Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi İ.S. Kararı 2021/8272 B.

Anayasa Mahkemesi İ.S. Kararı 2021/8272 B.

Bu karar, ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkının hukuki sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki anayasal yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, hükme esas alınan veya belirleyici nitelikte olan tanık beyanlarının, doğrudan doğruyalık ilkesi gereğince bizzat kararı verecek olan mahkeme huzurunda alınması gerektiğinin önemle altını çizmektedir. Sanığın aleyhine ifade veren tanıkla yüzleşmesi ve onun beyanlarının güvenilirliğini doğrudan test edebilmesi, etkin savunma hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/8272
Karar Tarihi 11.06.2025
Taraf İ.S.
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Tanık beyanlarının mahkeme huzurunda alınması esastır.
  • gavel Sanığa aleyhindeki tanığı sorgulama imkânı tanınmalıdır.
  • gavel Belirleyici tanık beyanlarına karşı dengeleyici güvenceler sağlanmalıdır.
  • gavel Tanığın duruşmada dinlenmemesi yargılamanın hakkaniyetini zedeler.

Bu karar, ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkının hukuki sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki anayasal yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, hükme esas alınan veya belirleyici nitelikte olan tanık beyanlarının, doğrudan doğruyalık ilkesi gereğince bizzat kararı verecek olan mahkeme huzurunda alınması gerektiğinin önemle altını çizmektedir. Sanığın aleyhine ifade veren tanıkla yüzleşmesi ve onun beyanlarının güvenilirliğini doğrudan test edebilmesi, etkin savunma hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Uygulamada mahkemeler tarafından sıkça rastlanan istinabe yoluyla veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kullanılmaksızın yazılı olarak tanık dinlenmesi usulünün, sanığın savunma haklarını telafisi imkânsız şekilde kısıtlayabileceği bu kararla bir kez daha güçlü bir şekilde teyit edilmiştir. Mahkemenin, tanığın duruşmada hazır edilememesinin haklı ve geçerli nedenlerini somut olarak ortaya koyamaması, anayasal ihlalin temel nedenlerinden biri olarak görülmüştür. Benzer nitelikteki ceza davaları için önemli bir emsal teşkil eden bu karar, mahkûmiyete belirleyici ölçüde etki eden tanık beyanlarının bulunduğu tüm dosyalarda, derece mahkemelerinin dengeleyici ve telafi edici güvenceleri mutlak surette sağlaması gerektiğini vurgulamaktadır. Aksi takdirde, güvenilirliği huzurda sınanmamış beyanlara dayalı olarak verilecek mahkûmiyet kararlarının adil yargılanma hakkını doğrudan zedeleyeceği son derece açıktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, askerî doktor olarak görev yapmaktayken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu şüphesiyle hakkında ceza soruşturması başlatılmış ve yapılan yargılama sonucunda hapis cezasına çarptırılmıştır. İlgili mahkûmiyet kararının temel dayanaklarından biri, örgütle irtibatlı olduğu iddia edilen bir tanığın başvurucu aleyhine verdiği ifadeler ile başvurucuya ait HTS (telefon iletişim) kayıtları olmuştur. Dava sürecinde başvurucu, aleyhine ifade veren bu belirleyici tanığın yargılamayı yapan mahkeme duruşmasında hazır edilmediğini, sadece istinabe yoluyla başka bir şehirde dinlendiğini ve bu nedenle tanığa doğrudan soru sorup onunla yüzleşme imkânı bulamadığını ileri sürmüştür. İstinaf ve temyiz yollarından beklediği hukuki sonucu alamayan başvurucu, adil yargılanma hakkının ve özellikle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak yeniden yargılama yapılmasını talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin tanık sorgulama hakkına ilişkin yerleşik içtihatlarına göre, sanığın aleyhine olan tanıkları mahkeme huzurunda sorguya çekme veya çektirme hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri gereğince adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından zorunludur. İlgili kanun maddesi olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesi, olayın delilinin sadece bir tanığın açıklamalarından ibaret olması durumunda, o tanığın duruşmada mutlaka dinleneceğini emretmektedir. Mahkeme kararlarında, bu temel kuralın istisnai durumlarda nasıl uygulanacağına ilişkin doğrudan doğruyalık ilkesi çerçevesinde üç aşamalı bir hukuki test benimsenmiştir.

Uygulanan bu testin ilk aşamasında, tanığın mahkemede hazır edilememesinin geçerli ve hukuki bir nedene dayanıp dayanmadığına bakılır. Hükme temel alınan delillerin kararı bizzat verecek olan hâkim huzurunda ikame edilmesi esastır. İkinci aşamada, sanığın doğrudan sorgulama imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın, mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir. Bir delilin belirleyici olup olmadığı sadece suçun sübutu yönünden değil, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da titizlikle dikkate alınır.

Üçüncü aşamada ise, sorgulama imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olması hâlinde, savunma tarafının maruz kaldığı bu usuli zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği incelenir. Bu hukuki güvenceler kapsamında, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi vasıtalarla tanığın dinlenerek sanığa anlık soru sorma imkânı sağlanması veya şüpheli tanık beyanını güçlü bir şekilde destekleyen başkaca somut delillere dayanılması, telafi edici temel güvenceler arasında sayılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, başvurucu hakkında verilen hapis cezası mahkûmiyetinin ve bu cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin temel dayanaklarından biri, tanık R. K.H.nin soruşturma aşamasındaki beyanlarıdır. Ancak ilk derece mahkemesi, yargı çevresi dışında bulunan bu tanığın mahkemede bizzat hazır edilmemesi veya SEGBİS yöntemiyle duruşmada dinlenmemesi hususunda herhangi bir hukuki ve geçerli neden ortaya koymamıştır. Yalnızca tanığın istinabe yoluyla alınan yazılı beyanlarının duruşmada okunmasıyla yetinilmiş ve bu şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Başvurucu, aleyhinde ifade veren tanığın beyanlarının alındığı yargılama aşamasında hazır bulunmadığı için tanığı doğrudan sorgulayamamış ve tanığın sorulan sorulara verdiği cevaplara yönelik kişisel bir izlenim edinme fırsatından bütünüyle mahrum bırakılmıştır. Bu usuli eksiklik, kararı verecek olan mahkeme hâkiminin de tanığın anlık tepkilerini gözlemleyerek beyanlarının tutarlılığını ve güvenilirliğini bizzat tartmasına engel olmuştur. Ayrıca mahkûmiyete esas alınan HTS kayıtlarının, örgüt içi gizli iletişimi teyit eder nitelikte detaylı bir analiz raporuna ve ardışık arama kriterlerine uygun şekilde dayanmadığı, başvurucunun iddiaları doğrultusunda bu yöndeki teknik inceleme taleplerinin mahkemece karşılanmadığı tespit edilmiştir.

Dolayısıyla yargılama sürecinde, mahkûmiyete belirleyici ölçüde etki eden tanık beyanının doğruluğunun ve güvenilirliğinin mahkeme huzurunda usulüne uygun şekilde test edilmediği, savunma tarafının karşılaştığı bu açık dezavantajı giderecek SEGBİS gibi telafi edici hiçbir dengeleyici güvencenin sağlanmadığı anlaşılmıştır. Yargı çevresi dışında bulunan bir tanığın, sırf bu coğrafi mesafe nedeni öne sürülerek istinabe yoluyla dinlenmesi tek başına yeterli bir mazeret olarak kabul edilmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, güvenilirliği test edilmemiş tanık beyanlarına dayanılarak ve yeterli dengeleyici güvenceler sunulmaksızın hüküm kurulmasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkını ihlal ettiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Aleyhime ifade veren tanığa mahkemede soru soramazsam ne olur? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, hakkınızdaki mahkûmiyet kararı belirleyici ölçüde bir tanık beyanına dayanıyorsa, o tanığı bizzat mahkeme huzurunda sorgulama ve onunla yüzleşme hakkınız etkin savunma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Tanığın duruşmada bizzat dinlenmemesi ve sanığa soru sorma imkânı tanınmaması adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir. Kararı verecek olan mahkeme hâkiminin, huzurunda dinlemediği bir tanığın yazılı ifadelerini doğrudan doğruyalık ilkesine aykırı biçimde duruşmada sadece okumakla yetinmesi ve sanığın tanığın tepkilerinden edineceği kişisel izlenim fırsatından mahrum bırakılması usule aykırıdır.
Tanık başka şehirde diye mahkemeye getirilmezse yine de ceza verilir mi? expand_more
Sırf yargı çevresi dışında bulunma ve coğrafi uzaklık gerekçe gösterilerek tanığın istinabe (bulunduğu şehirde yazılı beyan alma) yoluyla dinlenmesi Anayasa Mahkemesi tarafından tek başına yeterli hukuki bir mazeret olarak kabul edilmemektedir. Mahkeme, aleyhe olan tanığı salonda bizzat hazır edemiyorsa bile mutlaka Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi vasıtalarla duruşmaya bağlamalı ve sanığa anlık soru sorma imkânı sunarak telafi edici dengeleyici güvenceler sağlamalıdır. Savunma tarafına bu güvenceler sağlanmadan, güvenilirliği sınanmamış beyanlara dayalı olarak verilen mahkûmiyet kararları hakkaniyete ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır.
Hakkımda sadece bir kişinin ifadesi var, mahkûmiyet için yeterli mi? expand_more
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesi uyarınca, olayın tek delili sadece bir tanığın açıklamalarından ibaretse, o tanığın yargılamayı yapan mahkeme duruşmasında mutlaka dinlenmesi kanuni bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesi, sanığın doğrudan sorgulama imkânı bulamadığı beyanların mahkûmiyetin tek veya belirleyici delili olup olmadığını üç aşamalı bir testle titizlikle denetler. Hükme esas alınan belirleyici beyan, bizzat kararı verecek hâkimin önünde alınmalı ve hâkim tanığın anlık tepkilerini gözlemleyerek güvenilirliğini tartmalıdır; aksi yöndeki uygulamalar Anayasa Mahkemesi nezdinde hak ihlali oluşturarak yeniden yargılama sebebi sayılmaktadır.
HTS kayıtlarım ve yüzleşmediğim bir tanığın yazılı beyanıyla ceza onanır mı? expand_more
Ceza yargılamasında sadece ham iletişim kayıtları ve huzurda doğruluğu test edilmemiş tanık beyanlarıyla yetinilemez. Mahkûmiyete esas alınan HTS (telefon iletişim) kayıtlarının mutlaka örgüt içi gizli iletişimi teyit eden detaylı bir analiz raporuna ve ardışık arama gibi teknik kriterlere dayanması gerekir. Sanığın bu yöndeki teknik inceleme taleplerinin mahkemece karşılanmaması ve aleyhindeki belirleyici tanığı doğrudan sorgulayamaması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunma hakları telafisi imkânsız şekilde kısıtlanmış olacağından dolayı adil yargılanma hakkının ihlali kararı verilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir