifade alınacağı açıkça kurala bağlanmıştır.
Ayrıca, ceza adaleti sistemimizde delillerin doğrudan doğruya mahkeme huzurunda tartışılması kuralı esastır. Bu ilke, yargılamayı yapan heyetin delillerle bizzat temas etmesini ve tanığın tepkilerini gözlemlemesini sağlar. Mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan tanıkların dahi bu kurala uygun olarak dinlenmesi için teknolojik altyapının kullanılması, adil yargılanma hakkının zedelenmemesi adına kritik bir öneme sahiptir.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediği üç aşamalı bir test ile belirlenmektedir. İlk olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığına bakılır. İkinci olarak, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanığın beyanının mahkûmiyete esas alınan tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir. Üçüncü ve son aşamada ise, sorgulama imkânı tanınmayan tanığın beyanı belirleyici delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı bu dezavantajı telafi edecek yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvencelerin (örneğin tanığın SEGBİS vasıtasıyla dinlenmesi) sağlanıp sağlanmadığı titizlikle incelenir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda ilk derece mahkemesinin uygulamalarını ve yargılama sürecini detaylı bir şekilde incelemiştir. Yargılamayı yürüten Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, aleyhe beyanda bulunan çok sayıda tanığın ifadesini istinabe yoluyla aldığı ve bu beyanları duruşmada okumakla yetindiği tespit edilmiştir. Mahkemenin, tanıkları duruşmada hazır etmek veya teknolojik imkânlar (SEGBİS) vasıtasıyla dinlemek için herhangi bir çaba göstermediği, gerekçeli kararda da bu yönteme neden başvurulmadığına dair hukuken geçerli bir neden sunulmadığı vurgulanmıştır.
Kararda, tanık beyanlarının mahkûmiyet hükmü üzerindeki etkisi de titizlikle değerlendirilmiştir. Gerekçeli kararın içeriğine bakıldığında, başvurucunun terör örgütü içindeki konumu, sohbet adı verilen toplantılara katılması ve bunları organize etmesi gibi temel hususların tamamen istinabe ile dinlenen tanık beyanlarına dayandırıldığı görülmüştür. Bu durum, sanığa sorgulama imkânı verilmeyen tanık anlatımlarının sadece suçun sübutu açısından değil, aynı zamanda verilecek cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden tayin edilmesi aşamasında da belirleyici nitelikte delil olarak kullanıldığını açıkça ortaya koymuştur.
Yargılama sürecinde başvurucuya olayları kendi penceresinden anlatma imkânı verilmiş ve dosyada tanık beyanlarını destekleyen bazı yan deliller bulunmuş olsa da, bu durum savunmanın karşılaştığı ağır kısıtlamaları telafi etmeye yeterli görülmemiştir. Başvurucu, aleyhindeki tanıklar ifade verirken ses ve görüntü nakli yoluyla dahi olsa onları sorgulayamamış, sorulan sorulara verdikleri cevaplardaki anlık tepkilerini gözlemleyememiştir. Güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş bu beyanların mahkûmiyete temel alınması, yargılamanın bütünlüğü içinde hakkaniyeti derinden zedelemiştir. Mahkemenin SEGBİS altyapısını kullanma imkânı bulunmasına rağmen klasik istinabe yöntemini tercih etmesi, adil yargılanma standartlarının gerisinde kalınmasına yol açmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.