Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 5. Daire | 2021/11428 E. |...

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2021/11428 E. 2024/20528 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Daire
Esas No 2021/11428
Karar No 2024/20528
Karar Tarihi 10.12.2024
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Özel hukuk uyuşmazlıklarında idari yargının kapasitesi sınırlıdır.
  • Tanık dinlenememesi etkili başvuru hakkını zedeleyebilir.
  • AYM iptal kararları derdest uyuşmazlıklarda mutlaka dikkate alınmalıdır.
  • İşçilik alacakları idari yargıda tam olarak çözümlenemez.

Bu karar, OHAL KHK'ları ile kapatılarak mal varlıkları Hazine'ye devredilen kurum ve kuruluşlardan işçilik alacağı bulunan kişilerin hak arama süreçleri açısından büyük bir hukuki dönüm noktasıdır. Önceden, kapatılan kurumlara yönelik açılan özel hukuk niteliğindeki işçilik alacak davaları dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilerek ilgililer doğrudan idari yargıya yönlendirilmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesinin 2023 yılında yürürlüğe giren iptal kararıyla birlikte, işçilik alacağı gibi tanık dinlenmesini zorunlu kılan uyuşmazlıkların sadece yazılı yargılama usulü uygulayan idari yargıda çözümlenmesinin adil yargılanma ve etkili başvuru hakkını ihlal ettiği ortaya konulmuştur.

Kararın emsal etkisi, OHAL döneminde kapatılan şirketlerin eski çalışanlarının hak arama süreçlerinde idari yargının kapasitesini aşan ve ispatı sözlü yargılama ile tanık beyanlarına dayanan iddialar bakımından yeni bir hukuki yol haritası çizmesinde yatmaktadır. Bu içtihat, uygulayıcılar için AYM iptal kararlarının idari yargılamadaki süregelen uyuşmazlıklara doğrudan etkisini göstermesi ve vatandaşların hak arama hürriyetini genişletmesi bakımından son derece önemlidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, OHAL kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararname uyarınca kapatılarak mal varlıkları Hazineye devredilen şirketlerde (Feza Gazetecilik A.Ş. Ve Cihan Haber Ajansı A.Ş.) çalışmış bir işçidir. İş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai gibi işçilik alacaklarının ve bu süreçte yaptığı yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ödenmesi talebiyle Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosuna başvurmuştur. İlgili büronun bu başvuruyu kısmen açıkça, kısmen de zımnen reddetmesi üzerine davacı, bahse konu ret işlemlerinin iptali ve tüm işçilik alacaklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi talebiyle idareye karşı dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, idari yargı yetkisinin sınırları ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının idari yargılama usulüne etkisine dayanmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2, idari dava türlerini idari işlemlerin iptali, idari eylem ve işlemlerden doğan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden doğan davalar olarak sınırlandırmaktadır.

Olağanüstü hal döneminde çıkarılan ve sonrasında yasalaşan 7082 sayılı Kanun m.16 uyarınca, kapatılan kurumlara karşı açılan alacak davalarında mahkemelerce dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı verilerek kişilerin idari mercilere başvurması ve bu kararlara karşı idari yargıda dava açması öngörülmüştür. Ancak Anayasa Mahkemesinin 31/05/2023 tarihli ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararı ile bu hükmün özel hukuk uyuşmazlıklarını idari yargıya zorunlu kılan kısımları Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

AYM iptal kararının temel gerekçesine göre, idari yargılama usulü yazılı yargılamaya dayandığından tanık dinleme usulünü doğrudan barındırmamaktadır. İşçilik alacakları gibi tamamen özel hukuk ilişkisinden doğan ve ispatı çoğunlukla tanık beyanlarına dayanan uyuşmazlıkların, sözlü yargılama araçlarından yoksun olan idari yargıda çözülmesi, Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkını ihlal etmektedir. Bu nedenle, mahkemenin kararını bu temel anayasal prensip ve güncel iptal kararı ışığında yeniden şekillendirmesi hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Davacı, KHK ile kapatılan şirketlerdeki çalışmalarından doğan işçilik alacaklarının tazmini için yasal yollara başvurmuş, mevzuat gereği konu mecburen idari yargının önüne taşınmıştır. İlk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi aşamalarında, davanın KHK kapsamında idarece yapılan değerlendirmeler üzerinden incelendiği görülmüş, neticede davanın reddine ve bazı talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.

Ancak Danıştay incelemesinde, uyuşmazlığın sıradan bir idari işlem denetimi olmadığı, uyuşmazlığın temelinde işçi ve işveren arasındaki özel hukuk borç ilişkisinin yattığı dikkate alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin güncel iptal kararı ışığında, kamuya devredilen kurumların mal varlıkları üzerinde hak iddia eden kişilerin iddialarını her yönüyle çözüme kavuşturacak usul araçlarının idari yargının elinde bulunup bulunmadığı değerlendirilmiştir.

İdari yargılamanın doğası gereği yazılı usule dayanması ve tanık dinlenmesine imkân verecek açık kurallar barındırmaması sebebiyle, bilhassa fazla mesai veya mobbing gibi sözlü delile ve tanık beyanlarına ihtiyaç duyan işçilik alacağı iddialarının idari yargıda tam olarak aydınlatılamayacağı tespit edilmiştir. Etkili başvuru hakkının ihlal edilmemesi için, idari yargının kapasitesini aşan bu tür özel hukuk uyuşmazlıklarının AYM iptal kararı doğrultusunda yeniden ele alınması zarureti doğmuştur. Bu nedenle, alt derece mahkemelerinin kararlarında, değişen hukuki durum gözetilerek uyuşmazlığın baştan değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 5. Daire, Anayasa Mahkemesinin iptal kararını ve etkili başvuru hakkı ilkelerini gözeterek uyuşmazlığın yeniden karara bağlanması amacıyla istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: