Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2020/2815 E. 2023/4729 K.

Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2020/2815 E. 2023/4729 K.

Bu karar, yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının, kendi kurumlarında eğitim gören öğrencilere yönelik şiddet eylemlerinin disiplin hukuku açısından nasıl değerlendirileceğine dair net bir çerçeve çizmektedir. Kararda, öğretim elemanının fiili saldırıda bulunduğu öğrencinin doğrudan kendi dersine giren bir öğrencisi olmamasının, eylemin ağırlığını ve hukuki niteliğini değiştirmeyeceği vurgulanmıştır. Öğretim elemanının, aynı kurum çatısı altında eğitim gören herhangi bir öğrenciye yönelik darp eylemi, kanunda yer alan "öğrencilerine fiili saldırıda bulunmak" bendi kapsamında değerlendirilmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 8. Dairesi
Esas No 2020/2815
Karar No 2023/4729
Karar Tarihi 17.10.2023
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Öğrenciye fiili saldırı meslekten çıkarma sebebidir.
  • gavel Mağdurun doğrudan failin öğrencisi olması gerekmez.
  • gavel Şikayetten vazgeçilmesi idari disiplin soruşturmasını engellemez.
  • gavel Ceza davasında verilen takipsizlik disiplin cezasını kaldırmaz.

Bu karar, yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının, kendi kurumlarında eğitim gören öğrencilere yönelik şiddet eylemlerinin disiplin hukuku açısından nasıl değerlendirileceğine dair net bir çerçeve çizmektedir. Kararda, öğretim elemanının fiili saldırıda bulunduğu öğrencinin doğrudan kendi dersine giren bir öğrencisi olmamasının, eylemin ağırlığını ve hukuki niteliğini değiştirmeyeceği vurgulanmıştır. Öğretim elemanının, aynı kurum çatısı altında eğitim gören herhangi bir öğrenciye yönelik darp eylemi, kanunda yer alan "öğrencilerine fiili saldırıda bulunmak" bendi kapsamında değerlendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu içtihat, disiplin hukukundaki "tipiklik" ilkesinin dar ve şekilci bir yaklaşımla değil, korunan hukuki değer ve kurum düzeni bağlamında geniş yorumlanması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, mağdurun şikayetinden vazgeçmesi ve ceza yargılamasında takipsizlik kararı verilmesinin, idari disiplin soruşturmasının yürütülmesine ve idari yaptırım uygulanmasına engel oluşturmayacağı bir kez daha teyit edilmiştir. Uygulamada, üniversite kampüsü sınırları içerisinde gerçekleşen şiddet olaylarına karşı idarelerin tavizsiz tutum sergilemesinin hukuki dayanağı bu tür Danıştay kararları ile sağlamlaştırılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bülent Ecevit Üniversitesi Zonguldak Meslek Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak çalışan davacı, aynı üniversitenin Çevre Mühendisliği bölümünde öğrenci olan kız arkadaşı ile üniversite kampüsündeki konukevi önünde tartışmıştır. Tartışma sırasında davacının, kız arkadaşının boğazını sıktığı, kolunu bükerek yere ittiği ve darp ettiği iddia edilmiştir. Olayın ardından mağdur öğrenci darp raporu almış, ancak daha sonra şikayetinden vazgeçtiği için savcılık takipsizlik kararı vermiştir. Buna rağmen üniversite yönetimi tarafından yürütülen disiplin soruşturması neticesinde, davacının öğrencisine fiili saldırıda bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı, şiddet uyguladığı kişinin kendi öğrencisi olmadığını, olayın mesai saatleri dışında yaşandığını, kendisine mobbing uygulandığını ve tipiklik şartının oluşmadığını belirterek, verilen disiplin cezasının iptali istemiyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve ilgili üniversiteye karşı dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı en temel hukuk kuralı, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.53/b-6-(b) hükmüdür. İlgili kanun maddesi, yükseköğretim kurumlarında görev yapan personelin "amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak" eylemini kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren ağır disiplin fiilleri arasında saymıştır.

Disiplin hukukunun temel prensiplerinden biri olan "kanunilik ve tipiklik ilkesi", memurun işlediği iddia edilen fiilin, kanunda veya ilgili mevzuatta açıkça tanımlanmış disiplin suçlarından biriyle örtüşmesini gerektirir. Uyuşmazlıkta alt derece mahkemesi, mağdurun doğrudan davacının ders verdiği bir öğrenci olmaması nedeniyle bu tipiklik şartının gerçekleşmediğini düşünmüşse de, üst yargı mercileri bu yorumu kanunun amacına aykırı bularak dar ve şekilci olarak nitelendirmiştir. Öğretim elemanının görev yaptığı kurumda okuyan tüm öğrenciler, o kurumun eğitim hizmetinden yararlanan kişiler ve o kurumun "öğrencileri" statüsündedir.

Bunun yanında, disiplin hukuku ile ceza hukukunun birbirinden bağımsız yürüdüğü kuralı da olayın çözümünde dikkate alınmıştır. Bir eylemin ceza hukuku anlamında takipsizlikle sonuçlanması veya mağdurun şikayetinden vazgeçmesi, eylemin idari kurum düzenini ve memuriyet vakarını bozan disiplin suçu niteliğini ortadan kaldırmaz. Ayrıca, personelin geçmiş disiplin sicili, ceza verilirken bir alt cezanın (iyi hal indirimi) uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde en önemli hukuki kriterdir. Önceki disiplin cezalarının varlığı, idarenin lehe indirim yapma yönündeki takdir yetkisini ortadan kaldıran meşru bir sebep olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda incelenen bilgi, belge, kamera kayıtları ve alınan ifadeler doğrultusunda, öğretim görevlisi olan davacının, aynı üniversitede öğrenim gören kız arkadaşını darp ettiği tartışmasız bir şekilde sübuta ermiştir. Her ne kadar ilk derece İdare Mahkemesi, mağdur öğrencinin davacının doğrudan dersine girdiği bir öğrencisi olmaması sebebiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.53/b-6-(b) hükmünün uygulanamayacağına karar verip, hatalı madde tatbiki nedeniyle işlemi iptal etmişse de, istinaf incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesi bu tespiti yerinde bulmamıştır.

İstinaf merciinin tespitlerine göre; üniversite gibi bir eğitim kurumunda görev yapan öğretim elemanının, aynı kurum çatısı altında eğitim gören bir öğrenciye yönelik fiziksel şiddet içeren eylemleri, kanunun lafzında yer alan "öğrencilerine fiili saldırıda bulunmak" kapsamında değerlendirilmek zorundadır. Aksi bir yorum, kampüs içerisindeki öğrenci-akademisyen ilişkisini ve disiplinini sadece ders verilen dar sınıf ortamıyla sınırlamak anlamına gelir. Davacı ile mağdur arasındaki uyuşmazlığın özel bir ilişkiden kaynaklanmış olması da fiilin üniversite sınırları içerisinde ve bir öğrenciye karşı işlenmiş olması gerçeğini değiştirmemektedir.

Ayrıca, davacının geçmiş disiplin sicili incelendiğinde, daha önce uyarma, kınama ve aylıktan kesme gibi farklı tarihlerde alınmış disiplin cezaları bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle idarenin, takdir yetkisini kullanarak bir alt ceza (iyi hal indirimi) uygulamaması tamamen mevzuata ve hukuka uygun bulunmuştur. Mağdurun sonradan şikayetinden vazgeçmiş olması ve ceza davasında Cumhuriyet Savcılığınca takipsizlik kararı verilmesi, ortada disiplin hukukunu ilgilendiren şiddet içerikli bir eylem olduğu gerçeğini değiştirmemiştir. Danıştay 8. Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinde, Bölge İdare Mahkemesinin olaydaki tipiklik değerlendirmesi ve vardığı sonuç bütünüyle usul ve hukuka uygun bulunmuştur.

Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, davacının eyleminin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektirdiği yönünde karar veren istinaf mahkemesi kararını onama yönünde karar vermiştir.

Kendi öğrencim olmayan bir öğrenciyle kavga etsem meslekten atılır mıyım? expand_more
Danıştay kararlarına göre, yükseköğretim kurumlarında görev yapan bir öğretim elemanının aynı üniversitede okuyan herhangi bir öğrenciye yönelik fiziksel şiddet içeren fiili saldırısı "öğrencilerine fiili saldırıda bulunmak" kapsamında değerlendirilmektedir. Mağdurun doğrudan sizin dersinize giren bir öğrenciniz olmaması veya olayın mesai dışında yaşanması, eylemin hukuki niteliğini değiştirmez ve disiplin hukukundaki "tipiklik" şartını ortadan kaldırmaz. Yargı mercileri bu kuralı sınıf ortamıyla kısıtlı dar bir yaklaşımla değil, kampüs alanındaki kurum düzenini korumak amacıyla geniş yorumlamaktadır. Bu sebeple böyle bir eylem, 2547 sayılı kanun uyarınca doğrudan kamu görevinden çıkarma cezası ile sonuçlanabilir.
Karşı taraf şikayetini geri çekerse memurluk disiplin cezam iptal olur mu? expand_more
Hayır, mağdurun şikayetini geri çekmesi idari cezanızı iptal etmez. Disiplin hukuku ile ceza hukuku birbirinden tamamen bağımsız olarak yürütülen iki ayrı yasal süreçtir. Şiddet eylemine maruz kalan kişinin şikayetinden vazgeçmesi, gerçekleştirilen saldırının memuriyet vakarını ve idari kurum düzenini bozan bir disiplin suçu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. İdare, kendi tespitlerine dayanarak disiplin soruşturmasını tamamlayabilir ve kanunda fiilinize karşılık gelen idari yaptırımı tavizsiz bir biçimde uygulayabilir.
Savcılık takipsizlik verdi, kurum bana yine de disiplin cezası verebilir mi? expand_more
Evet, kurumunuz buna rağmen hakkınızda disiplin yaptırımı tesis edebilir. Bir olaya ilişkin ceza yargılamasında Cumhuriyet Savcılığınca takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) verilmiş olması, o eylemin disiplin hukuku açısından ihlal yaratmadığı anlamına gelmemektedir. İdare, yürüttüğü soruşturma neticesinde toplanan bilgi, belge, kamera kayıtları ve tanık ifadeleri doğrultusunda darp veya fiili saldırı olayının gerçekleştiğini ispatlarsa, takipsizlik kararına bağlı kalmaksızın size kamu görevinden çıkarma dahil ilgili disiplin cezasını verebilir.
Eski disiplin cezalarım memurlukta iyi hal indirimi almama engel olur mu? expand_more
Evet, geçmiş siciliniz iyi hal indirimine doğrudan engel teşkil eder. Memuriyet disiplin rejiminde yaptırım belirlenirken veya bir alt cezanın (iyi hal indirimi) tatbik edilip edilmeyeceğine karar verilirken idarenin incelediği en temel hukuki kriter personelin geçmiş disiplin geçmişidir. Sicil dosyanızda daha önceden alınmış olan uyarma, kınama ya da aylıktan kesme gibi kesinleşmiş cezalar mevcutsa, idarenin lehinize olan takdir yetkisini kullanmaması ve indirim uygulamaması yargı mercilerince tamamen hukuka uygun kabul edilmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir