Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ahmet Kandırmaz ve Muzaffer Bayram | BN....

Karar Bülteni

AYM Ahmet Kandırmaz ve Muzaffer Bayram BN. 2021/56627

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 2. Bölüm
Başvuru No 2021/56627
Karar Tarihi 30.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların iletişim kısıtlamaları kanuni dayanağa sahip olmalıdır.
  • Telefon dinleme işlemleri açık kurallarla düzenlenmelidir.
  • Kapalı görüşlerin dinlenmesi yasal güvencelere dayanmalıdır.
  • Mektupların kayıt altına alınması keyfiliğe kapalı olmalıdır.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların temel hak ve özgürlüklerine yönelik müdahalelerin sınırlarını hukuki bir çerçeveye oturtması bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle telefon görüşmelerinin, kapalı görüşlerin ve mektupların ceza infaz kurumu idaresi tarafından dinlenerek veya incelenerek kayıt altına alınması, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetine doğrudan bir müdahale niteliğindedir. Mahkeme, bu tür müdahalelerin ancak sınırları açık, öngörülebilir ve keyfiliğe karşı yeterli güvenceler sunan yasal düzenlemelerle yapılabileceğini açıkça ortaya koymuştur. İdarenin yalnızca genelgeler veya idari tasarruflarla bu hakları sınırlaması, anayasal güvencelerin ihlali sonucunu doğurmaktadır.

Benzer uyuşmazlıklarda bu karar, infaz hâkimlikleri ve ceza infaz kurumu idareleri için temel bir rehber niteliği taşımaktadır. Karar, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, yasal dayanak olmadan gerçekleştirilen genel ve sistematik dinleme, kaydetme veya UYAP sistemine aktarma işlemlerinin temel hakların ihlali olduğunu göstermektedir. Uygulamada, ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen iletişim denetimlerinin, yasal değişikliklerden önceki dönemler için hukukilik şartını taşımadığı vurgulanmıştır. Bu yönüyle karar, mahpusların geçmişe dönük hak arama taleplerinin değerlendirilmesinde mahkemelerin yasal değişikliklerin zaman bakımından uygulanmasına ve geçiş dönemindeki hukuki boşluklara dikkat etmeleri gerektiğini zorunlu kılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, ceza infaz kurumlarında tutulan Ahmet Kandırmaz ve Muzaffer Bayram'ın, kurum idaresinin bazı iletişim denetimi uygulamalarına karşı infaz hâkimliğine yaptıkları şikâyetlerden kaynaklanmaktadır. Başvurucular; telefon görüşmelerinin ve kapalı görüşlerinin idare tarafından sürekli ve sistematik olarak dinlenip kaydedilmesinin, ayrıca gönderdikleri ve aldıkları mektupların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) yüklenmesinin özel hayatlarını ve aileleriyle olan mahrem iletişimlerini ihlal ettiğini belirterek bu uygulamalara son verilmesini ve geçmiş kayıtların silinmesini talep etmişlerdir. İnfaz hâkimlikleri ise kurumun bu işlemlerinin ilgili mevzuata, yönetmeliklere ve bakanlık yazılarına uygun olduğunu belirterek başvurucuların taleplerini reddetmiştir. Kararların itiraz incelemesinden de geçerek kesinleşmesi üzerine başvurucular, haberleşme hürriyetleri ile özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Anayasa'nın özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını güvence altına alan 20. maddesi ile haberleşme hürriyetini düzenleyen 22. maddesini merkeze almıştır. Temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca mutlaka kanunla yapılması şarttır.

Ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların dış dünyayla ve aileleriyle iletişimlerinin denetlenmesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili ikincil mevzuat çerçevesinde yürütülmektedir. Ancak, bu müdahalelerin kanunilik şartını taşıyabilmesi için söz konusu yasal düzenlemelerin; müdahalenin kapsamını, süresini, kayıtların üçüncü kişilerin erişimine açılma şartlarını, verilerin imhasını ve gizliliğinin sağlanmasını açık ve detaylı kurallara bağlaması gerekmektedir.

Özellikle telefon görüşmelerinin dinlenerek kaydedilmesi hususunda, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını çizen ve keyfiliğe karşı yeterli güvence sunan kuralların bulunmaması, müdahalenin kanuni dayanağını ortadan kaldırmaktadır. Kapalı görüşlerin dinlenmesi ve kaydedilmesine ilişkin olarak ise, 7328 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5275 sayılı Kanun m.83 hükmüne eklenen fıkra öncesinde yasal bir zemin bulunmamaktaydı.

Aynı şekilde, mahpusların mektuplarının sakıncalı olup olmadığına bakılmaksızın tüm yazışmalarının sistematik bir biçimde taranarak UYAP'a kaydedilmesi uygulamasının da, 5275 sayılı Kanun m.68 hükmüne 7328 sayılı Kanun ile eklenen fıkra öncesinde yeterli bir kanuni dayanağı bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargı içtihatlarına göre, bu tür verilerin ne kadar süreyle saklanacağı ve hangi mercilerle paylaşılabileceği hususlarının kanunda somut olarak gösterilmemesi, özel hayata ve haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleleri anayasaya aykırı kılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucuların maruz kaldığı üç farklı iletişim denetimi uygulamasını ayrı ayrı değerlendirmiştir. İlk olarak telefon görüşmelerinin dinlenip kaydedilmesine yönelik şikâyetlerde; mahpusların telefon görüşmelerinin özel hayata dair mahrem konular ile kişisel veriler içerebileceği göz önüne alınmıştır. Kayıtların muhafazası, kullanımı ve idarenin takdir yetkisinin sınırlarını düzenleyen, muhataplarını keyfiliğe karşı koruyacak açık ve detaylı kanuni kuralların bulunmaması nedeniyle müdahalenin kanuni dayanağının olmadığı tespit edilmiştir.

İkinci olarak, kapalı görüşlerin dinlenmesi ve kaydedilmesi uygulaması incelenmiştir. Başvurucuların geçmişe dönük kayıtların silinmesi ve uygulamanın sonlandırılması yönündeki talepleri, bu alanda yasal bir dayanağın oluşturulduğu 25 Haziran 2021 tarihli yasa değişikliği öncesindeki dönemi de kapsamaktadır. İnfaz hâkimliklerinin şikâyetleri reddederken bu yasal değişiklik öncesindeki hukuki boşluğu dikkate almadığı ve yalnızca ilgili yönetmelik ile genelgelere dayandığı belirlenmiştir. Yasal bir dayanak olmaksızın kapalı görüşlerin kaydedilmesinin haberleşme hürriyeti ve özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği ortaya konulmuştur.

Son olarak mektupların UYAP'a kaydedilmesi hususunda, mahpusların yazışmalarının sakıncalı olup olmadığına bakılmaksızın sisteme aktarılmasının ciddi bir müdahale olduğu değerlendirilmiştir. Başvurucuların şikâyet tarihlerinde bu konuyu düzenleyen yasal bir dayanak sonradan yürürlüğe girmiş olsa da, başvurucuların geçmişe yönelik silme taleplerini inceleyen hâkimliklerin, uygulamanın yalnızca idari yazılara dayandırıldığı yasal boşluk dönemini irdelemediği saptanmıştır. İdarenin sınırları belirsiz takdir yetkisiyle mektupları sisteme kaydetmesi keyfiliğe açık bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: