Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ö.T. ve Diğerleri | BN. 2022/1745

Karar Bülteni

AYM Ö.T. ve Diğerleri BN. 2022/1745

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/1745
Karar Tarihi 17.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mesleğe kabulün kaldırılması meslekten çıkarmadır.
  • Meslekten çıkarma işlemleri yargı denetimine tabidir.
  • Yargı yolunun kapatılması erişim hakkını ihlal eder.
  • Mahkemelerin davayı esastan incelememesi hak ihlalidir.

Bu karar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından mesleğe kabul kararları kaldırılan veya geri alınan hâkim ve savcıların idari yargıda hak arama hürriyetlerinin bulunup bulunmadığı noktasında çok önemli bir hukuki referans teşkil etmektedir. Anayasa kuralları gereği, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun meslekten çıkarma cezası dışındaki kararlarına karşı kural olarak yargı mercilerine başvurulamamaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi bu kararıyla, idare mahkemelerinin yasayı dar ve lafzi yorumlamasını aşarak, mesleğe kabul kararının idarece geri alınmasının fiilen ve hukuken meslekten çıkarma ile aynı sonucu doğurduğunu net bir şekilde tespit etmiştir. Bu tespit, idarenin tüm tasarruflarının yargı denetimine açılabilmesi ve mahkemeye erişim hakkının güvence altına alınması adına kritik bir adımdır.

Benzer davalardaki emsal etkisi bakımından karar, idari yargı mercilerinin görevsizlik veya incelenmeksizin ret kararı verirken şekilci yaklaşımlardan uzaklaşmaları gerektiğini göstermektedir. Kurulun kişileri mesleğe kabullerini geri alarak meslekten uzaklaştıran işlemleri, salt bir idari takdir veya basit bir disiplin cezası gibi değerlendirilemez. Hâkim ve savcılık teminatı çerçevesinde, kişilerin meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilip azledilmeleri sonucunu doğuran her türlü eylemli işlemin, Anayasa'nın öngördüğü istisna kapsamında yargı denetimine açılması şarttır. Bu içtihat, hukuk devleti ilkesini güçlendirerek idarenin keyfî işlemlerinin yargısal denetim mekanizmalarıyla dengelenmesini sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, stajlarını başarıyla tamamlayarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından mesleğe kabul edilen ve çeşitli mahkemelere hâkim veya savcı olarak atanan bir grup başvurucunun, bu kabul kararlarının daha sonra Kurul tarafından kaldırılması üzerine başlamıştır. Başvurucular, fiilen meslekten çıkarılmaları anlamına gelen bu kararlara karşı idare mahkemelerinde iptal davası açmıştır.

Ancak idare mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun söz konusu kararının Anayasa uyarınca yargı denetimi dışında kaldığını belirterek, uyuşmazlığın esasına girmeden davaları incelenmeksizin reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular; mesleğe kabulün kaldırılması kararının aslında bir meslekten çıkarma cezası olduğunu, savunmaları dahi alınmadan uygulanan bu işleme karşı mahkemelerin davayı reddetmekle en temel hakları olan mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkına odaklanmıştır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığın bağımsız ve tarafsız bir yargı mercii önüne taşınabilmesini ve etkili bir şekilde karara bağlanmasını güvence altına almaktadır.

Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan temel kural, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 159 hükmüdür. İlgili maddede, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağı; ancak meslekten çıkarma cezasına ilişkin olan kararların bu hükmün istisnası olduğu açıkça belirtilmiştir. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 139 uyarınca; hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasa'da gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamazlar. Yalnızca meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklı tutulmuştur.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarında, özellikle İsa Çetin Genel Kurul kararına atıf yapılarak, meslekten çıkarma cezasının hukuki niteliğinin tespitinde bu iki anayasal kuralın birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kurul işlemlerine karşı yargı yolunun açık olması istisnası, yalnızca disiplin mevzuatındaki isimsel cezaları değil, hâkim ve savcıların eylemleri nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilip azledilmeleri sonucunu doğuran her türlü tasarrufu kapsamaktadır. Sonuç olarak şeklen başka bir ad altında yapılsa da özü itibarıyla kişiyi azleden bu idari işlemler, mahkemelerin yargısal denetimine tabi tutulmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların mesleğe kabullerinin kaldırılması işleminin yargısal denetime tabi olup olmadığını anayasal güvenceler çerçevesinde incelemiştir. Başvurucular, yasal staj süreçlerini bitirip mesleğe kabul edilerek göreve başlamalarına rağmen, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından alınan sonradan bir kararla bu kabulleri iptal edilerek görevlerinden el çektirilmişlerdir.

İdare mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri, tesis edilen bu işlemlerin Anayasa'nın yargı yolunu açık tuttuğu "meslekten çıkarma" cezası kavramı içine girmediğini iddia etmiş ve yargı denetimi yapılamayacağını öne sürerek davaları incelenmeksizin usulden reddetmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, mesleğe kabul kararının kaldırılmasının fiilî ve hukuki sonuçlarını analiz etmiş, bu işlemin Anayasa'nın "meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler" hükmü kapsamında bir sonuç doğurduğunu açıkça tespit etmiştir.

Başvurucular hakkında Kurul tarafından alınan bu karar, isim olarak meslekten çıkarma cezası şeklinde formüle edilmemiş olsa da, kişiyi mesleğinden azleden nihai bir idari işlemdir. Fiilen ve hukuken meslekten çıkarma niteliğinde olan bir işlemin varlığına rağmen, derece mahkemelerinin bu işlemi yargı denetimine kapalı bir işlem olarak değerlendirmesi, başvurucuların hukuki iddialarını bir mahkeme önünde tartıştırma haklarını tamamen ellerinden almıştır. Mahkemelerin anayasal hükümleri böylesine dar ve kısıtlayıcı bir biçimde yorumlaması, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanunilik temelinden yoksun bırakılmasına yol açmıştır.

Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetler ise yeni yasal düzenlemeler ışığında öncelikle Tazminat Komisyonuna götürülmediği için başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle incelenememiştir. Ancak idare mahkemelerinin uyuşmazlığı çözümsüz bırakması asıl hak ihlali olarak görülmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mesleğe kabul kararının kaldırılması işleminin yargı denetimi dışında tutulamayacağı gerekçesiyle idare mahkemelerinin ret kararlarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: