Karar Bülteni
DANIŞTAY 8. Daire 2020/5992 E. 2022/6387 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 8. Daire |
| Esas No | 2020/5992 |
| Karar No | 2022/6387 |
| Karar Tarihi | 09.11.2022 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Ret |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Sürücü sağlık raporu düzenleme yetkisi sınırlandırılabilir.
- Özel muayenehaneler sürücü sağlık raporu veremez.
- Düzenleme normlar hiyerarşisi ilkesine aykırı değildir.
- İdarenin kamu sağlığı için takdir yetkisi vardır.
Bu karar, sürücü adayları ve mevcut sürücülere yönelik sağlık raporlarının düzenlenmesi yetkisinin, özel muayenehane işleten hekimlere kapatılmasının hukuka uygun olduğunu teyit etmektedir. Yönetmelik değişikliği ile madde metnine eklenen "muayenehane hariç" ibaresinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay, İçişleri ve Sağlık Bakanlıklarının trafik güvenliğini ve kamu sağlığını tesis etme amacıyla getirdiği bu sınırlamayı yerinde bulmuştur. Hekimlerin genel mesleki icra ve rapor düzenleme hakları bulunsa da, böylesine spesifik ve hayati bir raporlama işleminin, donanım ve izlenebilirlik açısından daha kapsamlı sağlık kuruluşlarına hasredilmesi, normlar hiyerarşisine ve kanuna aykırı bir hak ihlali olarak görülmemiştir.
Emsal teşkil eden bu karar, idarenin trafik kazalarının azaltılması ve sürücü sağlığının çok daha objektif biçimde denetlenmesi amacıyla yaptığı düzenleyici işlemlerin, hukuki takdir yetkisi şemsiyesi altında korunduğunu açıkça göstermektedir. Özellikle muayenehanelerin görüntüleme, laboratuvar ve geriye dönük tıbbi takip imkanlarının sınırlı olması, doğrudan kamu güvenliğini ilgilendiren raporların daha kapsamlı tesislerde verilmesi gerektiği tezini yargı nezdinde güçlendirmiştir. Uygulamada, serbest meslek icra eden muayenehane hekimlerinin sürücü olur raporu verme talepleri bu içtihat doğrultusunda kesin olarak engellenmiş olup, idarenin kamu yararı lehine getirdiği kısıtlamaların meşruiyeti pekiştirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir uzman hekim tarafından, İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığına karşı açılan bu davada; 13 Haziran 2020 tarihinde yayımlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleri tartışma konusu edilmiştir. Davacı taraf, asıl Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen "muayenehane hariç" ibaresinin, tıp fakültesi mezunu uzman hekimlerin kanundan doğan meslek icrası ve rapor düzenleme haklarını usulsüz bir şekilde kısıtladığını, bu durumun normlar hiyerarşisi ilkesini ihlal ettiğini iddia etmiştir. Davalı bakanlıklar ise, trafik kazalarının en büyük sebebi olan insan kaynaklı nedenleri en aza indirmek için sürücü sağlık raporlarının tetkik, görüntüleme ve hastayı izleme olanaklarına sahip kurumsal sağlık tesislerinde verilmesinin son derece kritik olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlık, muayenehaneleri kapsam dışı bırakan bu ibarenin iptal edilip edilmeyeceği noktasında toplanmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.41 hükmüne dayanmıştır. Söz konusu kanun maddesi, sürücü belgesi alacak kişilerin İçişleri ve Sağlık Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenen sağlık şartlarını eksiksiz şekilde taşımalarını zorunlu kılmaktadır. Aynı yasa, sürücüler ile sürücü adaylarının hangi şartlarda belge alabilecekleri ve bu konudaki sağlık kurallarına dair usul ve esasların idare tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğini açıkça ifade etmektedir.
Diğer taraftan, hekimlerin mesleki icra hakları bağlamında 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun m.1 ve 1219 sayılı Kanun m.8 hükümleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Bu yasal kurallar uyarınca, tıp diplomasına sahip hekimlerin Türkiye'de mesleğini icra etme, hastaları tedavi etme ve hususi muayenehane açma hakları bulunmaktadır. Aynı kanunun 13. maddesi, hekimlerin kişilerin bedeni ve akli durumları hakkında sağlık raporu tanzim etmeye yetkili tek meslek grubu olduğunu vurgular niteliktedir. Ek olarak 1219 sayılı Kanun m.69 ile tabiplerin kanun ve nizamnamelerle kendilerine verilen görevleri ifa ile mükellef oldukları belirtilmiştir.
Ayrıca Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik m.7 kapsamında muayenehanenin yasal tanımı ve bu alanlarda yapılabilecek asgari tıbbi işlemlerin sınırları dikkate alınmıştır. Uyuşmazlığın teorik temeli; bir yanda hekimin genel mesleki icra ve rapor düzenleme serbestisi, diğer yanda devletin karayolu trafik güvenliğini ve kamu sağlığını korumak amacıyla tesis ettiği idari önlemler arasındaki dengenin normlar hiyerarşisi ve kamu yararı ilkeleri çerçevesinde tartılmasına dayanmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 8. Dairesi, sürücü adayları ve sürücülerin sağlık şartlarının denetlenmesinde uygulanacak kısıtlamaların hukuki niteliğini derinlemesine incelemiştir. Davacı taraf, özel muayenehanesi olan hekimlerin sürücü sağlık raporu düzenleyememesinin, üst norm pozisyonundaki kanunlar ile tabiplere tanınan mesleki yetkilere aykırı olduğunu ileri sürerek iptal talebinde bulunmuştur. Buna karşın mahkeme, sürücülerin trafiğe çıkmaya bedenen ve aklen elverişli olup olmadıklarının tespitinin; sadece bir görüşme ile değil, detaylı tetkik, ileri görüntüleme teknolojileri ve hastanın tıbbi geçmişinin sistem üzerinden bütünsel olarak değerlendirilmesini gerektirdiğini tespit etmiştir.
İdare tarafından müştereken getirilen bu kuralın, bireysel muayenehanelerin teknolojik ve altyapısal sınırlılıkları ile sürücü olur raporlarının çok daha kapsamlı kamu hastaneleri, entegre özel hastaneler veya aile sağlığı merkezlerinde yapılması şeklindeki zaruri ihtiyaca dayandığı anlaşılmaktadır. Tam teşekküllü sağlık kuruluşları, hastaların geçmiş e-nabız kayıtlarına erişim, farklı branşlarla çapraz tetkik yapabilme ve karmaşık hastalıkları izleyebilme kapasitesine sahipken; bireysel muayenehaneler genellikle hastayı başvuru anındaki şikayet beyanlarına göre dar bir çerçevede değerlendirmek durumunda kalmaktadır. Trafik güvenliğinin sağlanması, tüm toplumun yaşam hakkını ve vücut bütünlüğünü yakından ilgilendiren, dolayısıyla hata payı kabul etmeyen kritik bir kamu hizmetidir.
Bu bağlamda, idarenin ilgili kanunların kendisine verdiği takdir ve düzenleme yetkisini kullanarak sağlık raporlarının verileceği yerleri belli bir kalite, ortak veritabanı kullanımı ve altyapı standardına göre sınırlaması, kanunlara ve normlar hiyerarşisine aykırı bir keyfiyet yaratmamaktadır. Yapılan işlem, bütünüyle hizmetin gereklerine uygun bir idari tasarruftur. Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, dava konusu yönetmelik değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar vermiştir.