Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 5. Daire | 2017/6732 E. | 2021/3488 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2017/6732 E. 2021/3488 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Daire
Esas No 2017/6732
Karar No 2021/3488
Karar Tarihi 08.11.2021
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Olağanüstü idari tedbirlerde savunma şartı aranmayabilir.
  • Ceza davasındaki beraat kararı idari işlemi bağlamaz.
  • Sıkıyönetim listesinde yer almak örgütsel irtibatı gösterir.
  • Örgütle iltisak için idari kanaat yeterli kabul edilir.

Bu karar, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) uyarınca kamu görevinden çıkarma işlemlerinin hukuki niteliğini netleştiren temel kararlardan biridir. Danıştay, askeri hakimlerin meslekten çıkarılmasının olağan bir disiplin cezası olmadığını, bilakis devletin milli güvenliğini korumak amacıyla alınan olağanüstü bir idari tedbir olduğunu vurgulamıştır. Bu idari tedbirin uygulanmasında, klasik ceza yargılamasındaki kesin delil veya şüpheye yer bırakmayan ispat standardı aranmamakta; örgütle iltisak veya irtibat konusunda idarede oluşan makul ve somut verilere dayalı kanaat yeterli görülmektedir. İlaveten, ilgililerin ceza mahkemesinde yargılanıp beraat etmiş olmaları, idari yargı denetiminde bağlayıcılık taşımamakta ve bu olağanüstü idari tedbirin kendine özgü kurallarla müstakil bir biçimde değerlendirileceği ifade edilmektedir.

Uygulamadaki önemi bakımından karar, FETÖ/PDY'nin askeri yargı yapılanmasına ilişkin kapsamlı ve önemli tespitler içermektedir. Darbecilerin darbe girişimi esnasında hazırladığı sözde Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesinde yer almak, başlı başına örgüt ile iltisak ve irtibatı gösteren güçlü bir karine olarak kabul edilmiştir. Benzer ihraç davalarında emsal etkisi oldukça yüksektir; zira Danıştay, bu tür görevlendirme listelerinde ismin yer almasının liyakat esasına değil, tamamen örgütsel güvenilirlik ve sadakat esasına dayandığını açıkça belirtmiştir. İdarelerin benzer ihraç işlemlerinde işlem öncesi savunma almadan hareket etmelerinin, işlemin olağanüstü niteliği ve aciliyeti gereği adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal etmediği, bu konudaki eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği ilkesi, KHK ihraç iptal davalarının genel çözüm şablonunu oluşturarak idare hukukunda kalıcı bir içtihat niteliği kazanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Donanma Komutanlığı emrinde askeri hakim yüzbaşı olarak görev yapan davacı, Milli Savunma Bakanlığına karşı iptal davası açmıştır. Uyuşmazlığın temel nedeni, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yürürlüğe konulan olağanüstü hal uygulamaları kapsamında davacının askeri hakimlik meslekten ihraç edilmesidir.

Davalı bakanlık bünyesinde kurulan komisyon, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğunu değerlendirerek meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar vermiştir. Davacı ise örgütle hiçbir bağının olmadığını, söz konusu darbe gecesi hazırlanan sıkıyönetim mahkemeleri görevlendirme listesinde adının kendi iradesi ve bilgisi dışında yer aldığını, işlem öncesinde savunmasının dahi alınmadığını öne sürmüştür. Dava, bu haksızlığın giderilmesi ve meslekten çıkarma kararının iptal edilerek görevine dönmesi talebiyle açılmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığı karara bağlarken Anayasa'nın temel ilkeleri ve olağanüstü hal (OHAL) dönemine ilişkin özel yasal düzenlemeleri dikkate almıştır. Özellikle yargı mensuplarının durumu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.138 ve Anayasa m.139 hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anayasa uyarınca hâkimler görevlerinde bağımsız olup, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan hüküm giyme veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme halleri dışında azlolunamazlar. Ancak olay tarihinde uygulanan Anayasa m.120 ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu uyarınca, devletin bekasına yönelik acil tehditler karşısında özel idari tedbirler alınması gerekmiştir.

Somut uyuşmazlığın asıl hukuki dayanağını, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.3/1 (sonradan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.4/8-b ile değişik ve 6749 sayılı Kanun ile yasalaşmış hali) oluşturmaktadır. Bu kurala göre; terör örgütlerine veya devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen askeri hâkimler hakkında, Milli Savunma Bakanının başkanlığında oluşturulan komisyonca meslekten çıkarma kararı verilir.

Danıştay içtihatlarına göre, bu karar adli bir ceza veya olağan bir disiplin suçu karşılığında verilen bir müeyyide değil; doğrudan devlet aygıtını korumayı amaçlayan idari bir tedbirdir. Bu tedbirin uygulanması için ceza hukuku anlamında kesin bir örgüt üyeliği ispatı aranmamakta, idari bir değerlendirme olan iltisak veya irtibat kanaatinin oluşması yeterli bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.15 ve Anayasa m.15 uyarınca, ulusun varlığını tehdit eden bir tehlike halinde, temel hakların durumun gerektirdiği ölçüde sınırlandırılabileceği de kararda dayanak alınan temel ilkelerdendir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 5. Dairesi tarafından yapılan incelemede, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında askeri yargı içerisindeki FETÖ/PDY yapılanmasına dair son derece kritik olgular tespit edilmiştir. Mahkeme, dosyaya sunulan istihbarat verilerini, hazırlanan bilirkişi raporlarını ve tanık beyanlarını bir bütün olarak detaylıca ele almıştır.

Öncelikle davacının, ihraç işlemi tesis edilmeden önce savunmasının alınmamış olması adil yargılanma hakkının bir ihlali olarak ileri sürülmüşse de; meslekten çıkarma işleminin olağan bir disiplin cezası olmadığı, tam aksine devlet güvenliğine ve anayasal düzene yönelik acil bir tehdidi bertaraf etmeyi amaçlayan olağanüstü idari bir tedbir olduğu vurgulanmıştır. Bu olağanüstü aciliyet nedeniyle, baştan savunma alınmamasının yargılama aşamasında eksikliğinin giderilebileceği ifade edilerek bu iddia yerinde görülmemiştir. Aynı şekilde davacı hakkında ceza mahkemesince verilmiş bir beraat kararı olması, idari tedbirin doğası gereği kesin bir bağlayıcılık taşımamıştır.

Uyuşmazlığın esasına bakıldığında, davacının isminin darbeciler tarafından darbe gecesi hazırlanan sözde Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesinde yer aldığı, kendisinin Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı ve Kocaeli Sıkıyönetim Askeri Savcılığında Askeri Savcı olarak görevlendirilmesinin öngörüldüğü saptanmıştır. Soruşturma aşamasında alınan şüpheli beyanları ile bilirkişi raporlarında, örgütün bu tarz sıkıyönetim atamalarına özel bir önem atfettiği; bu listelerin kıdem ve liyakate göre değil, örgütsel güvenilirlik esasına göre bizzat örgütün yöneticileri tarafından titizlikle hazırlandığı açıkça ortaya konulmuştur. Davacı her ne kadar bu listeden haberdar olmadığını ve adının iradesi dışında yazıldığını iddia etse de, böylesine hayati ve kritik görevlere, örgütün tamamen güvenmediği kişilerin atanmasının örgütün çalışma prensiplerine tamamen aykırı olduğu kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu anlaşıldığından davanın reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: