Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mahmut Yamalak | BN. 2021/50697

Karar Bülteni

AYM Mahmut Yamalak BN. 2021/50697

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/50697
Karar Tarihi 10.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Silahların eşitliği ilkesi adil yargılanmanın temelidir.
  • Tarafların sunduğu deliller mahkemece incelenmek zorundadır.
  • Çelişmeli yargılama savunma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.
  • Kamera kayıtlarının incelenmemesi savunma hakkını ihlal eder.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında yürütülen disiplin soruşturmaları ve buna bağlı yargısal denetim süreçlerinde hükümlülerin savunma haklarının şeklî bir uygulamadan ibaret olamayacağını hukuken net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, disiplin cezasına dayanak teşkil eden iddiaların aksini ispatlamak amacıyla ileri sürülen temel delillerin, özellikle tarafsız ve objektif nitelikteki kamera kayıtlarının mahkemelerce incelenmemesini adil yargılanma hakkına yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Sadece idarenin veya kamu görevlilerinin tuttuğu tutanaklara mutlak bir doğruymuşçasına itibar edilerek, mahpusun bizzat talep ettiği ve sunduğu delillerin gerekçesiz şekilde göz ardı edilmesi, hukuki güç dengesini idare lehine orantısız bir şekilde bozmaktadır.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu içtihat, infaz hâkimliklerinin disiplin cezalarına karşı yapılan şikâyet başvurularında daha aktif, titiz ve araştırmacı bir yargısal tutum sergilemelerini zorunlu kılmaktadır. Benzer uyuşmazlıklarda mahkemeler, artık sadece idarenin sunduğu kâğıt üzerindeki evrak veya tutanaklar üzerinden tek taraflı bir inceleme yapmakla yetinemeyecek; itiraz eden tarafın ileri sürdüğü, davanın sonucuna doğrudan etki edebilecek kamera kaydı, tanık beyanı gibi somut delilleri celbetmek, dosyaya kazandırmak ve duruşmada tartışmakla yükümlü olacaktır. Şayet mahkeme, hükümlü tarafından talep edilen bir delili toplamayacak veya incelemeyecekse, bunun hukuki dayanağını ve nedenlerini kararında ikna edici bir gerekçeyle şeffaf bir biçimde açıklamak zorundadır. Aksi takdirde, eksik incelemeyle verilen kararların temel hak ihlali doğurması kaçınılmaz olacaktır. Bu yönüyle karar, idari ve yargısal ceza süreçlerinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin hayata geçirilmesinde son derece güçlü ve yol gösterici bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan Mahmut Yamalak, koğuşundan kapalı spor faaliyetine çıkarıldığı ve üst araması yapıldığı sırada infaz koruma memurları ile bir tartışma yaşamıştır. Görevli memurlar, kimlik kontrolü sürecinde Mahmut Yamalak'ın düzensiz hareket ettiğini, kendilerine yönelik yüksek sesle konuştuğunu, "Siz provakatörsünüz, siz bizi bu şekilde yıldıramazsınız, buranın dışarısı da var" diyerek kendilerini tehdit ettiğini iddia etmiş ve bir tutanak düzenlemişlerdir. Bu tutanağa istinaden yürütülen disiplin soruşturması sonucunda cezaevi disiplin kurulu tarafından Mahmut Yamalak'a görevlilere hakaret ve tehdit eyleminden dolayı 11 gün hücreye koyma cezası verilmiştir.

Bunun üzerine Mahmut Yamalak, infaz hâkimliğine başvurarak cezanın kaldırılmasını talep etmiş; asıl saldırıya uğrayan ve hakarete maruz kalan tarafın kendisi olduğunu, kimseye küfretmediğini ve tehditte bulunmadığını savunarak olayın aydınlatılması için cezaevi koridorundaki kamera görüntülerinin mutlaka izlenmesini istemiştir. Ancak mahkeme, kamera kayıtlarını getirtip incelemeden sadece memurların tuttuğu tutanağı esas alarak şikâyeti reddetmiştir. Mahmut Yamalak, sunduğu delillerin araştırılmaması ve incelenmemesi nedeniyle haksız yere cezalandırıldığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kuralların merkezinde, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı bulunmaktadır. Adil yargılanma hakkının adaleti sağlayan en önemli iki unsuru, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleridir. Yargılamanın tüm aşamalarında bu ilkelerin güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması, hukuk devleti olmanın mutlak bir gereğidir. Temel kural, tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımının sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden bilgi sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerine eksiksiz olarak verilmesidir.

Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını ifade eder. Taraflardan biri, diğerine göre daha zayıf ve dezavantajlı bir duruma düşürülmeksizin, iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olmalıdır. Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava dosyası hakkında tam olarak bilgi sahibi olma, karşı tarafın sunduğu delilleri inceleme ve bunlara karşı yorum yapma hakkının tanınmasını, böylece tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu doğrultuda mahkemece tarafların dinlenilmemesi, taraflara aleyhlerindeki delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine doğrudan neden olmaktadır.

Disiplin cezalarının yasal dayanağı olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri uyarınca idare tarafından tesis edilen disiplin işlemlerinin yargısal denetimi, yetkili infaz hâkimlikleri çerçevesinde yapılmaktadır. İnfaz hâkimlikleri, şikâyet başvurularını incelerken idarenin tuttuğu tutanakları değerlendirmekle yetkili olduğu gibi, silahların eşitliği ilkesi gereğince hükümlünün iddialarını destekleyen somut delilleri de araştırmakla ve toplamakla yükümlüdür. Bir yargılamada sadece bir tarafın sunduğu tutanakların mutlak ve aksi ispat edilemez bir gerçeklik olarak kabul edilmesi anayasal normlarca kabul edilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvuruya konu disiplin cezasına temel teşkil eden infaz koruma memurları tarafından tutulmuş tutanaklara karşı, başvurucunun olayların tutanak içeriğinde belirtildiği gibi gerçekleşmediğine yönelik savunmasının ispatı için ileri sürdüğü delillerin derece mahkemelerince nasıl ele alındığını titizlikle incelemiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen tutanak kapsamında idari bir disiplin soruşturması başlatılmış ve başvurucu kurum görevlilerine tehditte bulunma eyleminden 11 gün süreyle hücreye koyma cezası ile cezalandırılmıştır. İnfaz Hâkimliği şikâyet incelemesinde, tutanakta tespit edilen hususları yeterli görerek verilen cezayı hukuka uygun kabul etmiş, Ağır Ceza Mahkemesi de yapılan itirazı aynı şekilde reddetmiştir.

Silahların eşitliği ilkesi bağlamında, yargılamada adaletin tam olarak sağlanması için tutanağa karşı başvurucunun iddia ve delillerinin dava dosyasına celbedilerek bunların mahkeme huzurunda tartışılması ve bu sayede taraflar arasındaki güç dengesinin kurulması gerekmektedir. Yargılamada hükme esas alınan delillerin aksinin ispat edilmesi imkânının ilgili tarafa mutlak surette verilmesi gerekir. Gerekirse olayın nasıl gerçekleştiğini net olarak gösteren kamera kayıtları celbedilerek incelenmeli ve başvurucuya da bu delile karşı söz hakkı verilmelidir.

Somut olayda başvurucu, memurların da kendisine sözlü müdahalede bulunduğunu, bu durumun ancak kamera görüntülerinin incelenmesi neticesinde anlaşılabileceğini şikâyet ile itiraz aşamalarında açıkça dile getirmiştir. Buna rağmen İnfaz Hâkimliği, sadece tutanakta belirtilen hususları göz önünde bulundurarak cezanın yasal olduğuna karar vermiştir. İnfaz Hâkimliği, infaz kurumu tarafından tutulan tutanağa sorgusuz sualsiz itibar etmiş; başvurucunun savunmasına dayanak olarak gösterdiği kamera kayıtları delilini hiçbir şekilde değerlendirmemiştir.

İnfaz Hâkimliğince olayın aydınlatılması bakımından kamera görüntülerinin celbinin sağlanarak ve çözümleri yaptırılarak hukuki bir sonuca ulaşılması gerekirdi. Belirtilen delilin değerlendirilmemesi hâlinde ise bu delilin neden kabul edilmediği mahkeme kararında ikna edici bir şekilde açıklanmalıdır. Ayrıca anılan kamera görüntüleri başvurucuya izlettirilerek iddia ve itirazlarını ileri sürme şansı da mutlaka verilmelidir. İzlettirilmeme yönünde bir irade gösterilecekse bunun sebebi kararda izah edilmelidir. Başvurucunun benzer şikâyetlerle itiraz merciine yaptığı başvuruda da yargılamanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki bu iddialar karşılanmamıştır. Disiplin soruşturması ve yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde, belirleyici nitelikte bir delil olan kamera görüntülerinin incelenmemesi başvurucuyu idare karşısında önemli ölçüde dezavantajlı duruma düşürmüş, menfaatlerini koruyan güvenceler sağlanmamış ve bu durum yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkarmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlali yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: