Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Melik Müjdeci Kararı 2022/27185 B.

Anayasa Mahkemesi Melik Müjdeci Kararı 2022/27185 B.

Bu karar, mülki idari makamlar tarafından alınan genel nitelikli yasaklama kararlarının, barışçıl nitelikteki ifade ve düşünce açıklamalarına uygulanmasının hukuki sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Somut uyuşmazlıkta, valilik tarafından etkinliklerin geçici olarak izne bağlanması kararına aykırı hareket edilerek bildiri dağıtılması eylemine uygulanan idari para cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, eylemin tamamen barışçıl olması ve kamu düzenini bozucu somut hiçbir tehlike yaratmaması hâlinde, salt şeklî bir emre aykırılığın temel haklara müdahale için yeterli bir gerekçe oluşturmayacağını kesin bir dille hüküm altına almıştır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/27185
Karar Tarihi 29.04.2025
Taraf Melik Müjdeci
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Barışçıl eylemlere idari para cezası verilemez.
  • gavel İfade biçimi ve araçları anayasal koruma altındadır.
  • gavel Salt şeklî emre aykırılık müdahaleyi haklı kılmaz.
  • gavel Cezalandırma ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratır.

Bu karar, mülki idari makamlar tarafından alınan genel nitelikli yasaklama kararlarının, barışçıl nitelikteki ifade ve düşünce açıklamalarına uygulanmasının hukuki sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Somut uyuşmazlıkta, valilik tarafından etkinliklerin geçici olarak izne bağlanması kararına aykırı hareket edilerek bildiri dağıtılması eylemine uygulanan idari para cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, eylemin tamamen barışçıl olması ve kamu düzenini bozucu somut hiçbir tehlike yaratmaması hâlinde, salt şeklî bir emre aykırılığın temel haklara müdahale için yeterli bir gerekçe oluşturmayacağını kesin bir dille hüküm altına almıştır.

Benzer davalar açısından bu kararın güçlü emsal etkisi, genel güvenlik veya kamu düzeni gerekçesiyle idare tarafından alınan yasaklama kararlarının kolluk kuvvetleri ve sulh ceza hâkimlikleri tarafından nasıl yorumlanması gerektiği noktasında kendini göstermektedir. Karar, idari yaptırımların temel hak ve özgürlükleri kullanma noktasında bireyler üzerinde caydırıcı etki yaratmaması gerektiğine özel olarak işaret etmektedir. Bu yönüyle uygulama mercilerinin, salt izinsiz olduğu gerekçesiyle her eyleme otomatik olarak yaptırım uygulamak yerine, eylemin barışçıl olup olmadığını ve kamu düzenine olan gerçek etkisini dikkatle değerlendirmeleri yönünde önemli bir içtihat prensibi ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Batman Valiliği, şehir genelindeki tüm etkinlik ve bildiri dağıtımlarını belirli bir süreliğine izne bağlamıştır. Bu süreçte yerel bir gazetenin sosyal medya hesabında yayımlanan görüntülerden yola çıkan kolluk kuvvetleri, bir siyasi partinin il yöneticisi olan başvurucunun cami çıkışında vatandaşlara broşür dağıttığını tespit etmiştir. İlgili idari karara aykırı hareket ettiği ve izin almadan broşür dağıttığı gerekçesiyle başvurucu hakkında idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucu, eylemin kabahat olarak kanunlarda düzenlenmediğini ve uygulanan cezanın haksız olduğunu belirterek cezanın iptali için sulh ceza hâkimliğine itiraz etmiştir. Hâkimliğin, valilik kararına uyulmadığı gerekçesiyle itirazı kesin olarak reddetmesi üzerine başvurucu, idari para cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle müdahalenin kanuni dayanağı olan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.32 hükmünü dikkate almıştır. Bu madde, yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun olarak verilen emirlere aykırı davranılmasını idari yaptırıma bağlamaktadır. Aynı zamanda 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu m.11 hükümleri çerçevesinde valiliklerin aldıkları kararların, anayasal sınırlar içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Mahkemenin dayandığı en temel anayasal kural, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenleyen Anayasa'nın 26. maddesidir. Söz konusu madde, herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya "başka yollarla" tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu güvence altına almaktadır. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, vatandaşlara broşür veya bildiri dağıtmak suretiyle ifade özgürlüğünün kullanılması, hiç şüphesiz bu hakkın koruma alanına dâhildir.

Yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, barışçıl bir eylem nedeniyle idari para cezası verilmesi, temel hakka yönelik açık bir müdahale teşkil etmekte ve bu tür cezalar ifade özgürlüğünü kullanan kişiler üzerinde caydırıcı bir etki doğurabilmektedir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun sayılabilmesi için, gerçekleştirilen eylemin kamu düzenini gerçekten bozup bozmadığı veya kamu düzeni açısından ciddi bir bozulma tehlikesi yaratıp yaratmadığı titizlikle incelenmelidir. Salt şeklî olarak usule uygun verilmiş bir idari emre aykırı davranılması, söz konusu eylem barışçıl olduğu ve bir taşkınlık yaşanmadığı sürece temel hakların sınırlandırılması ve cezai yaptırım uygulanması için tek başına yeterli bir meşru zemin oluşturmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuya uygulanan idari para cezasını Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik doğrudan bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Kolluk görevlilerince bir süre sonra sosyal medya üzerinden yapılan araştırma sonucu tespit edilen broşür dağıtma eyleminde, başvurucunun kamusal faaliyetleri aksattığına, kamu düzenini bozduğuna veya bu yönde herhangi bir tehlike yarattığına dair hiçbir somut bulguya rastlanmamıştır. Üstelik dağıtılan broşür içeriğinin herhangi bir suç unsuru taşıdığına dair adli bir soruşturma da başlatılmamış, dağıtım eylemi tamamen barışçıl sınırlar içinde kalmıştır.

Olayın bütününe bakıldığında, broşür dağıtma fiilinin sükunet içinde gerçekleştirildiği ve kolluk güçlerinin fiilî bir müdahalesini gerektiren hiçbir asayiş sorunu yaşanmadığı açıktır. Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğünün yalnızca düşüncenin içeriğini değil, o düşüncenin aktarılma biçimlerini, yani eldeki uyuşmazlıkta olduğu gibi broşür dağıtma yöntemini de kapsadığını önemle hatırlatmıştır. Barışçıl gösteri veya bildiri dağıtma gibi hak kullanımlarının, idari yasaklama kararlarına şeklen aykırı olması gerekçesiyle hemen cezalandırılması, bu hakkı kullanan bireyler üzerinde ileride de benzer etkinliklere katılmama yönünde caydırıcı bir etkiye sebep olmaktadır.

Gerek olay anında düzenlenen kolluk tutanaklarında gerekse idari para cezasına yapılan itirazı reddeden sulh ceza hâkimliğinin kararında, uygulanan idari yaptırımın demokratik bir toplumda hangi zorunlu ihtiyacı karşıladığına dair tatmin edici bir açıklama getirilmemiştir. İfade özgürlüğü ile kamu düzeninin sağlanması hedefleri arasında kurulması gereken adil denge, somut olayda başvurucu aleyhine ölçüsüz bir şekilde bozulmuştur. Herhangi bir şiddet içermeyen ve tehlike oluşturmayan bir eyleme ceza kesilmesi, hukuka uygun bir müdahale olarak kabul edilmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın ilgili mahkemeye gönderilmesini kabul etmiştir.

Valilik yasakladı diye sokakta broşür dağıttığım için ceza yer miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, valilikler tarafından alınan genel nitelikli etkinlik veya bildiri dağıtma yasaklarına sırf şeklen aykırı davrandığınız için size idari para cezası verilmesi hukuka aykırı olabilir. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, Anayasa'nın 26. maddesi ile güvence altına alınmıştır ve vatandaşlara söz, yazı, resim veya başka yollarla broşür veya bildiri dağıtmak bu hakkın koruma alanına dâhildir. Eğer eyleminiz tamamen barışçıl nitelikteyse, kamu düzenini bozucu somut hiçbir tehlike yaratmıyorsa ve içeriğinde suç teşkil eden bir unsur bulunmuyorsa, sadece mülki idare amirinin izni olmaması temel haklara müdahale için meşru bir zemin oluşturmaz. Salt şeklî bir emre aykırılık gerekçesiyle kesilen idari para cezaları, ifade özgürlüğünü ihlal niteliği taşımaktadır.
Hiçbir taşkınlık yapmadan sessizce bildiri dağıttım, bana kesilen ceza yasal mı? expand_more
Hayır, tamamen barışçıl ve herhangi bir taşkınlık içermeyen bir eylem için salt şekli emirlere aykırılıktan kesilen idari para cezası hukuka uygun kabul edilmemektedir. Anayasa Mahkemesi, eylemin sükunet içinde gerçekleştiği, kolluk kuvvetlerinin fiilî bir müdahalesini gerektiren hiçbir asayiş sorununun yaşanmadığı ve kamusal faaliyetlerin aksatılmadığı durumlarda uygulanan cezaları ölçüsüz bulmaktadır. Özellikle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesine dayanılarak verilen cezaların, temel hak ve özgürlükleri kullanan kişiler üzerinde caydırıcı bir etki doğurduğu ve bu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uymadığı açıkça vurgulanmaktadır. Şiddet içermeyen ve tehlike oluşturmayan bir fiile ceza kesilmesi hukuka aykırı bir müdahaledir.
Sırf valilik izni yok diye barışçıl bir etkinliğe katılmak suç mu sayılır? expand_more
Etkinliğe katılmak veya broşür dağıtmak gibi eylemler, sadece valilik kararına veya iznine uyulmadığı gerekçesiyle otomatik olarak suç veya cezalandırılabilir bir kabahat olarak görülemez. Uygulama mercileri, kolluk kuvvetleri ve sulh ceza hâkimlikleri, bir eylemi değerlendirirken sadece izinsiz olup olmadığına değil; eylemin barışçıl olup olmadığına ve kamu düzenine gerçek anlamda bir zarar verip vermediğine bakmak zorundadır. Dağıtılan materyalin suç unsuru taşımadığı, hakkında adli bir soruşturma başlatılmadığı ve olayın tamamen barışçıl sınırlar içinde kaldığı durumlarda kamu düzeninin bozulduğu veya tehlikeye düştüğü iddia edilemez. İfade özgürlüğü ile kamu düzeninin sağlanması hedefleri arasında adil bir denge kurulması zorunludur.
İzin almadan bildiri dağıttım diye kesilen cezayı Anayasa Mahkemesi iptal eder mi? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesi iç hukuk yollarını tükettikten sonra yapacağınız bireysel başvurularda, bu tür olaylar için ihlal kararı vererek haksız kesilen cezanın iptal edilmesinin yolunu açmaktadır. Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğünün yalnızca düşüncenin soyut içeriğini değil, o düşüncenin aktarılma biçimlerini (örneğin broşür dağıtma yöntemini) de anayasal koruma kapsamında değerlendirir. Sulh ceza hâkimliklerinin, kesilen idari para cezasına yapılan itirazları idarenin demokratik toplumdaki zorunlu ihtiyacını açıklamadan salt usule aykırılık gerekçesiyle kesin olarak reddetmesi hak ihlali sayıldığından; Yüksek Mahkeme, yeniden yargılama yapılması amacıyla kararı ilgili derece mahkemesine göndermektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir