Anasayfa/ Karar Bülteni/ AİHM | SELIMI | BN. 37896/19

Karar Bülteni

AİHM SELIMI BN. 37896/19

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 3. Bölüm
Başvuru No 37896/19
Karar Tarihi 25.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Gizli belgelere erişim kısıtlaması adil yargılanmayı ihlal edebilir.
  • Hâkimlerin meslekten ihracı sürecinde savunma hakkı gözetilmelidir.
  • Güvenlik gerekçesiyle uygulanan kısıtlamalar orantılı olmalıdır.
  • Temel suçlamaların sanığa bildirilmemesi savunma hakkını zedeler.

Bu karar, hâkimlerin ve savcıların mesleki yeterlilik ve dürüstlüklerinin değerlendirildiği ("vetting") süreçlerde, ulusal güvenlik veya gizlilik gerekçesiyle delillerin savunmadan saklanmasının adil yargılanma hakkı üzerindeki etkilerini açıkça ortaya koymaktadır. Mahkeme, kişinin meslekten ihracı ve mesleki hayatının sona ermesi gibi son derece ağır sonuçlar doğuran disiplin süreçlerinde, isnat edilen fiillerin temel unsurlarının kişiye bildirilmemesinin ve aleyhteki delillere erişim sağlanmamasının savunma hakkını telafisi imkânsız şekilde zedelediğini vurgulamaktadır. Yargı yetkisinin kullanımında adilliğin ve şeffaflığın sağlanması, hukukun üstünlüğü ilkesinin temel bir gereğidir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu içtihadıyla taraf devletlere, devlet sırrı veya istihbarat kaynaklarının gizliliği gibi hassas unsurlar söz konusu olduğunda dahi, adil yargılanma hakkının özünün her şartta korunması gerektiği yönünde güçlü bir mesaj vermektedir. Karar, idari denetimlerde ve disiplin soruşturmalarında, ilgili kişiye yeterli karşıt dengeleyici usuli güvenceler sunulmadan yalnızca gizli belgelere ve istihbarat raporlarına dayalı olarak işlem tesis edilmesinin Sözleşme'ye aykırı olacağını kesin bir dille netleştirmiştir. Bu durum, özellikle yargı bağımsızlığını ve hâkimlik teminatını yakından ilgilendiren uyuşmazlıklarda ulusal makamlar ve yargı kurulları için bağlayıcı ve yol gösterici bir standart oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Shkëlzen Kujtim Selimi, Arnavutluk Yüksek Mahkemesinde görev yapan bir hâkimdir. Arnavutluk'ta yargı sisteminde yapılan kapsamlı reformlar doğrultusunda, tüm görevdeki hâkim ve savcıların mesleki yeterlilik, malvarlığı ve dürüstlüklerinin değerlendirildiği bir denetim (vetting) sürecinden geçirilmesi kararlaştırılmıştır. Bu süreçte başvurucu, organize suçlarla bağlantılı kişilerle yasa dışı ilişkiler kurduğu ve iade gibi yargısal süreçleri bu kişilerin lehine etkilemeye çalıştığı iddiasıyla meslekten ihraç edilmiştir.

Başvurucu, hakkındaki suçlamaların dayanağı olan ulusal ve uluslararası istihbarat raporlarına erişiminin engellendiğini, iddiaların temel dayanakları hakkında kendisine yeterli bilgi verilmediğini ve bu nedenle etkin bir savunma yapamadığını ileri sürmüştür. İdari ve yargısal yollardan sonuç alamayan başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurarak ilgili ihlalin tespit edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkının medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin boyutunu esas almıştır. Bir hâkimin meslekten ihracını konu alan disiplin niteliğindeki süreçlerde, kişinin mesleki itibarının, özlük haklarının ve kariyerinin doğrudan etkilenmesi nedeniyle bu maddenin sivil yönü tamamen uygulanabilirdir.

Mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihatlarına göre, adil bir yargılamanın en temel unsurlarından biri "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkelerinin gözetilmesidir. Bu ilkeler, uyuşmazlığın taraflarının dosyaya sunulan tüm delillerden haberdar olmasını ve kendi iddialarını desteklemek amacıyla bu delillere karşı görüşlerini etkin bir biçimde bildirebilmesini gerektirir. Ulusal güvenlik, istihbarat kaynaklarının korunması veya organize suçlarla mücadele gibi üstün bir kamu yararı barındıran istisnai durumlarda bazı delillerin gizli tutulması kural olarak mümkündür. Ancak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6 uyarınca, bu tür kısıtlamaların savunma hakkının özünü zedelememesi ve yargılamanın bütününe zarar vermemesi şarttır.

Delillerin taraf erişimine kapatıldığı durumlarda, karar verici yargı makamlarının, ortaya çıkan bu dezavantajlı durumu dengeleyecek düzeyde yeterli usuli güvenceleri sağlaması zorunludur. Disiplin soruşturmasına maruz kalan kişinin, en azından kendisine yöneltilen suçlamaların temel olgusal unsurları hakkında bilgilendirilmesi şarttır. İlgili kişiye, bu iddiaları çürütebilecek bir savunma kurgulayabilmesi için asgari fırsatların sunulması, hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Aksi takdirde süreç adil olmaktan çıkar.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucunun denetim süreci sonunda Yüksek Mahkeme hâkimliğinden ihraç edilmesine yol açan idari ve yargısal işlemleri titizlikle incelemiştir. Başvurucunun ihracı, temel olarak organize suç örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen bir kişi ile uygunsuz temaslar kurduğu ve bu kişinin İtalya'ya iadesini engellemek için yargısal nüfuzunu kullandığı yönündeki istihbarat raporlarına dayandırılmıştır.

Mahkeme, ulusal makamların ve uluslararası gözlemcilerin sunduğu söz konusu istihbarat raporlarının, "devlet sırrı" ve "kaynakların güvenliği" gerekçesiyle başvurucunun erişimine kapatıldığını tespit etmiştir. Ulusal güvenliğin korunması ve organize suçla mücadele meşru bir amaç olsa da, somut olayda başvurucuya yöneltilen suçlamaların hangi spesifik eylemlere, kesin yer ve zaman bilgilerine veya hangi doğrulanabilir kanıtlara dayandığı kendisine açıklanmamıştır. Başvurucu, son derece ciddi ancak soyut bir suçlamayla karşı karşıya bırakılmış, iddiaları somut olarak çürütebilmesi için gerekli olan temel olgusal unsurlardan tamamen mahrum bırakılmıştır.

Ulusal mahkemeler, başvurucunun söz konusu gizli belgelere erişiminin kısıtlanmasını orantılı bulmuş ve kendisine suçlamaların sadece "özünün" aktarıldığını savunmuştur. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kendi elinde de gizli delillerin içeriğine dair bir bilgi bulunmadığından, ulusal makamların bu delilleri değerlendirirken iddiaların asılsız olma ihtimaline karşı ne derece titiz bir inceleme yaptığını denetleyememiştir. Başvurucunun uzak bir akrabası olan bir sürücünün, organize suçla bağlantılı kişiyle olan ilişkisinin doğrudan başvurucuya atfedilmesi sürecinde, savunma tarafının sunduğu karşı argümanlar ve mantıklı itirazlar karar mercileri tarafından yeterince tartışılmamıştır.

AİHM, savunma hakkına getirilen bu ağır kısıtlamaların, başvurucunun kendini etkin bir şekilde savunma ve aleyhindeki iddiaların inandırıcılığına meydan okuma imkânını neredeyse tamamen ortadan kaldırdığını belirtmiştir. Meslekten ihraç gibi son derece ağır bir yaptırımın uygulandığı bu süreçte, bilgi gizliliğinin yarattığı dezavantajı giderecek yeterli karşıt dengeleyici usuli güvenceler sunulmamış ve adil yargılanma hakkının özü zedelenmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: