Anasayfa Karar Bülteni AYM | Guvanch Saparmadov | BN. 2020/26196

Karar Bülteni

AYM Guvanch Saparmadov BN. 2020/26196

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/26196
Karar Tarihi 11.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kutsal kitaplar genel yayın kotasına dâhil edilemez.
  • Din özgürlüğüne müdahale haklı bir nedene dayanmalıdır.
  • Süreli yayın sınırlaması kurum güvenliği için meşrudur.
  • Mahpusların inançlarının gereğini yerine getirmesi korunur.

Bu karar hukuken, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların mensup oldukları dinin kutsal kitabına erişim hakkının, idare tarafından belirlenen genel yayın ve kitap bulundurma kotalarına tabi tutulup tutulamayacağı noktasında oldukça net ve temel bir sınır çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin güvenlik, koğuş düzeni ve disiplini sağlamak amacıyla kişi başına düşen kitap veya dergi sayısını makul ölçülerde sınırlayabileceğini kabul etmektedir. Ancak kişinin inancının doğrudan bir gereği olan kutsal kitabın ve mealinin bu genel sayı sınırına dâhil edilmesini, demokratik bir toplumda din ve vicdan özgürlüğüne yapılmış ölçüsüz ve haksız bir müdahale olarak nitelendirmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi çok güçlüdür. Zira karar, ceza infaz kurumlarının mahpuslara yönelik kişisel eşya bulundurma kotalarını belirlerken, temel hak ve özgürlüklerin çekirdek alanlarına dokunan hususlarda mutlaka istisnalar öngörmesi gerektiğine işaret etmektedir. Kurum idareleri, mahpusların ifade özgürlüğü bağlamında okuma haklarını belli bir denge içinde sınırlayabilirken; ibadet ve inanç hürriyeti bağlamındaki kutsal metinlere erişimi, ancak kuruma yönelik somut, açık ve ciddi bir güvenlik riski bulunduğunda engelleyebilir. Kararın uygulamadaki önemi, infaz kurumlarının İdare ve Gözlem Kurulu kararlarında temel hakları kısıtlarken genel geçer ifadelere sığınamayacaklarını, mutlaka ilgili, yeterli ve somut olaya özgü ikna edici gerekçeler sunmalarının zorunlu olduğunu idari makamlara bir kez daha hatırlatmasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak bulunan başvurucu, cezaevi idaresinin aldığı bir karar üzerine hukuki yollara başvurmuştur. Kurum idaresi, mahpusların odalarında en fazla on adet süreli veya süresiz yayın bulundurabileceğine karar vermiş ve mahpusların mensup olduğu dinin kutsal kitabı ile mealini de bu kişisel kitap kotasının içine dâhil etmiştir. Ayrıca öğrenim ders kitapları hariç dışarıdan kargo veya ziyaretçi yoluyla kitap gelmesi de yasaklanmıştır. Başvurucu, mensup olduğu dinin kutsal kitabının genel yayın hakkı kapsamında sınırlandırılmasının ve yeterli sayıda kitaba ulaşamamasının haksız olduğunu belirterek bu idari kararların kaldırılması talebiyle infaz hâkimliğine şikâyette ve ağır ceza mahkemesine itirazda bulunmuştur. Yerel mahkemelerce tüm talepleri reddedilen başvurucu, mensup olduğu dinin kutsal kitabına erişiminin kısıtlanması sebebiyle din ve vicdan özgürlüğünün, yayın sınırlandırması sebebiyle de ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının başında, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasını düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 13 ve din ve vicdan hürriyetini güvence altına alan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 24 gelmektedir. Ayrıca ifade özgürlüğü ve bilgiye ulaşma hakkı da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 26 kapsamında korunmaktadır.

Ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların yayınlara ulaşması ve inançlarının gereğini yerine getirmesi konularında yasal dayanak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 62 hükmüdür. Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihatlarında, herkes gibi tutuklu ve hükümlülerin de Anayasa'nın ortak koruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına sahip olduğunu vurgulamaktadır. Din ve vicdan özgürlüğü, Anayasa'nın ikinci maddesinde ifadesini bulan demokratik devletin vazgeçilmez temel unsurlarından biridir. Bu özgürlüğe ceza infaz kurumu şartlarında müdahale edilebilmesi için, kurumun güvenliğini ve disiplinini sağlamak gibi zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın var olduğunun idare tarafından somut gerekçelerle açıkça gösterilmesi şarttır.

Bunun yanı sıra ifade özgürlüğü bağlamında ele alınan süreli ve süresiz yayınlara ulaşma hakkı hiçbir şartta mutlak değildir. Ceza infaz kurumunda disiplini bozacak faaliyetleri önlemeye yönelik hukuki düzenlemeler kapsamında, oda ve koğuş düzeninin sağlanması amacıyla mahpusların yanlarında bulundurabilecekleri kitap ve dergi sayısına belirli bir kota getirilmesi meşrudur. İdarenin, cezaevi güvenliği ve düzeni söz konusu olduğunda, müdahale ile hak arasında makul bir denge kurma konusunda geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak ibadet ve din hürriyeti söz konusu olduğunda, kutsal metinlerin mahpusun yanında sürekli bulunması kural olarak bu tür genel yayın kotalarından tamamen muaf tutulmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olayı incelerken, başvurucunun şikâyetlerini din ve vicdan özgürlüğü ile ifade özgürlüğü boyutlarında iki ayrı ana başlıkta ele almıştır. Öncelikle ifade özgürlüğü bağlamında, ceza infaz kurumu idaresinin mahpusların odalarında bulundurabilecekleri kitap ve dergi sayısını toplam on adetle sınırlandırması incelenmiştir. Mahkeme, tutuklu ve hükümlülere yeterince kitap okuma imkânı verilmesi, kütüphaneden faydalanma olanağı sunulması ve ellerindeki kitapları on beş günde bir değiştirme hakkı tanınması nedenleriyle, idare tarafından getirilen bu sınırlamanın makul ve orantılı olduğuna kanaat getirmiştir. Koğuş düzenini ve kurum güvenliğini sağlamak amacıyla getirilen bu kota uygulamasının, ifade özgürlüğüne yönelik ağır ve haksız bir müdahale olmadığı tespit edilmiş ve başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

Ancak din ve vicdan özgürlüğü boyutunda yapılan detaylı incelemede oldukça farklı bir sonuca ulaşılmıştır. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun ilk kararında, mahpusun mensup olduğu dinin kutsal kitabı ve meali de kişisel kitap kotası olan beş kitabın içine dâhil edilerek sayılmıştır. Her ne kadar cezaevi idaresi daha sonraki bir tarihte yeni bir karar alarak kutsal kitabı ve mealini bu on adetlik genel sınırlamanın dışında tutmuş olsa da, ilk kararın yürürlükte kalarak uygulandığı dönem boyunca başvurucunun inancının gereği olan kutsal metinlere erişiminin ve bunları yanında bulundurmasının kısıtlandığı tespit edilmiştir. Mahkeme, kutsal kitapların tutuklu ve hükümlülerin yanlarında sürekli olarak bulunması gerektiğini, cezaevi güvenliğini doğrudan tehdit eden istisnai meşru bir menfaat bulunmadıkça hiçbir şekilde genel yayın kotası dâhilinde değerlendirilemeyeceklerini altını çizerek vurgulamıştır. İdare ve yerel yargı mercilerinin, söz konusu kutsal kitap kısıtlamasının kurum güvenliği açısından neden zorunlu olduğuna dair ilgili ve yeterli hiçbir somut gerekçe sunamadıkları görülmüştür. Din ve vicdan hürriyetine yapılan bu kısıtlayıcı müdahale, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bulunmamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mensup olduğu dinin kutsal kitabının bulundurulmasına getirilen sınırlama nedeniyle din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: