Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 5. Daire | 2017/4708 E. | 2022/6509 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2017/4708 E. 2022/6509 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Daire
Esas No 2017/4708
Karar No 2022/6509
Karar Tarihi 11.10.2022
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Meslekten çıkarma olağanüstü bir idari tedbirdir.
  • İltisak ve irtibat meslekten çıkarma için yeterlidir.
  • ByLock kullanımı örgüt irtibatı için geçerli delildir.
  • Tanık beyanları ve HTS kayıtları iltisakı doğrulayabilir.

Bu karar, olağanüstü hal (OHAL) döneminde yürürlüğe konulan 667 sayılı KHK kapsamında yargı mensuplarının meslekten çıkarılma süreçlerinin hukuki mahiyetini ortaya koymaktadır. Karar, meslekten çıkarmanın bir disiplin cezası değil, devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğu tespit edilen yapılarla irtibatlı kişilerin kamu kurumlarından tasfiyesini amaçlayan olağanüstü bir idari tedbir olduğunu açıkça vurgulamaktadır. Bu nedenle, olağan dönemdeki disiplin soruşturması usullerinin bütünüyle uygulanmasının şart olmadığı, savunma hakkının yargılama aşamasında da kullandırılabileceği kabul edilmiştir.

Kararın emsal teşkil eden en önemli yönü, yargı mensuplarının "irtibat" ve "iltisak" kavramları çerçevesinde değerlendirilme kriterleridir. Danıştay, ByLock kullanımı, operasyonel hatlar üzerinden mahrem imamlarla iletişim, HTS kayıtları ve tanık beyanlarını bir bütün olarak ele alarak, kişinin anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal edip etmediğini incelemiştir. Benzer davalarda, cezai sorumluluk doğuracak seviyede "örgüt üyeliği" kesinleşmemiş olsa dahi, idari bir tedbir olan meslekten çıkarma için "irtibat ve iltisak" durumunun yeterli bir hukuki zemin oluşturduğu yönündeki içtihat pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, meslekten ihraç edilen bir yargı mensubu (davacı) ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu (davalı) arasında yaşanmıştır. Davacı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı bulunduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK kapsamında HSK Genel Kurulu kararıyla meslekten çıkarılmıştır.

Davacı, hakkındaki meslekten çıkarma kararına karşı HSK nezdinde yeniden inceleme talebinde bulunmuş, ancak bu talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı, savunma hakkının ihlal edildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, masumiyet karinesinin zedelendiğini belirterek yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptal edilmesini talep etmiştir. Ayrıca, haksız yere meslekten ihraç edildiğini öne sürerek bu işlem nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlara karşılık 1,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tarafına ödenmesini ve yoksun kaldığı hakların iadesini mahkemeden talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, anayasal güvenceler, olağanüstü hal rejimi mevzuatı ve uluslararası insan hakları metinleri ekseninde şekillenmiştir. Mahkeme, değerlendirmesini temel olarak Anayasa'nın 138. maddesi (Mahkemelerin bağımsızlığı), 139. maddesi (Hakimlik ve savcılık teminatı) ve 159. maddesi (HSK'nın görev ve yetkileri) üzerine inşa etmiştir. Hâkim ve savcıların azlolunamayacağı kuralının istisnası olarak, "meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler" hususu yasal dayanak olarak gösterilmiştir.

Somut olayın meydana geldiği OHAL sürecinde çıkarılan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.3/1 (daha sonra 6749 sayılı Kanunla yasalaşmıştır), terör örgütlerine veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapılara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılmalarını öngörmektedir. Mahkeme, bu hükmü yorumlarken söz konusu meslekten çıkarmanın olağan bir disiplin cezası değil, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran bir "olağanüstü idari tedbir" olduğunu vurgulamıştır.

Kararda ayrıca, yargı mensuplarının taşıması gereken niteliklere ilişkin Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'ne atıf yapılmıştır. Buna göre, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve dürüstlük, hâkimlik mesleğinin temel değerleridir. Yargı yetkisini kullanan kişilerin, anayasal düzene sadakat göstermeleri ve hiçbir dış etki, emir veya talimat altında kalmadan vicdani kanaatlerine göre karar vermeleri gerektiği içtihat edilmiştir. "İrtibat" ve "iltisak" kavramları ise Anayasa Mahkemesi kararlarına atıfla, örgütsel bağın yoğunluğuna bakılmaksızın, amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü veren her türlü ilişkiyi kapsayacak şekilde geniş yorumlanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 5. Dairesi, dava dosyasındaki bilgi, belge ve delilleri bir bütün olarak inceleyerek davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle olan bağını somutlaştırmıştır. İnceleme kapsamında, öncelikle davacının örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock'u kullanıp kullanmadığı değerlendirilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan "ByLock Tespit Tutanağı" ve ceza mahkemesi kararlarında yer alan tespitlere göre; davacının adına kayıtlı GSM hattı ve cihaz üzerinden ByLock uygulamasını kurduğu ve sisteme binlerce kez erişim sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca, ByLock yazışma içeriklerinde bizzat davacının adının geçtiği, örgütsel faaliyet ve görevlendirmelerle ilgili konuşmaların yapıldığı saptanmıştır.

Mahkeme, ByLock verilerinin yanı sıra tanık beyanlarını ve HTS (iletişim trafiği) analiz raporlarını da dikkate almıştır. Tanık beyanlarında, davacının örgüt evlerinde kaldığı, stajyer hâkim adaylarından sorumlu "abi" konumunda faaliyet yürüttüğü ve HSK seçimlerinde örgütün stratejisi doğrultusunda sözde bağımsız adaylar lehine çalışmalar yaptığı yönünde tutarlı ifadeler yer almıştır. HTS analiz raporları, davacının örgütün sivil yapılanmasında "mahrem imam" olarak nitelendirilen şahıslarla operasyonel hatlar üzerinden irtibat kurduğunu, ayrıca ByLock kullanıcısı birçok kişiyle ve örgüte müzahir bir dernekle yoğun iletişim içinde olduğunu göstermiştir.

Ek olarak, davacının ikamet ettiği lojmanın arkasındaki eşyalar arasında örgüt liderine ait bir kitabın bulunduğu ve kitabın üzerinde davacının parmak izinin tespit edildiği de deliller arasına girmiştir. Danıştay, tüm bu olay ve olguların, davacının demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının süregelen bir ilişki boyutunda bulunduğunu kanıtladığına hükmetmiştir. Yapılan işlemin adil yargılanma, özel hayata saygı ve masumiyet karinesi gibi anayasal hakları ihlal etmediği, demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin korunması için zorunlu ve orantılı bir tedbir olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, davanın reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: