Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Sultan Yılmaz Kararı 2022/103774 B.

Anayasa Mahkemesi Sultan Yılmaz Kararı 2022/103774 B.

Bu karar, idari para cezalarına karşı yapılan itirazlarda sulh ceza hâkimliklerinin inceleme ve araştırma yükümlülüğünün sınırlarını çizmesi ile gerekçeli karar hakkının yargılamadaki kritik rolünü bir kez daha ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir anlam taşımaktadır. Yargı mercileri, önlerine gelen uyuşmazlıklarda yalnızca şeklî bir denetim yapmakla veya idarenin sunduğu belgeleri peşinen doğru kabul etmekle yetinemez. Tarafların sunduğu ve davanın kaderini bütünüyle değiştirebilecek nitelikteki temel delilleri, belgeleri ve esaslı iddiaları kararlarında açıkça tartışmak ve karşılamak zorundadır. Aksi hâlde, adaletin tecellisi zedelenecek ve anayasal bir güvence olan adil yargılanma hakkı açıkça ihlal edilmiş olacaktır.
search

Anayasa Mahkemesi
Sultan Yılmaz Kararı 2022/103774 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/103774
Karar Tarihi 17.02.2026
Taraf Sultan Yılmaz
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Mahkeme kararları yeterli ve ilgili gerekçe içermelidir.
Davanın sonucunu etkileyecek esaslı iddialar mutlaka karşılanmalıdır.
Eksik incelemeyle hüküm tesisi adil yargılanmayı zedeler.
Kanun yolu mercileri esaslı itirazları incelemekle yükümlüdür.

Bu karar, idari para cezalarına karşı yapılan itirazlarda sulh ceza hâkimliklerinin inceleme ve araştırma yükümlülüğünün sınırlarını çizmesi ile gerekçeli karar hakkının yargılamadaki kritik rolünü bir kez daha ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir anlam taşımaktadır. Yargı mercileri, önlerine gelen uyuşmazlıklarda yalnızca şeklî bir denetim yapmakla veya idarenin sunduğu belgeleri peşinen doğru kabul etmekle yetinemez. Tarafların sunduğu ve davanın kaderini bütünüyle değiştirebilecek nitelikteki temel delilleri, belgeleri ve esaslı iddiaları kararlarında açıkça tartışmak ve karşılamak zorundadır. Aksi hâlde, adaletin tecellisi zedelenecek ve anayasal bir güvence olan adil yargılanma hakkı açıkça ihlal edilmiş olacaktır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle yabancılar hukukundan kaynaklanan ve idare tarafından tek taraflı tutanaklarla kesilen yüksek miktarlı idari para cezalarını konu alan uyuşmazlıklarda kendini net bir biçimde gösterecektir. Mülk sahiplerinin, evlerini kiraladıkları kişilerin hukuki statüsüne dair sundukları resmi belgelerin ve kira sözleşmelerinin, itiraz mercileri tarafından titizlikle incelenmesi gerektiği bu kararla perçinlenmiştir. Uygulamadaki önemi ise, vatandaşların idari yaptırımlara karşı hak arama hürriyetlerini kullanırken mahkemelerin eksik incelemeye dayalı, basmakalıp şablon gerekçelerle ret kararı vermesinin önüne geçecek son derece güçlü bir anayasal standart sağlamasında yatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, mülkiyetinde bulunan bir daireyi kiraya vermiştir. Kolluk kuvvetleri tarafından, bu dairede kimliksiz yabancı uyruklu şahısların kaldığı yönündeki bir ihbar üzerine adrese gidilerek tutanak tutulmuş ve evde yasa dışı bulunan çok sayıda yabancı uyruklu şahıs tespit edilmiştir. Bunun üzerine Bağcılar Kaymakamlığı, evini geçerli yasal belgesi olmayan yabancılara kiraladığı gerekçesiyle mülk sahibi başvurucuya 79.794 TL idari para cezası uygulamıştır.

Başvurucu, söz konusu daireyi aslında geçici koruma kimlik belgesi bulunan ve yasal olarak Türkiye'de ikamet eden yabancı uyruklu E.E.A. isimli bir şahsa kiraladığını, evinin uzak olması nedeniyle daireyi sürekli kontrol etme imkânı olmadığını ve içerideki düzensiz göçmenlerden kesinlikle haberdar olmadığını ileri sürerek sulh ceza hâkimliğine itirazda bulunmuştur. İtiraz dilekçesiyle birlikte kira sözleşmesini ve kiracısının yasal kimlik belgesini de mahkemeye sunmuştur. Uyuşmazlık, sulh ceza hâkimliğinin bu kritik belgeleri hiç değerlendirmeden ve başvurucunun iddialarını incelemeden cezayı hukuka uygun bularak itirazı reddetmesi üzerine, başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmasından doğmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bunun ayrılmaz bir parçası olan gerekçeli karar hakkı prensiplerine odaklanmıştır. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlayan temel bir yargısal güvencedir.

Uyuşmazlığın maddi temelini oluşturan idari yaptırım işlemi, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 102/2 hükmüne dayanmaktadır. Bu yasal düzenleme, geçerli seyahat belgesi, Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamlarından verilmiş yabancı kimlik kartı, ikamet izni veya geçerli yol izin belgesi olmayan yabancı şahıslara mülkiyetindeki gayrimenkulü kiralayanlara yönelik idari para cezası uygulanmasını öngörmektedir.

Yerleşik anayasal içtihatlara göre, mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu doğrudan etkileme potansiyeline sahip iddia ve itirazlar hakkında, delillerle nedensellik bağı kurularak yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz, yüzeysel değerlendirmelere kararda yer verilmesi gerekçeli karar hakkıyla kesinlikle bağdaşmaz. Kanun yolu incelemesi yapan mercilerin de, ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazları mutlaka titizlikle değerlendirmesi gerekmektedir. Esaslı nitelikteki bu savunmaların cevapsız bırakılması, doğrudan doğruya gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açan bir usul eksikliğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda geçerli yasal belgesi olmayan yabancı şahıslara mülkiyetindeki gayrimenkulü kiraladığı gerekçesiyle başvurucu hakkında uygulanan idari para cezasına karşı yapılan itirazı ve mahkemelerin inceleme sürecini mercek altına almıştır. İtirazı değerlendiren sulh ceza hâkimliği, evde kolluk tutanağı ile tespit edilen otuz yabancı şahsa gayrimenkulün kiralandığı gerekçesiyle idari yaptırım kararının kanuna uygun olduğu sonucuna vararak itirazı reddetmiştir. Oysa başvurucu, itiraz dilekçesinde söz konusu daireyi yasal kalış hakkı olan ve geçici koruma kimlik belgesi bulunan yabancı uyruklu E.E.A. isimli şahsa kiraladığını açık ve net bir biçimde beyan etmiş, buna dair kira sözleşmesini ve söz konusu şahsın yasal kimlik belgesini dosyaya sunmuştur.

Yüksek Mahkeme, geçerli belgesi olmayan yabancılara gayrimenkul kiralanmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta, kişinin mülkiyetindeki daireyi hukuken kime kiraladığının tespitinin esasa etki eden en önemli unsur olduğunu tespit etmiştir. Başvurucunun sunduğu kira sözleşmesi ve kiracının kimlik belgesi, idari yaptırımın iptalini gerektirebilecek ve davanın sonucunu tamamen değiştirebilecek nitelikte kritik delillerdir. Buna rağmen derece mahkemelerinin kararlarında, başvurucunun dosyaya sunduğu bu resmi belgelere ve kiralama ilişkisinin gerçek tarafına dair en ufak bir değerlendirme dahi yer almamaktadır.

İtiraz mercileri, başvurucunun bu somut ve esaslı iddialarına yanıt vermekten kaçınarak, yalnızca idarenin tutanaklarını esas alıp eksik inceleme ile karar tesis etmiştir. Başvurucunun iddiasını destekleyebilecek mahiyette güçlü argümanlar sunmasına rağmen, yargı makamlarınca bu durumun gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak tartışılmaması ve iddialara hiçbir şekilde cevap verilmemesi, yargılamanın hakkaniyetini kökten zedelemiştir. Yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında, hâkimlik ve itiraz mercilerinin davanın sonucuna doğrudan etki edecek hususlar hakkında sessiz kaldığı ve kararın bu sebeple anayasal standartlarda bir gerekçeden yoksun olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğinin tespitiyle yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.

Evimi kiraladığım kişi evi kaçak göçmenle doldurmuş, ceza bana kesildi. Ne yapmalıyım? expand_more
İdare tarafından şahsınıza kesilen bu yüksek miktarlı idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz başvurusunda bulunmalısınız. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca, geçerli seyahat belgesi, ikamet izni veya kimlik kartı bulunmayan yabancılara mülkiyetindeki evi kiralayan kişilere idari yaptırım uygulanmaktadır. Ancak siz evinizi yasal olarak Türkiye'de bulunan, örneğin geçici koruma kimlik belgesine sahip bir kişiye kiraladıysanız, bu kiralama ilişkisini ispatlayan kira sözleşmesini ve kiracınızın yasal kimlik belgesini mahkemeye delil olarak mutlaka sunmalısınız. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, kişinin mülkiyetindeki daireyi hukuken kime kiraladığının tespit edilmesi, bu tür uyuşmazlıklarda esasa etki eden ve davanın sonucunu tamamen değiştirebilecek en önemli unsurdur.
Mahkeme sunduğum kira sözleşmesini hiç dikkate almadan cezamı onadı, bu yasal mı? expand_more
Hayır, mahkemenin bu tutumu hukuka ve anayasal haklarınıza açıkça aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında, mahkemelerin gerekçeli karar hakkına riayet etmesi mutlak bir zorunluluktur. Yargı mercileri, uyuşmazlıklarda sadece şeklî bir denetim yapmakla yetinemez veya idarenin kolluk kuvvetlerince tuttuğu tutanakları sorgusuz sualsiz peşinen doğru kabul edemez. Sizin dosyanıza sunduğunuz kira sözleşmesi ve kiracının yasal kimliği, davanın kaderini bütünüyle değiştirebilecek nitelikteki temel delillerdir ve kanun yolu mercileri bu belgeleri kararlarında açıkça tartışmakla yükümlüdür. Mahkemenin, sunduğunuz bu esaslı iddialara yanıt vermekten kaçınarak ve delillerinizi değerlendirmeyerek eksik incelemeyle ret kararı vermesi gerekçeli karar hakkının ihlalidir.
Mahkeme itirazımı reddederken basmakalıp, şablon gerekçeler kullandı. Hakkım yendi mi? expand_more
Evet, mahkemenin temel savunmalarınızı ve delillerinizi tartışmadan basmakalıp ifadelerle karar vermesi, yargılamanın hakkaniyetini kökten zedeleyen bir durumdur. Yerleşik anayasal içtihatlar uyarınca, mahkeme kararlarının mutlaka davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile sizin tarafınızdan ileri sürülen iddialar hakkında nedensellik bağı kurularak yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın özüyle ve maddi gerçekliğiyle ilgisiz, yüzeysel değerlendirmelere veya basmakalıp şablon gerekçelere yer verilmesi, doğrudan doğruya gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açan ciddi bir usul eksikliğidir. Hâkimlik ve itiraz mercilerinin, davanın sonucuna doğrudan etki edecek hususlarda sessiz kalması anayasal standartlarda bir gerekçeden yoksunluk oluşturur ve bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir