Anasayfa Karar Bülteni AYM | Serkan Çayır | BN. 2021/57983

Karar Bülteni

AYM Serkan Çayır BN. 2021/57983

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/57983
Karar Tarihi 10.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahkeme kararları yeterli ve doyurucu gerekçe içermelidir.
  • Davanın sonucuna etkili iddialar kararda mutlaka karşılanmalıdır.
  • Kanun yolu mercileri esaslı itirazları gerekçelendirmekle yükümlüdür.
  • Gerekçesiz kararlar adil yargılanma hakkını ihlal eder.

Bu karar, idari yargılamalarda taraflarca sunulan ve uyuşmazlığın çözümünde kritik öneme sahip olan somut delillerin mahkemeler tarafından dikkate alınmamasının adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkını ihlal edeceğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin daha önce ödediği tazminatların ve bağladığı malullük aylıklarının, kişinin sonradan aldığı ve kalıcı iş gücü kaybını tespit eden güncel sağlık raporunu ne şekilde karşıladığının mahkemelerce teknik ve hukuki olarak açıklanması gerektiğini vurgulamıştır. Derece mahkemelerinin, uyuşmazlığın özünü oluşturan temel belgelere ve iddialara sessiz kalması, hukuki denetimin sağlıklı yapılamamasına yol açmaktadır.

Karar, benzer nitelikteki tam yargı davaları ve tazminat talepleri için son derece önemli bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle terör olayları veya askeri operasyonlar neticesinde yaralanarak malul olan personelin, yıllar sonra ortaya çıkan kalıcı psikolojik rahatsızlıklar veya fiziksel arazlar nedeniyle talep ettiği ek tazminatların değerlendirilmesinde, güncel hastane raporlarının mahkemelerce titizlikle incelenmesi ve kararda tartışılması zorunludur. İlk derece mahkemelerinin eksik bıraktığı gerekçelendirme yükümlülüğünün kanun yolu mercileri tarafından da şablon onama kararlarıyla geçiştirilmesi ihlalin boyutunu derinleştirmektedir. Uygulamada, derece mahkemelerinin genel geçer ifadeler yerine tarafların sunduğu somut delillere özgü, denetime elverişli gerekçeler yazması gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Şırnak'ta uzman çavuş olarak görev yaparken 2009 yılında teröristlerce yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu yaralanan başvurucu, olaydan yıllar sonra travma sonrası stres bozukluğu yaşamaya başlamış ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden vazife malulü olarak ayrılmıştır. İdare tarafından kendisine belli miktarlarda nakdi tazminat ödenmiş ve malullük aylığı bağlanmıştır. Ancak başvurucu, Ankara Şehir Hastanesinden yüzde kırk üç oranında çalışma gücü kaybı yaşadığını belirten güncel bir sağlık raporu alarak bu engellilik durumundan doğan maddi ve manevi zararlarının karşılanması amacıyla Millî Savunma Bakanlığına başvurmuştur. Talebinin zımnen reddedilmesi üzerine tam yargı davası açmıştır. Uyuşmazlık, başvurucunun sunduğu güncel çalışma gücü kaybı raporunun ilk derece mahkemesince değerlendirilmemesi, maddi tazminat talebinin daha önce yapılan ödemeler gerekçe gösterilerek reddedilmesi ve bu eksik gerekçeli kararın istinaf aşamasında da incelenmeden onanmasından kaynaklanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı üzerinde durmuştur. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın yetkili mercilerce denetlenmesini hedeflemektedir.

Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu doğrudan etkileme potansiyeline sahip iddia ve itirazlar hakkında delillerle somut bir bağ kurularak yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın maddi ve hukuki sorunlarıyla tamamen ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi veya davanın kaderini değiştirecek nitelikteki rapor ve belgelere hiç değinilmemesi, gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır.

Kanun yolu incelemesi yapan istinaf veya temyiz mercilerinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya kararına atıf yaparak yansıtması kural olarak yeterli görülebilmektedir. Ancak, ilk derece mahkemesince karşılanmayan ve davanın sonucunu değiştirebilecek esaslı iddia ve itirazların, kanun yolu merciince de hiçbir şekilde değerlendirilmemesi ve gerekçesiz bırakılması, adil yargılanma hakkının ihlaline doğrudan yol açmaktadır. Somut olayda 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca idarece yapılmış olan ödemelerin, başvurucunun sunduğu engellilik raporundaki kayıp oranını ne ölçüde karşıladığı hususu temel hukuki kural ve tartışma noktasını oluşturmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelediğinde, başvurucu hakkında Ankara Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen ve 2009 yılında yaşadığı patlama olayı ile bağlantılı olarak travma sonrası stres bozukluğu teşhisiyle çalışma gücü kaybı oranının yüzde kırk üç olduğunu açıkça ortaya koyan raporun yargılama dosyasına sunulduğunu tespit etmiştir. Başvurucu, bu rapora dayanarak çalışma gücü kaybının tazmin edilmesini talep etmiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi kararında bu güncel rapora hiçbir şekilde değinilmemiş, raporun neden hükme esas alınmadığı veya davanın sonucuna neden etki etmediği açıklanmamıştır.

İlk derece mahkemesi sadece, idare tarafından 3713 sayılı Kanun, 2330 sayılı Kanun ve 5434 sayılı Kanun uyarınca başvurucuya geçmişte yapılan ödemeler ile bağlanan vazife malullüğü aylığını gerekçe göstererek aktif ve pasif dönemde maddi bir zararın bulunmadığı sonucuna varmıştır. Ancak, ödenen bu tutarların ve bağlanan aylıkların, başvurucunun sonradan dosyaya sunduğu raporda tespit edilen yüzde kırk üçlük engellilik ve çalışma gücü kaybı oranını nasıl ve ne ölçüde karşıladığına dair hiçbir hesaba, bilirkişi incelemesine veya hukuki tartışmaya yer verilmemiştir. Yüksek Mahkemeye göre, idarece sağlanan parasal menfaatlerin raporda belirtilen iş gücü kaybını tamamen karşılayıp karşılamadığının mahkeme tarafından teknik verilerle titizlikle değerlendirilerek somutlaştırılması zorunludur.

Bunun yanı sıra, başvurucunun söz konusu raporun değerlendirilmediği yönündeki iddialarını istinaf aşamasında da açıkça ileri sürmesine rağmen, Bölge İdare Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesinin eksik gerekçeli kararına atıf yapılarak istinaf başvurusunun kesin olarak reddedildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince karşılanmayan esaslı iddiaların kanun yolu mercii tarafından da gerekçeli bir şekilde yanıtlanmaması, bir bütün olarak yargılamanın adilliğini zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: