Anasayfa Karar Bülteni AİHM | SELIMI VE KRASNIĆI | BN. 20641/20

Karar Bülteni

AİHM SELIMI VE KRASNIĆI BN. 20641/20

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 3. Bölüm
Başvuru No 20641/20
Karar Tarihi 03.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC

-Mülkiyet hakkına müdahale etkili itiraz yolu gerektirir. -Kazanılmış emeklilik hakları güncel prim tahsilatına bağlanamaz. -İdari yargılamaların makul süreyi aşması adil yargılanmayı ihlal eder. -Başvurucunun ölümü halinde yasal mirasçılar davayı sürdürebilir.

Bu karar, bir devletin kendi egemenlik alanı dışında kalan veya fiili kontrolünü kaybettiği bölgelerde yaşayan vatandaşlarına yönelik sosyal güvenlik yükümlülüklerinin devam ettiğini ve keyfi olarak askıya alınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Sırbistan Emeklilik ve Malullük Sigortası Fonu'nun, Kosova'daki primleri tahsil edemediği gerekçesiyle daha önce hukuka uygun olarak bağlanan emekli aylıklarını kesmesi, mülkiyet hakkının barışçıl kullanımına doğrudan ve haksız bir müdahale olarak değerlendirilmiştir. Mahkeme, idari veya yargısal süreçlerin aşırı uzun sürmesini ve mirasçıların davaya devam etmesindeki bürokratik engelleri, kişilerin hak arama hürriyetini kısıtlayan bir unsur olarak görmüştür.

Benzer uyuşmazlıklarda bu karar, özellikle çatışma veya uluslararası idare altına girme gibi olağanüstü rejim değişikliklerinin yaşandığı bölgelerde, bireylerin kazanılmış sosyal güvenlik haklarının korunması açısından oldukça güçlü ve yol gösterici bir emsal teşkil etmektedir. Devletlerin, idari mekanizmalarını kullanarak başvurucuları sonu gelmez prosedürlere mahkûm etmesi ve uyuşmazlıkları esastan çözmek yerine usul oyunlarıyla uzatması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlali olarak kabul edilmiştir. Uygulamada, emeklilik hakkının iadesi veya askıya alınması süreçlerinde devletlerin, şahıslara haklarını makul bir sürede ve şeffaf bir şekilde arama imkânı sunması gerektiği bir kez daha kesin bir dille vurgulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Sırbistan vatandaşı iki başvurucu, Sırbistan devletine karşı hak ihlali iddiasıyla dava açmıştır. Başvurucular, 1999 yılından çok daha önce Sırbistan Emeklilik ve Malullük Sigortası Fonu'nun Kosova şubesinden kendi adlarına emekli aylığı almaya hak kazanmışlardır. Ancak Kosova'nın olağanüstü koşullar nedeniyle uluslararası idare altına girdiği 1999 yılından itibaren Sırbistan makamları, bu bölgeden güncel olarak emeklilik primi tahsil edemediklerini öne sürerek söz konusu aylıkların ödenmesini durdurmuştur.

Başvurucular, kesilen emekli aylıklarının yeniden bağlanması ve geçmişe dönük birikmiş borçların topluca ödenmesi amacıyla yıllarca süren idari ve adli itiraz süreçleri başlatmışlardır. Ancak açtıkları dosyalar sürekli olarak yerel mahkemeler ve idari kurumlar arasında gidip gelmiş ve asla nihai bir sonuca ulaşamamıştır. Başvurucular, aylıklarının 1999'dan beri haksız yere ödenmemesi ve başlattıkları yargısal süreçlerin yılan hikayesine dönmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesi çerçevesinde değerlendirmiştir. Bu madde, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkını güvence altına almaktadır. Mahkemenin yerleşik içtihat prensiplerine göre, ulusal mevzuat çerçevesinde hukuka uygun olarak bağlanmış bir emekli aylığı, doğrudan doğruya mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir "mülk" olarak kabul edilmektedir.

Sırbistan iç hukukunda yer alan ve somut olaya uygulanan Emeklilik ve Malullük Sigortası Kanunu uyarınca, emeklilik hakları bireylerin kazanılmış haklarıdır. Bu hakların kullanımı yalnızca kanunda açıkça belirtilen sıkı şartlar altında sınırlandırılabilir. Ancak olayda, idarenin "bölgeden güncel prim tahsil edilememesi" gibi fiili ve idari bir gerekçeye dayanarak ödemeleri tamamen durdurması geçerli bir hukuki dayanak olarak kabul edilmemiştir.

Bunun yanı sıra mahkeme, idari makamların kararlarına karşı başvurulacak yargı yollarının uygulamada etkili ve sonuç alıcı olması gerektiğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/1 kapsamında düzenlenen adil yargılanma hakkı, medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıkların bağımsız mahkemelerce makul bir süre içinde karara bağlanmasını emretmektedir. Sosyal güvenlik haklarıyla ilgili davalarda, özellikle başvurucuların yaşları dikkate alındığında, yargı mercilerinin özel bir özen göstermesi gerekmektedir. İdari mahkemelerin iptal kararları sonrası uyuşmazlığın esasını çözmeyip dosyayı sürekli olarak idareye geri göndermesi hukuka aykırı bulunmuştur. Tarafların vefatı durumunda ise Miras Kanunu gibi ulusal kurallar çerçevesinde yasal mirasçıların sürece dahil olma hakları AİHM tarafından usul hukuku kuralları ışığında güvence altına alınmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda Sırbistan makamlarının eylemlerini ve yargı süreçlerini oldukça kapsamlı ve detaylı bir şekilde incelemiştir. İlk olarak, başvurucuların emekli aylıklarının idare tarafından kesilmesinin ve yıllar boyunca ödenmemesinin, mülkiyet hakkının barışçıl kullanımına doğrudan ve haksız bir müdahale oluşturduğu açıkça tespit edilmiştir. Sırbistan idaresinin, salt "Kosova bölgesinde prim toplanamaması" gibi fiili imkansızlıklara sığınarak, daha önce yasal prosedürlere uygun olarak bağlanmış olan aylıkları askıya alması hukuken meşru bir mazeret olarak görülmemiştir. Sırbistan Anayasa Mahkemesi'nin yargılamaların uzunluğuna dair bir ihlal tespiti yapıp bir miktar manevi tazminat ödemesi ise, başvurucuların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamındaki mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli bir telafi mekanizması olarak kabul edilmemiştir.

Mahkeme, başvurucuların haklarını geri almak için başlattığı idari ve yargısal süreçlerin on yıldan fazla sürmesini ve bu kadar uzun bir zaman dilimi geçmesine rağmen halen kesin bir çözüme ulaşmamış olmasını sert bir şekilde eleştirmiştir. Özellikle oldukça ileri yaşta olan ve her ikisi de yargılama süreçleri devam ederken hayatını kaybeden başvurucuların bu uzun süreçte haklarına kavuşamamış olmaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul süre ilkesinin ağır bir ihlali olarak nitelendirilmiştir. İdari yargı makamlarının, meseleyi esastan çözüp neticelendirmek yerine sürekli olarak usulü gerekçeler üreterek dosyayı defalarca Emeklilik Fonu'na iade etmesi, başvuruculara mülkiyet haklarını korumaları için etkili ve makul bir hukuki fırsat sunulmadığını kanıtlamaktadır.

Ayrıca AİHM, Sırbistan Hükümeti'nin, başvurucuların ölümü üzerine mirasçıların davaya devam etme ehliyetine yönelik ortaya attığı usulü itirazları da haklı bulmayarak reddetmiştir. Mirasçıların, resmi yetki belgeleri ve Kosova makamlarınca düzenlenen ölüm belgelerini sunmaları suretiyle süreci usulüne uygun şekilde devraldıkları teyit edilmiştir. Emeklilik haklarının yalnızca kâğıt üzerinde bir vaat olarak kalmaması, devletin vatandaşlarına karşı pozitif yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesi gerektiği bir kez daha altı çizilerek belirtilmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucuların mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruları kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: