Karar Bülteni
AİHM ABDÜL SAMED TERGEK BN. 39631/20
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 2. Bölüm |
| Başvuru No | 39631/20 |
| Karar Tarihi | 29.04.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal Yok |
| Karar Linki | HUDOC |
- Mahpusların bilgi edinme hakkı sınırlandırılabilir.
- İnternet çıktılarının cezaevine alınmaması ihlal oluşturmaz.
- Fotokopilerin denetimi idareye aşırı yük getirir.
- Bandrolsüz çıktılar cezaevi güvenliği için risktir.
Bu karar, cezaevinde bulunan mahpusların dışarıdan posta yoluyla internet çıktısı veya fotokopi formatında belge almalarının engellenmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi kapsamında korunan ifade ve bilgi edinme özgürlüğünü ihlal edip etmediği hususuna açıklık getirmesi bakımından hukuken büyük ve pratik bir önem taşımaktadır. Mahkeme, resmi bandrollü ve belli bir yayın süzgecinden geçmiş basılı edebi eserler ile internetten alınan çıktılar arasında net ve haklı bir ayrım yapmıştır. Bandrolsüz ve kaynağı belirsiz, kontrolü son derece güç olan fotokopilerin tek tek incelenmesinin, cezaevi güvenliğini sağlayan idare üzerinde orantısız ve baş edilemez bir idari yük oluşturacağı, dolayısıyla kurumun işleyişini sekteye uğratacağı kabul edilmiştir.
Kararın emsal etkisi, cezaevi idarelerinin kurumsal kapasiteleri ile mahpusların haberleşme ve bilgiye erişim hakları arasındaki hassas dengeyi idare lehine belirginleştirmesinde yatmaktadır. AİHM, Türkiye'deki Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili yerleşik ve istikrarlı içtihadını (Diyadin Akdemir kararı) benimseyerek, cezaevi yönetimlerinin terör ve güvenlik risklerini minimize etmek amacıyla fotokopi ve internet çıktılarına yönelik genel bir yasak uygulamasının demokratik bir toplumda gerekli ve kesinlikle orantılı olduğuna hükmetmiştir. Uygulamada bu karar, cezaevi idarelerinin resmi yayınlar dışındaki şahsi basılı materyalleri reddetme pratiğine uluslararası düzeyde çok güçlü bir hukuki zemin kazandırmakta ve mahpusların bilgiye erişiminde kütüphane, resmi satın alma veya onaylı ders kitabı gibi diğer yasal alternatiflerin son derece yeterli güvence sunduğunu teyit etmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Abdül Samed Tergek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Kocaeli T-Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Uyuşmazlık, başvurucunun eşi ve kız kardeşi tarafından posta yoluyla kendisine gönderilen ve içinde fizyoterapi egzersizleri ile gayrimenkul yönetimi kursuna ait internet çıktılarının bulunduğu mektupların cezaevi idaresi tarafından başvurucuya teslim edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Cezaevi Disiplin Kurulu, söz konusu internet çıktılarının kim tarafından ve ne amaçla basıldığının belli olmaması, cezaevi güvenliğini tehlikeye atma potansiyeli ve örgüt içi iletişimi kolaylaştırma riski taşıması gerekçeleriyle belgelerin alıkonulmasına karar vermiştir. Başvurucu, bu karara karşı infaz hakimliğine ve ağır ceza mahkemesine yaptığı itirazlardan sonuç alamamıştır. Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvurunun da açıkça dayanaktan yoksun bulunarak reddedilmesi üzerine, bilgi alma ve haberleşme hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı incelerken dayandığı temel hukuki metin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesidir. Bu madde, herkesin bilgi ve görüş alma ile bunları yayma özgürlüğüne sahip olduğunu, ancak bu hakların kamu güvenliği, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçlarla yasayla sınırlandırılabileceğini öngörmektedir.
İç hukukta ise temel dayanak, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'dur. Bu kanunun 5275 sayılı Kanun m.62 hükmü, mahpusların mahkemelerce yasaklanmamış süreli ve süresiz yayınları bedelini ödeyerek alma hakkını düzenlemektedir. Aynı kanunun 5275 sayılı Kanun m.68 hükmü ise mahpuslara gönderilen mektup ve faks gibi iletilerin cezaevi güvenliğini tehlikeye düşürmesi halinde idare tarafından alıkonulabileceğini açıkça belirtmektedir.
AİHM'nin yerleşik içtihatlarına göre, mahpuslar kural olarak özgürlükten yoksun bırakılma durumu dışındaki tüm temel hak ve özgürlüklerden yararlanmaya devam ederler. Bilgi ve görüş alma hakkı da bu korumanın içindedir. Ancak, bu hakkın kullanımı cezaevi ortamının gerektirdiği çok sıkı güvenlik tedbirleriyle uyumlu bir şekilde yürütülmelidir. Anayasa Mahkemesinin Diyadin Akdemir kararında geliştirdiği prensipler de uyuşmazlıkta temel alınmış ve AİHM tarafından referans kabul edilmiştir. Buna göre, internet çıktıları ve fotokopilerin 5275 sayılı Kanun m.62 kapsamında süreli veya süresiz yayın olarak değerlendirilemeyeceği, resmi editoryal denetimden geçmemiş bu tür kâğıt yığınlarının tek tek okunup incelenmesinin cezaevi idareleri ve mahkemeler üzerinde katlanılamaz, makul olmayan devasa bir idari yük oluşturacağı kabul edilmiştir. Ayrıca, bu tür denetimsiz belgelerin terör örgütleri tarafından şifreli ve gizli haberleşme aracı olarak kullanılabileceği ihtimali, alınan kısıtlayıcı idari tedbirlerin en temel hukuki zeminini oluşturmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucuya gönderilen internet çıktılarının teslim edilmemesinin, bilgi ve fikir alma hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Ancak bu müdahalenin, 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kanunla öngörüldüğü ve ulusal güvenlik, suçun önlenmesi ile cezaevinde düzenin sağlanması gibi meşru amaçlara dayandığı kabul edilmiştir.
Mahkeme, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığını değerlendirirken, Anayasa Mahkemesinin fotokopi ve internet çıktılarına ilişkin yaklaşımını dikkate almıştır. Binlerce tutuklu ve hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumlarında, rutin olarak gelen kitap ve dergilere ek olarak, dışarıdan gönderilen yüksek hacimli fotokopi ve internet çıktılarının içerik denetiminden geçirilmesinin, cezaevi personeli üzerinde olağanüstü bir iş yükü yaratacağı ve idari işleyişi sekteye uğratacağı tespit edilmiştir.
Resmi yayınevleri tarafından basılan ve dağıtılmadan önce belirli yasal standartlara uygunluğu denetlenen kitap ve süreli yayınların aksine, internet çıktıları ve fotokopiler hiçbir yayın öncesi süzgeçten geçmemektedir. Bu durum, özellikle terör suçlarından hükümlü kişilerin bulunduğu kurumlarda, devasa kâğıt yığınları arasına gizlenmiş şifreli mesajların veya örgütsel iletişimlerin sızdırılması riskini önemli ölçüde artırmaktadır.
Mahkeme ayrıca, başvurucunun bilgiye erişiminin tamamen engellenmediğini; cezaevi kütüphanesinden yararlanma, resmi yollardan kitap satın alma, ders kitaplarını temin etme ve belirli günlerde hediye kitap kabul etme gibi yasal ve güvenli alternatif yolların kendisine açık olduğunu vurgulamıştır. Dolayısıyla, sadece formatı nedeniyle uygulanan bu kısıtlamanın keyfi olmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, cezaevi güvenliğini ve işleyişini sağlamak amacıyla internet çıktısı ve fotokopilerin teslim edilmemesi yönündeki uygulamanın orantılı olduğuna ve Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.