Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2020/2880 E. 2021/1631 K.

Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2020/2880 E. 2021/1631 K.

Bu karar, idare hukuku bağlamında kamu görevlilerine yönelik yürütülen disiplin soruşturmalarının usul ve esaslarına ilişkin son derece kritik ve emsal teşkil eden ilkeler barındırmaktadır. Danıştay, idarelerin çalışanlarına uyguladıkları idari ve disiplin yaptırımlarında şeffaflık, hukuki güvenlik, tarafsızlık ve nesnellik kriterlerinin kati surette gözetilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Olayda, disiplin cezasına konu edilen eylemlerin kesin, somut ve şüpheye mahal vermeyecek nitelikte nesnel delillerle ortaya konulamaması, tesis edilen işlemin hukuki sakatlığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Ayrıca, disiplin soruşturmasını yürüten makamların ve muhakkiklerin tarafsızlığı ilkesi gereği, olayın tarafı veya mağduru konumundaki kişilerin soruşturmacı olarak görevlendirilmemesi gerektiği çok net bir şekilde vurgulanmıştır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 8. Dairesi
Esas No 2020/2880
Karar No 2021/1631
Karar Tarihi 17.03.2021
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Disiplin soruşturması bağımsız muhakkik tarafından yürütülmelidir.
  • gavel Disiplin suçu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmalıdır.
  • gavel Suçlanan eylemler soruşturma raporunda somutlaştırılmalıdır.
  • gavel Soruşturulan memurun lehine olan deliller araştırılmalıdır.

Bu karar, idare hukuku bağlamında kamu görevlilerine yönelik yürütülen disiplin soruşturmalarının usul ve esaslarına ilişkin son derece kritik ve emsal teşkil eden ilkeler barındırmaktadır. Danıştay, idarelerin çalışanlarına uyguladıkları idari ve disiplin yaptırımlarında şeffaflık, hukuki güvenlik, tarafsızlık ve nesnellik kriterlerinin kati surette gözetilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Olayda, disiplin cezasına konu edilen eylemlerin kesin, somut ve şüpheye mahal vermeyecek nitelikte nesnel delillerle ortaya konulamaması, tesis edilen işlemin hukuki sakatlığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Ayrıca, disiplin soruşturmasını yürüten makamların ve muhakkiklerin tarafsızlığı ilkesi gereği, olayın tarafı veya mağduru konumundaki kişilerin soruşturmacı olarak görevlendirilmemesi gerektiği çok net bir şekilde vurgulanmıştır.

Benzer idari davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, disiplin hukuku uygulamalarında idarelerin keyfi, eksik incelemeye dayalı ve salt sübjektif kanaatlerle yürüttükleri cezalandırma pratiğinin yargı denetiminden döneceğini açıkça göstermektedir. İdarenin, bir personeli hakkında işlem tesis ederken olayı tüm boyutlarıyla incelemesi, bağımsız tanık ifadelerine başvurması ve salt amirlerin soyut iddiaları üzerinden değil, ispatlanabilir maddi gerçeklik üzerinden hareket etmesi gerektiği içtihat altına alınmıştır. Bu çerçevede karar, idarenin keyfiliğinin önlenmesi ve kamu personelinin çalışma barışının korunması adına oldukça güçlü bir referans niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İstanbul Ticaret Borsası Canlı Hayvan ve Et Şubesi'nde memur olarak görev yapan davacı, eşinin doğumu sebebiyle bazı ihtiyaçları karşılamak üzere yöneticilerinden öğleden sonra için mazeret izni talep etmiştir. Ancak bu haklı talebi, idare tarafından acil bir durum veya önemli bir görev gerekçesi gösterilmeksizin reddedilmiştir. İzin talebinin reddedilmesi üzerine amirlerine tepki göstererek verilen işleri yapmayacağını söylediği iddia edilen davacı hakkında mesai arkadaşlarınca tutanak tutulmuş ve disiplin soruşturması başlatılmıştır.

Bu soruşturma neticesinde, davacının kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam zamanında yapmadığı gerekçesiyle maaşından 1/8 oranında kesinti yapılması yönünde disiplin cezası verilmiştir. Davacı, eşinin doğumu gibi insani bir durum karşısında kendisine anlayış gösterilmediğini, işyerinde asılsız tutanaklarla haksız yere cezalandırıldığını belirterek söz konusu idari işlemin iptali talebiyle yargı yoluna başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı incelerken temel aldığı hukuki çerçeve, kamu personel rejimindeki disiplin suç ve cezalarını düzenleyen mevzuat hükümlerine, idare hukukunun evrensel ilkelerine ve Anayasal güvencelere dayanmaktadır. Olayın meydana geldiği idareye ait İstanbul Ticaret Borsası Personel Yönetmeliği m.56/C-a hükmü uyarınca, "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam zamanında yapmamak, görev mahallinde borsaca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek" fiili, kural olarak uyarma cezasını gerektiren haller arasında sayılmıştır. İdare ise tekerrür hükümlerini uygulayarak cezayı ağırlaştırmış ve aylıktan kesme yoluna gitmiştir.

Disiplin hukukunun yerleşik Danıştay içtihatları ve prensipleri gereğince, bir kamu görevlisine disiplin yaptırımı uygulanabilmesi için, isnat edilen fiilin her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması yasal bir zorunluluktur. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi, disiplin hukuku süreçlerinde de kıyasen uygulama alanı bulur. Disiplin soruşturması sürecinde; olayın tüm yönleriyle çok yönlü olarak araştırılması, memurun lehine ve aleyhe olan bütün delillerin toplanması, görgüye dayalı tanıkların dinlenmesi esastır. Soruşturmanın bağımsız ve tarafsız bir muhakkik tarafından yürütülmesi adil yargılanma ve hukuki güvenlik ilkelerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Şikayetçi olan veya olayın doğrudan tarafı, husumetlisi konumunda bulunan bir amirin aynı zamanda soruşturmacı olarak atanması, soruşturmanın tarafsızlığını ve meşruiyetini ortadan kaldırır.

Bununla birlikte, tanzim edilen disiplin raporlarının genel, muğlak ve soyut ifadelerden arındırılmış olması zorunludur. Hangi görevin ifa edilmediği, hangi emre itaatsizlik edildiği gibi kritik maddi vakaların somut olay örgüsü içinde açıkça belgelendirilmesi gerekir. Bu temel usul güvencelerinin ihlal edildiği, eksik incelemeye veya tek taraflı tutanaklara dayalı idari yaptırımlar, sebep unsuru yönünden hukuka aykırı kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 8. Dairesi tarafından yapılan incelemede, uyuşmazlığa konu olayın gelişim süreci ve disiplin soruşturmasının yürütülüş biçimi detaylı bir şekilde ele alınarak idarenin kusurlu işlemleri ortaya konulmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelerin tahlilinden; davacının yıllık mazeret izni hakkının ve kullanılmamış yıllık izninin bakiyesi bulunmasına rağmen, eşinin doğumu gibi son derece makul ve insani bir mazeretle talep ettiği iznin, idarece hiçbir somut ve acil hizmet gereksinimi gerekçe gösterilmeden reddedildiği anlaşılmıştır.

İznin reddi sonrasında amirlerle yaşanan sözlü tartışma üzerine tek taraflı olarak tutulan tutanağa istinaden başlatılan soruşturmada, idare hukukunun temel prensiplerini zedeleyen ciddi usul eksiklikleri tespit edilmiştir. Öncelikle, soruşturma raporunun, davacıya isnat edilen eylemleri objektif ve somut bir biçimde ortaya koymaktan son derece uzak olduğu, tamamen genel ve sübjektif değerlendirmelere dayandırıldığı görülmüştür. Daha da vahimi, olayın doğrudan taraflarından olan ve davacının idari amiri konumundaki bir şahsın aynı zamanda dosyada muhakkik olarak görevlendirilmesi, soruşturmanın bağımsızlığına ve tarafsızlığına açıkça gölge düşürmüştür.

Tüm bunlara ek olarak, olayla ilgili olay mahallinde bulunan hiçbir mesai arkadaşının veya bağımsız bir çalışanın ifadesine başvurulmamıştır. Davacının "verilen işleri yapmayacağı" iddia edilmekle birlikte, memurun görev tanımı içinde olup da o gün yapmaktan fiilen imtina ettiği somut hiçbir iş veya eylemin dosya muhteviyatındaki tutanaklarda belgelendirilmediği, suçlamaların havada kaldığı saptanmıştır. İdarenin, eksik incelemeyle ve disiplin hukukunun temel usul ilkelerini hiçe sayarak hazırladığı taraflı bir soruşturma raporuna dayanarak memur hakkında yaptırım uygulaması, hukuki güvenlik ve tarafsızlık ilkelerine açıkça aykırıdır.

Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, eksik inceleme ve usule aykırı disiplin soruşturmasına dayanılarak verilen cezada hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönündeki idare mahkemesi kararını bozmuştur.

Tartıştığım amirim benim hakkımda disiplin soruşturması yürütebilir mi? expand_more
Hayır, yürütemez. İdare hukukunun evrensel ilkeleri ve Danıştay içtihatları uyarınca, disiplin soruşturmasının bağımsız ve tarafsız bir muhakkik tarafından yürütülmesi adil yargılanma ve hukuki güvenlik ilkelerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Şikayetçi olan veya olayın doğrudan tarafı, husumetlisi konumunda bulunan bir amirin aynı zamanda soruşturmacı olarak atanması, soruşturmanın tarafsızlığını ve meşruiyetini ortadan kaldırır. Danıştay, olayın doğrudan taraflarından olan idari amirin dosyada muhakkik olarak görevlendirilmesini hukuka aykırı bulmakta ve soruşturmanın bağımsızlığına açıkça gölge düşürdüğünü vurgulayarak işlemi iptal etmektedir.
İşyerinde ceza verdiler ama kimseyi şahit olarak dinlemediler, bu yasal mı? expand_more
Bu durum yasal değildir ve disiplin cezasının iptali için oldukça güçlü bir hukuki sebeptir. Disiplin soruşturması sürecinde, olayın tüm yönleriyle çok yönlü olarak araştırılması, memurun lehine ve aleyhine olan bütün delillerin eksiksiz toplanması, görgüye dayalı tanıkların mutlaka dinlenmesi esastır. İdarenin, olay mahallinde bulunan hiçbir mesai arkadaşının veya bağımsız bir çalışanın ifadesine başvurmadan, yalnızca amirler tarafından tutulan tek taraflı tutanaklara istinaden yaptırım uygulaması eksik inceleme sayılmaktadır ve idari yaptırımları hukuka aykırı kılmaktadır.
Hangi işi yapmadığımı belirtmeden soyut bir tutanakla ceza verebilirler mi? expand_more
Kesinlikle veremezler. Disiplin hukukunun yerleşik prensipleri gereği, bir kamu görevlisine yaptırım uygulanabilmesi için isnat edilen fiilin her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması zorunludur. Düzenlenen disiplin raporlarının genel, muğlak ve sübjektif ifadelerden tamamen arındırılmış olması gerekir. Hangi görevin ifa edilmediği veya hangi emre itaatsizlik edildiği gibi somut eylemlerin maddi gerçeğe uygun şekilde belgelendirilmemesi, suçlamaların havada kalmasına sebep olur; bu tür dayanaksız ve genel ifadelere dayalı idari cezalar mahkemelerce iptal edilmektedir.
Eşimin doğumu için mazeret izni istedim verilmedi, ceza aldım. Dava açabilir miyim? expand_more
Evet, verilen disiplin cezasının iptali için idari yargıda dava açabilirsiniz. Danıştay kararlarına göre, memurun mazeret izni veya kullanılmamış yıllık izni bulunmasına rağmen eşinin doğumu gibi son derece insani ve makul bir talebinin, idarece hiçbir acil hizmet gereksinimi gösterilmeden reddedilmesi keyfi bir uygulamadır. İdarenin, çalışanlarına uyguladığı yaptırımlarda şeffaflık, hukuki güvenlik ve nesnellik kriterlerini gözetmesi şarttır; insani ihtiyaçların reddi üzerine gelişen olaylarda salt amir iddialarıyla, keyfi ve eksik incelemeyle verilen disiplin cezaları hukuka aykırı bulunarak iptal edilmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir