Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Nazım Şafak Korkmaz | BN. 2021/32845

Karar Bülteni

AYM Nazım Şafak Korkmaz BN. 2021/32845

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü
Başvuru No 2021/32845
Karar Tarihi 29.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların beslenme şartları insan onuruna uygun olmalıdır.
  • Hastaların tıbbi diyet ihtiyacı iaşe bedeliyle sınırlanamaz.
  • Kötü muamele iddiaları mahkemelerce titizlikle incelenmelidir.
  • İdare ve yargı mercileri makul açıklama yükümlülüğü altındadır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların sağlık sorunları nedeniyle ihtiyaç duydukları özel beslenme gereksinimlerinin karşılanması yükümlülüğüne dikkat çekmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin gözetimi altındaki bireylerin temel yaşam ihtiyaçlarının, özellikle de tıbbi zorunluluk arz eden diyet uygulamalarının, idari mazeretler veya bütçe kısıtlamaları gerekçe gösterilerek göz ardı edilemeyeceğini vurgulamıştır. Bireylerin devlet kontrolünde bulunması, idareye onların yaşam hakkı ve vücut bütünlüklerini koruma yönünde güçlü bir pozitif yükümlülük yüklemektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar infaz hâkimliklerinin şikayetleri incelerken nasıl bir yöntem izlemesi gerektiğine dair net bir çerçeve çizmektedir. Yargı mercilerinin, mahpusların beslenme ve sağlık sorunlarına ilişkin iddialarını incelerken sadece cezaevi idaresinin sunduğu örnek listelerle yetinmemesi, detaylı bir araştırma yapması gerektiği ortaya konulmuştur. Emsal teşkil eden bu içtihat sayesinde, sağlık durumu özel beslenme gerektiren mahpusların hak arama süreçlerinde infaz hâkimliklerinin daha derinlemesine, bağımsız ve titiz bir usul denetimi yapması zorunlu hâle gelmiştir. Bu durum, uygulamada idarenin hesap verilebilirliğini artıracak ve kötü muamele yasağının usul güvencelerini güçlendirecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucu, yaklaşık üç yıl önce kendisine gastrit teşhisi konulduğunu ve tedavisi için özel bir diyet listesi verildiğini belirtmiştir. Ancak, cezaevi idaresinin belli bir tarihten sonra günlük iaşe bedelini gerekçe göstererek diyet listesine uygun besin sağlamadığını, ana ve ara öğünlerin miktar ve içerik olarak eksik verildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, yasaklı yiyeceklerin öğünlerde sunulması ve yetersiz beslenme nedeniyle sürekli kilo kaybettiğini, mevcut cezaevi uygulamalarının sağlığını açıkça tehlikeye attığını öne sürerek bu duruma karşı infaz hâkimliğine şikayet davası açmıştır. İnfaz hâkimliğinin, cezaevi idaresinin verdiği yüzeysel bilgileri ve birkaç örnek yemek listesini yeterli görerek detaylı bir tıbbi ve idari inceleme yapmadan şikayeti reddetmesi üzerine hukuki süreç Anayasa Mahkemesine taşınmıştır. Uyuşmazlığın temelini, başvurucunun hastalığına uygun diyet yemeği taleplerinin karşılanıp karşılanmadığı ve bu yöndeki iddiaların yargı makamlarınca özenle incelenip incelenmediği hususu oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu düzenler. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan kötü muamele yasağı, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağını, insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağını emreder. Bu yasak mutlak bir haktır ve olağanüstü hâllerde dahi askıya alınamaz.

Tutuklu ve hükümlülerin devletin kontrolü altında bulunması, onların insan onuruna yakışır şartlarda tutulmasını zorunlu kılar. Özgürlükten mahrum bırakılmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem ve sıkıntının ötesinde, kişilere eziyet verecek durumlardan kaçınılmalıdır. Bu bağlamda, mahpusların sağlık ve esenliklerinin yeterli düzeyde güvence altına alınması, ihtiyaç duydukları tıbbi bakım ile uygun beslenme şartlarının sağlanması devletin pozitif yükümlülüklerindendir. Özel sağlık durumu bulunan kişilere, doktorların veya diyetisyenlerin uygun gördüğü listelere göre beslenme imkânı sunulmalıdır.

Kötü muamele yasağı sadece maddi boyutuyla değil, aynı zamanda usul boyutuyla da korunmaktadır. İdare veya yargı mercileri, kişilerin kötü muameleye uğradıklarına ilişkin savunulabilir iddialarını titizlikle ve etkili bir biçimde soruşturmakla yükümlüdür. Ayrıca, Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliği'nin 9. maddesi, hasta mahpuslara hekimlerin belirleyeceği besinlerin verilmesini emretmekte ve bu tıbbi zorunluluğun iaşe bedeli sınırına tabi tutulamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun gastrit hastalığı nedeniyle kendisine önerilen diyet listesine uygun yemek verilmediği ve sağlığının tehlikeye atıldığı yönündeki iddialarını detaylıca incelemiştir. Başvurucu, idarenin iaşe bedelini gerekçe göstererek diyetini aksattığını ve ciddi kilo kaybı yaşadığını öne sürmüştür. İnfaz Hâkimliği ise yalnızca cezaevi idaresinden alınan genel bilgiler ve birkaç günlük örnek yemek listesiyle yetinerek şikayeti reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, İnfaz Hâkimliğinin şikayeti incelerken sergilediği tutumu oldukça eksik ve yetersiz bulmuştur. Hâkimliğin, öncelikle başvurucuya ait diyet listesinin tedavisini üstlenen doktor tarafından resmi olarak düzenlenip düzenlenmediğini araştırması gerektiği vurgulanmıştır. Eğer böyle bir tıbbi gereklilik varsa, şikayete konu olan tarih aralığındaki tüm yemek listelerinin temin edilmesi, başvurucuya yasaklı olan yiyeceklerin verilip verilmediğinin denetlenmesi ve iddia edildiği gibi bir kilo kaybı yaşanıp yaşanmadığının tıbbi olarak tespit edilmesi gerekirdi.

Ayrıca, ilgili mevzuat gereğince hasta mahpusların tedavileri için zorunlu olan diyet besinlerinin temininin günlük iaşe bedeli kısıtlamalarına tabi tutulamayacağı gerçeği Hâkimlik tarafından bütünüyle göz ardı edilmiştir. Sadece idarenin beyanlarına dayanılarak, şikayetçinin iddialarının doğruluğunu test edecek asgari ve titiz araştırmalar yapılmadan davanın reddedilmesi, kötü muamele yasağı kapsamında devlete düşen etkili inceleme yapma usul yükümlülüğünün açıkça ihlali olarak değerlendirilmiştir. Eksik araştırma sebebiyle, uygulamanın maddi boyutta bir ihlal yaratıp yaratmadığı hususu ise Anayasa Mahkemesince bu aşamada tespit edilememiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahpusun sağlık ve beslenme hakkına ilişkin iddiaların yargı makamlarınca titizlikle incelenmemesi nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutuyla ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: