Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2113 E. 2021/4613 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2113 E. 2021/4613 K.

Bu karar, ticari sırların korunması ve haksız rekabet iddialarının sınırlarını belirlemesi açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Yargıtay, süresi dolduğu için koruma kalkanı kalkan ve kamuya mal olan patentli bilgilerin üçüncü kişiler veya eski çalışanlar tarafından kullanılmasının kural olarak haksız rekabet teşkil etmeyeceğini net bir şekilde vurgulamıştır. Ayrıca, eski çalışana iş kurması veya üretimine devam etmesi için kendi rızasıyla makine ve teçhizat satan bir işverenin, daha sonra aynı çalışana karşı haksız rekabet davası açmasının hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2020/2113
Karar No 2021/4613
Karar Tarihi 31.05.2021
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Süresi biten patent kamuya mal olur.
  • gavel Kamuya mal olan bilginin kullanımı serbesttir.
  • gavel Teşekkür yazısı rekabet yasağı sözleşmesi sayılamaz.
  • gavel Makine satışı haksız rekabet iddiasıyla çelişebilir.
  • gavel Hakkın kötüye kullanımı mahkemece re'sen değerlendirilmelidir.

Bu karar, ticari sırların korunması ve haksız rekabet iddialarının sınırlarını belirlemesi açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Yargıtay, süresi dolduğu için koruma kalkanı kalkan ve kamuya mal olan patentli bilgilerin üçüncü kişiler veya eski çalışanlar tarafından kullanılmasının kural olarak haksız rekabet teşkil etmeyeceğini net bir şekilde vurgulamıştır. Ayrıca, eski çalışana iş kurması veya üretimine devam etmesi için kendi rızasıyla makine ve teçhizat satan bir işverenin, daha sonra aynı çalışana karşı haksız rekabet davası açmasının hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

İşçi ve işveren arasındaki sadakat ile sır saklama yükümlülüklerinin iş ilişkisi sonrasındaki durumuna da ışık tutan bu karar, işverenlerin haklı menfaatlerinin somut olgularla desteklenmesi gerektiğini göstermektedir.

Benzer davalarda emsal etkisi taşıyan bu içtihat, rekabet yasağı sözleşmelerinin şekil ve içerik şartlarına dikkat çekmektedir. Salt bir işten ayrılış veya teşekkür yazısının içeriğinde geçen tek taraflı hatırlatmaların, yasal anlamda geçerli bir rekabet yasağı taahhüdü yerine geçmeyeceği tescillenmiştir. Uygulamada işverenlerin, eski çalışanlarının rekabetini önlemek için açık, sınırları belli ve karşılıklı irade beyanını yansıtan sözleşmeler yapmaları gerektiği bu kararla bir kez daha ortaya konulmuştur. Böylece ticari davalarda hem patent hukukunun hem de borçlar hukukunun temel prensiplerinin birlikte ve titizlikle incelenmesi gerektiği yönünde güçlü bir emsal oluşturulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı şirket, alüminyum tozu üretimi yapmaktadır. Şirkette uzun yıllar fiili olarak şirket müdürlüğü yapan eski bir çalışan, işten ayrıldıktan sonra bir başka kişiyle ortak şirket kurarak aynı alanda faaliyet göstermeye başlamıştır. Davacı işveren; eski çalışanının şirkete ait ticari sırları, üretim tekniklerini ve müşteri portföyünü kullanarak yeni kurduğu şirkette haksız rekabet yarattığını iddia etmiş, bu haksız rekabetin tespit edilerek önlenmesini mahkemeden talep etmiştir.

Davalılar ise; davacı şirketin iddia ettiği üretim yöntemine ait patentlerin yıllık ücretleri ödenmediği için süresinin dolduğunu, yöntemin herkes tarafından kullanılabilecek hale geldiğini ve ortada bir ticari sır bulunmadığını savunmuştur. Üstelik davacı şirketin, üretimde kullanılması için bazı makine ve teçhizatları yeni kurulan şirketin ortağına kendi rızasıyla şartsız olarak sattığı, bu nedenle ortada haksız bir rekabet ya da kural ihlali olmadığı belirtilerek davanın reddi istenmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kuralları, patent hukuku, borçlar hukuku ve dürüstlük kuralı ekseninde şekillenmektedir. Öncelikli olarak mülga 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m. 133 (ve mevcut Sınai Mülkiyet Kanunu) uyarınca, patent hakkının korunabilmesi için yıllık ücretlerin düzenli olarak ödenmesi gerekmektedir. Yıllık ücretin ödenmemesi durumunda patent hakkı yasal olarak sona erer ve söz konusu buluş veya üretim yöntemi toplumun malı haline gelerek kamuya açık bilgi statüsü kazanır. Kamuya mal olmuş bir bilginin kullanılması kural olarak ticari sırrın ihlali veya haksız rekabet olarak nitelendirilemez.

İkinci temel kural, çalışanların sır saklama ve sadakat yükümlülüğünü düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 396 hükmüdür. Bu maddeye göre işçinin sır saklama yükümlülüğü hizmet ilişkisi devam ettiği sürece katı bir şekilde uygulanır. Hizmet ilişkisi sona erdikten sonra ise bu yükümlülük, ancak işverenin haklı menfaatinin gerektirdiği ölçüde ve hakkaniyet sınırları içerisinde devam eder. İşverenin kendi rızasıyla eski çalışanına üretim makinelerini satması gibi durumlarda, bu haklı menfaatin zedelenip zedelenmediği ayrıntılı olarak incelenmelidir.

Son olarak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 kapsamında düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı ile dürüstlük kuralı devreye girmektedir. Bir kimsenin, kendi rızasıyla makine ve ekipman satarak aynı iş kolunda üretim yapmasına zemin hazırladığı bir kişiye karşı daha sonra sırların kullanıldığı gerekçesiyle haksız rekabet davası açması, çelişkili davranış yasağı bağlamında incelenmek zorundadır. Ticari hayatta dürüstlük kuralı, herkesin tutarlı ve öngörülebilir davranmasını emreder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin davayı kabul eden kararını detaylı bir şekilde inceleyerek hukuka aykırı bulmuş ve çeşitli yönlerden eksik inceleme yapıldığını tespit etmiştir. İlk olarak, davacı şirketin kurucusuna ait olan patentlerin yıllık ücretleri ödenmediği için geçerliliğini yitirdiği ve bu üretim yöntemlerinin kamuya mal olduğu görülmüştür. Yargıtay, kamuya mal olmuş bir yöntemin ticari sır sayılamayacağını ve üçüncü kişilerce kullanılmasının haksız rekabet yaratmayacağını belirtmiştir. Bu nedenle mahkemenin, uzman bir patent vekili ve sektör temsilcisinden oluşan yeni bir bilirkişi heyeti atayarak, davalıların kullandığı yöntemin kamuya mal olmuş bu eski patentlere mi yoksa kendi yaptıkları yeni patent başvurusuna mı dayandığını açıkça saptaması gerektiği vurgulanmıştır.

İkinci önemli tespit, davacı şirketin davalılardan birine kendi rızasıyla üretimde kullanılmak üzere şartsız bir şekilde makine ve teçhizat satmış olmasıdır. Yargıtay, herhangi bir kısıtlayıcı şart konulmadan yapılan bu satışın, aynı işi yapma yönünden zımni bir muvafakat anlamına gelip gelmediğinin tartışılmasını zorunlu kılmıştır. Hem eski çalışana makine satıp hem de haksız rekabet davası açmanın hakkın kötüye kullanılması yasağını ihlal edip etmediği mahkemece hiç değerlendirilmemiştir.

Üçüncü olarak, yerel mahkemenin davalı eski çalışanın işten ayrılırken aldığı bir "teşekkür ve uyarı" yazısını, geçerli bir rekabet yasağı veya sır saklama sözleşmesi olarak kabul etmesi hatalı bulunmuştur. Söz konusu belgede açık bir rekabet etmeme taahhüdü bulunmadığı gibi, taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş bir rekabet yasağı sözleşmesi de mevcut değildir. Salt uyarılardan ibaret bir metinle kişinin anayasal çalışma hürriyetinin kısıtlanması hukuken mümkün değildir.

Sonuç olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmelerle davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararını davalılar yararına bozmuştur.

Süresi biten patentli bir yöntemi işimde kullanırsam suç olur mu? expand_more
Yargıtay içtihatlarına göre, bir patentin yıllık ücretlerinin ödenmemesi veya yasal koruma süresinin dolması halinde söz konusu buluş veya üretim yöntemi toplumun malı haline gelerek kamuya açık bilgi statüsü kazanır. Kamuya mal olmuş bir bilginin üçüncü kişiler veya eski çalışanlar tarafından ticari faaliyetlerde serbestçe kullanılması kural olarak ticari sırrın ihlali veya haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Dolayısıyla, daha önce patentle korunan ancak koruma kalkanı kalkmış bir yöntemi kendi yeni şirketinizde kullanmanız hukuka aykırı bir durum teşkil etmeyecektir. Mahkemeler bu gibi uyuşmazlıklarda, kullanılan yöntemin gerçekten kamuya mal olmuş eski patentlere mi yoksa korunmaya devam eden yeni bir buluşa mı dayandığını uzman bilirkişiler aracılığıyla titizlikle tespit etmek zorundadır.
Patronumdan aldığım makineyle ona rakip olmam haksız rekabet midir? expand_more
Bir işverenin, işten ayrılan eski çalışanına üretimde kullanılması için kendi rızasıyla ve hiçbir kısıtlayıcı şart koymadan makine ve teçhizat satması, o kişinin aynı alanda faaliyet göstermesine zımni bir muvafakat (örtülü onay) verdiği anlamına gelmektedir. Yargıtay kararlarında çok net bir şekilde ifade edildiği üzere, işverenin hem eski çalışanına kendi elleriyle üretim makinesi satarak iş kurmasına zemin hazırlaması hem de sonrasında ticari sırlarının kullanıldığı gerekçesiyle haksız rekabet davası açması çelişkili bir davranıştır. Bu durum Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağını açıkça ihlal edeceği için dürüstlük kuralına aykırıdır. İş ilişkisi sonrasında çalışanların sır saklama yükümlülüğü ancak işverenin haklı menfaatinin gerektirdiği ölçüde devam eder; kendi rızasıyla rekabete olanak tanıyan işverenin korunacak haklı bir menfaati kalmamış sayılır.
İşten ayrılırken imzaladığım uyarı yazısı rekabet yasağı sayılır mı? expand_more
İşçinin işten ayrılışı sırasında kendisine tebliğ edilen veya imzalattırılan salt bir "teşekkür ve uyarı" yazısı, hukuki anlamda geçerli bir rekabet yasağı veya sır saklama sözleşmesi niteliği taşımaz. Yargıtay, rekabet yasağının mahkemeler nezdinde geçerli olabilmesi için sınırları belli, içeriği açık ve tarafların karşılıklı irade beyanını yansıtan bağlayıcı bir sözleşmenin varlığını aramaktadır. Metin içerisinde işveren tarafından tek taraflı olarak yazılmış hatırlatmalar veya uyarılardan ibaret belgelerle, eski çalışanın anayasal çalışma hürriyetinin kısıtlanması hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun, açık ve karşılıklı olarak düzenlenmiş bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadıkça, genel uyarı metinleri size karşı bir haksız rekabet veya sözleşme ihlali iddiasının dayanağı yapılamaz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir