Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Necmettin Sıncar ve Semire Sıncar Kararı 2021/3906 B.

Anayasa Mahkemesi Necmettin Sıncar ve Semire Sıncar Kararı 2021/3906 B.

Bu karar, terör olayları ve terörle mücadele operasyonları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan vatandaşların uğradığı manevi zararların tazmini noktasında hukuki güvenlik ve adil yargılanma hakkı açısından kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devletin terörle mücadele kapsamındaki faaliyetleri neticesinde vatandaşların maruz kaldığı evinden edilme, mülkünü kaybetme gibi durumlardan doğan yoğun stres, kaygı ve ıstırap hâlinin, toplumun geneli tarafından katlanılması gereken sıradan bir külfet olarak görülemeyeceğine hükmetmiştir. Derece mahkemelerinin zararı özel ve olağan dışı bulmayan yaklaşımı, açık bir takdir hatası ve keyfîlik olarak nitelendirilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Necmettin Sıncar ve Semire Sıncar Kararı 2021/3906 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/3906
Karar Tarihi 30.07.2025
Taraf Necmettin Sıncar ve Semire Sıncar
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Terör kaynaklı zorunlu tahliyeler olağan dışıdır.
Sosyal risk ilkesinde özel zarar şarttır.
Zararı olağan saymak bariz takdir hatasıdır.
Külfetin mağdurda bırakılması hakkaniyete aykırıdır.

Bu karar, terör olayları ve terörle mücadele operasyonları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan vatandaşların uğradığı manevi zararların tazmini noktasında hukuki güvenlik ve adil yargılanma hakkı açısından kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devletin terörle mücadele kapsamındaki faaliyetleri neticesinde vatandaşların maruz kaldığı evinden edilme, mülkünü kaybetme gibi durumlardan doğan yoğun stres, kaygı ve ıstırap hâlinin, toplumun geneli tarafından katlanılması gereken sıradan bir külfet olarak görülemeyeceğine hükmetmiştir. Derece mahkemelerinin zararı özel ve olağan dışı bulmayan yaklaşımı, açık bir takdir hatası ve keyfîlik olarak nitelendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, idari yargı mercilerinin sosyal risk ilkesini uygularken oldukça adil ve özenli davranmaları gerektiği anlaşılmaktadır. Hendek olayları gibi yoğun çatışma ortamlarında evinden edilen ve barınma hakkı zarar gören kişilerin uğradığı yıkımın, toplumun çatışma bölgesinden uzakta yaşayan diğer kesimleriyle eşit ölçüde kabul edilmesi hukuken ve vicdanen hatalıdır. Bu içtihat, idarenin kusursuz sorumluluğuna dayalı tazminat taleplerinde derece mahkemelerinin katı ve mağduru korumaktan uzak yorumlarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkını doğrudan ihlal edeceğini net bir biçimde ortaya koyarak, uygulamadaki benzer mağduriyetlerin önüne geçecek güçlü bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 2015 yılından itibaren yaşanan yoğun terör olayları ve hendek operasyonları sırasında yetkili makamlarca ilan edilen sokağa çıkma yasağı sebebiyle başvurucular uzun yıllar yaşadıkları evlerini terk etmek zorunda kalmış, bu zorlu süreçte evleri yıkılarak eşyaları tamamen kullanılamaz hâle gelmiştir. Başvurucular, olayların ardından uğradıkları maddi ve manevi zararların idarece karşılanması talebiyle İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunmuştur. İdare tarafından zarar tespit komisyonunca belirlenen ve sonradan ödenen belirli bir miktar tazminatı yetersiz bulan başvurucular, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL manevi ve 1.000 TL maddi tazminat istemiyle tam yargı davası açmıştır. Ancak idare mahkemesi, kamu yararı ve can güvenliği amacıyla yürütülen operasyonlardan kaynaklanan manevi zararlara her vatandaşın idari külfet bağlamında katlanması gerektiğini belirterek davanın manevi tazminat kısmını reddetmiştir. Bu uyuşmazlık, terör olayları nedeniyle evinden zorunlu olarak ayrılan kişilerin uğradığı manevi yıkımın sosyal risk ilkesi kapsamında tazmin edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel unsurlarından biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı çerçevesinde ele almıştır. Bireysel başvuru incelemelerinde, mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uyuşmazlık sonucunun adil olup olmadığının belirlenmesi ilke olarak derece mahkemelerinin takdirindedir. Ancak bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız olmayıp, mahkemelerce varılan sonucun bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermesi durumunda söz konusu karar anayasal denetime tabi tutulacaktır.

İdare hukukunda yerleşik olan ve uyuşmazlığın temelini oluşturan sosyal risk ilkesi, devletin anayasal ödevleri kapsamında kamu düzenini korumak amacıyla yürüttüğü faaliyetler veya terör eylemleri neticesinde ortaya çıkan zararların, kusursuz sorumluluk esasına göre idarece tazmin edilmesini ifade eder. Danıştay içtihatlarına göre, devletin sosyal risk ilkesi kapsamında sorumlu tutulabilmesi için zararın doğrudan terör eylemleri veya terörle mücadele faaliyetleri sonucunda meydana gelmesi, zarar gören kişinin bu olayların ortaya çıkmasına veya büyümesine herhangi bir katkısının bulunmaması ve meydana gelen zararın özel ve olağan dışı olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.

Devletin belli bölgelerde yaşayan vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak amacıyla aldığı sokağa çıkma yasağı gibi idari tedbirler, zararın daha da artmasını önleyen bir unsur olarak değerlendirilebilirse de bu durum, bireyin katlandığı zararın özel ve olağan dışı niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yargı mercilerinin, kanun hükümlerini ve içtihatları yorumlarken adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan, bireyi ağır bir külfet altında bırakarak telafisi imkânsız mağduriyetler yaratan yaklaşımlardan kaçınması, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının en temel gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların Diyarbakır ili Sur ilçesinde yaşanan şiddetli hendek çatışmaları ve operasyonlar sebebiyle evlerini acilen terk etmek zorunda kaldıklarını, bu süreçte yaşadıkları yerin büyük bir fiziki zarar gördüğünü ve ciddi mağduriyetler yaşandığını tespit etmiştir. Davaya bakan idare mahkemesi ise manevi tazminat talebini reddederken, başvurucuların terörle mücadele faaliyetlerinden kaynaklanan zararlara toplumun bir ferdi olarak katlanmaları gerektiğini belirterek zararın özel ve olağan dışı olmadığı yönünde kusursuz sorumluluk ilkesini dışlayan bir kanaate varmıştır.

Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin sosyal risk ilkesini uygularken ulaştığı bu kabulü detaylı biçimde irdelemiştir. Şüphesiz, ülkenin bir bölümünde yaşanan hendek olaylarından tüm toplumun belirli ölçülerde psikolojik ve sosyolojik olarak etkilendiği gerçeği yadsınamaz. Ancak, doğrudan çatışmaların merkezinde kalarak güvenlik nedeniyle evinden edilen, en temel haklarından biri olan barınma hakkından mahrum kalan ve bu olağanüstü sürecin getirdiği yoğun stres, kaygı ve ıstırabı bizzat tecrübe eden başvurucuların durumunun, tehlike bölgesinin uzağında yaşayan ve rutin hayatına devam eden toplumun diğer bireyleriyle bir tutulması kesinlikle mümkün değildir. Başvurucuların uğradığı manevi zararın özel ve olağan dışı olmadığı yönündeki mahkeme yorumu, somut olayın yıkıcı gerçekliğiyle bağdaşmayan, makul olmayan ve adaleti zedeleyen katı bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir.

Derece mahkemesinin bu aşırı katı ve şekilci yorumu, başvurucuları sosyal risk ilkesinin idare hukukunda sağladığı güvencelerden tamamen mahrum bırakmış ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özünü ortadan kaldırmıştır. Mahkemelerce uygulanan bu yaklaşımın adaleti hiçe sayan bariz bir takdir hatası olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini temelden sarstığı Anayasa Mahkemesi tarafından açıkça ortaya konulmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması talebini kabul etmiştir.

Terör olaylarında evimi terk etmek zorunda kaldım, devletten tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, terör olayları veya operasyonlar nedeniyle evinizi acilen terk etmek zorunda kalmanız ve mülkünüzün zarar görmesi durumunda idareden maddi ve manevi tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. İdare hukukunda yer alan "sosyal risk ilkesi" uyarınca devlet, kamu düzenini korumak amacıyla yürüttüğü faaliyetler veya terör eylemleri neticesinde vatandaşların uğradığı zararları kusursuz sorumluluk esasına göre karşılamakla yükümlüdür.
Mahkeme terör zararını herkesin katlanması gereken bir durum sayabilir mi? expand_more
Hayır, Anayasa Mahkemesi bu yaklaşımı açık bir hak ihlali olarak değerlendirmektedir. Çatışmaların merkezinde kalarak evinden edilen, barınma hakkından mahrum kalan kişilerin yaşadığı ağır mağduriyet, tehlike bölgesinin uzağında yaşayan toplumun diğer bireyleriyle bir tutulamaz. Yaşadığınız bu yoğun kaygı ve yıkımın, toplumun geneli tarafından katlanılması gereken sıradan bir külfet olarak görülmesi bariz bir takdir hatası ve keyfîliktir.
Sokağa çıkma yasağı yüzünden uğradığım manevi zararlar da ödenir mi? expand_more
Evet, idarenin sokağa çıkma yasağı gibi tedbirleri can güvenliğini sağlamak için almış olması, birey olarak sizin katlandığınız zararın özel ve olağan dışı olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Yaşadığınız olağanüstü sürecin getirdiği yoğun stres, kaygı ve ıstırap doğrudan tazmin gerektiren özel bir zarardır. Mahkemelerin bu zararı reddederek manevi yıkımı sıradanlaştırması hakkaniyete uygun yargılanma hakkına aykırıdır.
Mahkeme tazminat davasını reddederse Anayasa Mahkemesi kararı bozar mı? expand_more
Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin kanunları yorumlarken bireyi ağır bir külfet altında bırakan ve adaleti hiçe sayan yaklaşımlarını anayasal denetime tabi tutmaktadır. İdare mahkemesinin sosyal risk ilkesini aşırı katı ve şekilci yorumlayarak mağduriyetinizi gidermemesi adil yargılanma hakkının özünü ortadan kaldırır. Bu tür durumlarda Anayasa Mahkemesi ihlal kararı vererek yeniden yargılama yapılmasına hükmetmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir