Anasayfa Karar Bülteni AYM | İsmail Aydemir | BN. 2021/24563

Karar Bülteni

AYM İsmail Aydemir BN. 2021/24563

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/24563
Karar Tarihi 11.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanığı sorgulama hakkı adil yargılanmanın şartıdır.
  • Belirleyici tanık beyanı dengeleyici güvencelerle desteklenmelidir.
  • Geçerli neden olmadan tanık huzurda dinlenmekten kaçırılamaz.
  • Sorgulanmayan tanığın beyanı tek başına mahkûmiyete yetmez.

Bu karar, ceza yargılamasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin en önemli teminatlarından biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve uygulanma koşullarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bir mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici ölçüde sanığın bizzat sorgulama imkânı bulamadığı bir tanığın beyanına dayanması durumunda, adil yargılanma hakkının ağır şekilde zedeleneceğini açıkça vurgulamaktadır. Yargılama makamlarının, tanıkları bizzat huzurda veya doğrudan doğruyalık ilkesine uygun düşecek alternatif yöntemlerle dinlemekten kaçınması ve savunma makamına soru sorma imkânı tanımaması doğrudan hak ihlali olarak görülmüştür.

Emsal niteliğindeki bu karar, benzer ceza davalarında mahkemelerin tanık dinleme usullerine dair hukuki yükümlülüklerini hatırlatması açısından uygulamada büyük bir öneme sahiptir. Özellikle terör örgütü üyeliği gibi ağır ceza gerektiren suçlamaların yöneltildiği yargılamalarda, uzaktan veya istinabe yoluyla alınan ifadelerin doğrudan hükme esas alınamayacağı, savunma tarafının iddiaları çürütme ve tanığın güvenilirliğini test etme fırsatından mahrum bırakılamayacağı kesin bir dille ifade edilmiştir. Yargılamayı yürüten mahkemelerin, huzurda dinlenmeyen tanıkların beyanlarını ancak yeterli telafi edici ve dengeleyici güvenceler sağlandığı takdirde kullanabileceği kuralı, yargıdaki keyfiliğin önüne geçecek güçlü bir içtihat prensibi olarak hukuki sisteme yerleşmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay tarihinde astsubay olarak görev yapan başvurucu hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle ceza davası açılmıştır. İddianamede başvurucunun öğrencilik döneminde ve mesleğe başladığı ilk yıllarda örgüt evlerinde kaldığı, örgüte maddi yardımda bulunduğu ileri sürülmüştür. Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılamada, başvurucu aleyhine ifade veren temel tanık mahkeme huzuruna getirilmemiş, ifadesi başka bir şehirde talimat yoluyla alınmıştır. Başvurucu, aleyhindeki iddiaları reddederek bu tanığın iftirada bulunduğunu savunmuş ve duruşma sırasında söz konusu kişiye soru sorma hakkının elinden alındığını dile getirerek itiraz etmiştir. Mahkemenin başvurucuya hapis cezası vermesi ve kararın kesinleşmesi üzerine, başvurucu tanık sorgulama hakkının ve adil yargılanma hakkının zedelendiğini belirterek ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında koruma altına alınan adil yargılanma hakkına ve bu hakkın en temel bileşenlerinden olan tanık sorgulama hakkına dayanmıştır. Ceza yargılamasında sanığın aleyhine ifade veren tanıkları bizzat sorgulama veya avukatı aracılığıyla sorgulatma hakkı, çelişmeli yargılamanın vazgeçilmez bir kuralıdır.

Yüksek Mahkeme, yargılama haricinde veya duruşma dışında elde edilen tanık beyanlarının doğrudan delil olarak kabul edilmesinin yargılamanın hakkaniyetine zarar verip vermediğini denetlemek için üç aşamalı, yerleşik bir test uygulamaktadır. İlk olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesi için geçerli ve makul bir nedenin bulunup bulunmadığı değerlendirilir. İkinci aşamada, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının, mahkûmiyet hükmünün dayandığı tek veya belirleyici delil niteliğinde olup olmadığı tespit edilir. Üçüncü ve en önemli aşamada ise, eğer bu beyan belirleyici bir delilse, savunma tarafının maruz kaldığı dezavantajlı durumun telafi edilmesi amacıyla mahkemece yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlanıp sağlanmadığı incelenir. Bu güvencelere örnek olarak doğrulayıcı yan deliller bulunması veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi vasıtalarla sanığa doğrudan soru sorma fırsatı tanınması gösterilmektedir.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca kararı verecek olan mahkeme heyetinin, tanığı bizzat dinlemesi ve tepkilerini gözlemlemesi kuraldır. Mahkûmiyetin belirleyici ölçüde sanığın yüzleşme fırsatı bulamadığı bir kişinin ifadelerine dayandırılması ve bu usuli eksikliğin yargılama aşamasında telafi edilmemesi hukuka açıkça aykırıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda yargılamayı yürüten ilk derece mahkemesinin, mahkûmiyet kararında belirleyici rol oynayan aleyhe tanığı huzurda dinlemek için herhangi bir çaba göstermediğini tespit etmiştir. Yargılama evrakında, duruşma tutanaklarında ve gerekçeli kararda, tanığın mahkemede bizzat hazır edilememesinin veya eş zamanlı görüntülü ve sesli iletişim teknikleri kullanılarak uzaktan dinlenilmemesinin hangi geçerli nedene dayandığına dair hiçbir açıklamaya yer verilmediği görülmüştür.

Geçerli bir nedenin gösterilmemiş olması Anayasa Mahkemesi tarafından tek başına ihlal sebebi sayılmamış ve denetim testinin diğer adımlarına geçilmiştir. Karar incelendiğinde, başvurucunun terör örgütü evinde kaldığına dair yargısal kanaatin oluşmasında ve soruşturma aşamasındaki ifadelere itibar edilmesinde, huzura getirilmeyen bu tanığın beyanlarının belirleyici nitelikte delil olduğu açıkça ortaya konmuştur. Diğer bir ifadeyle, hükmedilen ceza sanığın sorgulayamadığı bir kişinin anlattıklarına güçlü bir biçimde dayanmaktadır.

Son aşamada ise yargılama sürecinde bu eksikliği giderecek dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına bakılmıştır. Mahkemenin yargı çevresi dışındaki bu tanığı, başvurucunun da katılımını ve doğrudan soru sormasını sağlayacak vasıtalarla dinlememesi sebebiyle, savunma makamı tanığın verdiği cevaplar hakkında mahkemede izlenim edinme, tanığın güvenilirliğini test etme ve olası çelişkileri mahkeme heyetinin dikkatine sunma fırsatından tamamen mahrum bırakılmıştır. Her ne kadar dosya kapsamında birtakım farklı deliller bulunsa da, bu destekleyici delillerin varlığı, aleyhindeki en belirleyici konumdaki tanığı sorgulama imkânından yoksun bırakılan savunma tarafının uğradığı usuli dezavantajı telafi edecek karşı dengeleyici güvence seviyesine hiçbir şekilde ulaşmamıştır. Tanık beyanlarının güvenilirliğinin ve doğruluğunun adil bir duruşma ortamında etkili bir biçimde sınanmamış olması, ceza yargılamasının bütününde hakkaniyeti ağır biçimde zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması talebiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: