Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 8. Daire | 2021/2270 E. | 2021/5560 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 8. Daire 2021/2270 E. 2021/5560 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Esas No 2021/2270
Karar No 2021/5560
Karar Tarihi 23.11.2021
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Müşterek suçlarda üst dereceli merci yetkilidir.
  • Üniversite yöneticileri için özel soruşturma uygulanır.
  • Men-i muhakeme kararları Danıştay denetimine tabidir.
  • Yetkili kurul kararı olmadan soruşturma kapatılamaz.

Bu karar, yükseköğretim kurumlarında görev yapan yöneticiler ve akademik personel hakkındaki ceza soruşturmalarında usul kurallarının ne derece sıkı sıkıya uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca, rektör gibi üst düzey yöneticiler ile alt derece kadrolardaki akademik personelin birlikte suç işlediği iddialarında, soruşturma usulü ve karar merciinin görev itibarıyla en üst dereceli kamu görevlisine göre belirlenmesi yasal bir zorunluluktur. İdarenin, yasada belirtilen yetkili bir kurulu oluşturmadan ve yasanın öngördüğü lüzum-u muhakeme veya men-i muhakeme kararlarından birini tesis etmeden, doğrudan bir idari yazıyla işlem yapılmasına gerek olmadığı yönünde bir karar alması hukuken geçerli kabul edilmemektedir. İdari işlemlerle kanuni yargılama usullerinin aşılamayacağı bu kararla netleşmiştir.

Uygulamada, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) veya üniversite yönetimlerinin, kendilerine ulaşan şikayetleri yetkili kurulları toplamadan ön inceleme aşamasında idari yazılarla sonlandırmaları sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu emsal karar, söz konusu şikayetlerin kapatılması usulünün mutlaka yasal dayanağa oturtulması gerektiğini ve kanunda öngörülen süreçlerin idari kararlarla es geçilemeyeceğini kesin bir dille vurgulamaktadır. Özellikle men-i muhakeme kararlarının Danıştay denetimine tabi olması kuralının aşılması, personelin yasal güvencelerini ihlal etmektedir. Böylece, üniversitelerde iddia edilen mobbing veya evrakta sahtecilik gibi ciddi fiillerin sümen altı edilmesinin önüne geçilmekte ve personelin şikayet hakkının güvence altına alınması sağlanmaktadır. Benzer davalarda, idarenin usul kurallarını atlayarak verdiği ret kararları bu içtihat doğrultusunda rahatlıkla iptal edilebilecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir sendika il temsilciliği tarafından Düzce Üniversitesinde görevli bazı yöneticiler hakkında yapılan şikayetin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından doğrudan reddedilmesi üzerine çıkmıştır. Davacı sendika temsilcisi; Düzce Üniversitesi Rektörü, Rektör Danışmanı, idari birimlerden sorumlu Doçent ve Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı olan yetkililerin çalışanlara mobbing uyguladığını ve resmi evrakta sahtecilik yaptıklarını iddia ederek şikayetçi olmuştur.

Ancak YÖK Başkanlığı, kanunun öngördüğü yetkili kurulları toplayıp usulüne uygun bir soruşturma yürütmek ve yasal bir karar vermek yerine, yaptığı inceleme sonucunda ilgililer hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına karar vererek idari bir işlemle dosyayı kapatmıştır. Davacı taraf, şikayetlerin usulüne uygun şekilde incelenmediğini ve kapatma kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek bu idari işlemin iptal edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin görevleri dolayısıyla veya görevlerini yaptıkları sırada işledikleri iddia edilen suçların soruşturulması, genel ceza yargılaması usulünden ayrılarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında özel kurallara ve güvencelere bağlanmıştır. Bu özel usuller, akademik bağımsızlığın ve idari hiyerarşinin korunması amacıyla kanun koyucu tarafından titizlikle tasarlanmıştır.

2547 sayılı Kanun m. 53/c hükmü, ceza soruşturmalarının nasıl yürütüleceğini ve son kararların hangi yetkili merciler tarafından verileceğini detaylı bir şekilde düzenlemektedir. Bu kurala göre, üniversite rektörleri hakkında son soruşturmanın açılıp açılmamasına Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyelerinden teşkil edilecek üç kişilik bir kurul karar verir. Öğretim elemanları hakkında ise bu kararı üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik bir başka kurul vermekle görevlidir.

Aynı fıkranın 5. bendinde yer alan en kritik kural ise, değişik statüdeki kişilerin (örneğin bir rektör ile bir anabilim dalı başkanının) birlikte suç işlemeleri halini düzenler. Bu durumda, soruşturma usulü ve yetkili yargılama mercii, görev itibarıyla üst dereceliye (somut olayda rektöre) göre tayin edilmek zorundadır.

Yapılan ön inceleme neticesinde yetkili kurulun iki tür karardan birini vermesi yasal bir zorunluluktur: İlgililerin yargılanmasına gerek olduğunu belirten lüzum-u muhakeme veya yargılanmalarına gerek olmadığını belirten men-i muhakeme kararı. Kanun koyucu, idarenin soruşturmaları keyfi şekilde kapatmasını ve men-i muhakeme kararlarının denetimsiz kalmasını engellemek amacıyla, bu kararların kendiliğinden Danıştay 2. Dairesi tarafından incelenmesini açıkça hüküm altına almıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dava dosyasının incelenmesinden, davacı sendika tarafından ileri sürülen mobbing ve resmi evrakta sahtecilik iddialarının; Düzce Üniversitesi Rektörü, Rektör Danışmanı, Anabilim Dalı Başkanı ve idari sorumlular olmak üzere farklı statü ve derecelerdeki kamu görevlilerini birlikte kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu tür müşterek suç iddialarında kanunun emredici kuralı oldukça açıktır: Soruşturma süreci ve yetkili merci, şikayet edilenler arasındaki en üst dereceli kişiye göre belirlenmelidir.

Somut olayda şikayet edilenler arasındaki en üst dereceli kişi üniversite rektörüdür. Dolayısıyla, iddiaların 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m. 53/c gereğince, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyelerinden teşkil edilecek üç kişilik özel bir kurul tarafından incelenmesi gerekirdi. Bu kurulun iddiaları değerlendirip yasanın aradığı formda lüzum-u muhakeme (yargılama gereği) veya men-i muhakeme (yargılamaya yer olmadığı) şeklinde kesin bir karar tesis etmesi kanuni bir mecburiyettir. Eğer kurul men-i muhakeme kararı vermiş olsaydı, bu kararın hukuka uygunluğu da otomatik olarak Danıştay incelemesinden geçecekti.

Ancak YÖK Başkanlığı, kanunun emrettiği bu kurulları oluşturmadan ve yasal prosedürü işletmeden, doğrudan bir idari işlemle ilgililer hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına karar vermiştir. İdarenin bu tavrı, hem kanunun öngördüğü özel soruşturma usulünü ihlal etmiş hem de verilmesi muhtemel bir men-i muhakeme kararının Danıştay tarafından denetlenmesi güvencesini personelin elinden almıştır.

Danıştay 8. Dairesi, idare mahkemesinin işlemin iptali yönündeki kararını hukuka uygun bulmuş ve mevzuatta öngörülen usullere uyulmadan şikayet dosyasının idari yollarla kapatılmasının yasaya aykırı olduğunu kesin olarak tespit etmiştir. İdareye yapılan karar düzeltme başvurusunda da bu hukuki gerçeklik değişmemiş, idarenin öne sürdüğü düzeltme nedenleri yasal düzenlemeler karşısında yeterli görülmemiştir.

Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, yasal usullere uyulmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: